kanımca en muazzam örneklerine türk filmlerinde rastlanılan diyaloglardır. ben mesela her zaman sezercik'e gülmüşümdür. bu da gayet tuhaftır aslında. zira kendisi her daim fakir lakin onurlu veleti oynayan biridir. küçük yaşta hayat derdine düşmesi ise hadisenin gülünecek bir tarafı olmadığını gösterir lakin bir de hadiseye şöyle bakın;
günlerden bir gün sezercik yine fakirdir. ki buna şaşırmadınız, eminim.
devamında ise aileye bir katkım olsun mantığıyla bu velet pazarda şeker satmaya başlar.
lakin gelin görün ki şekerler sayılıdır ve bizim sezercik hülyalı gözlerle baktığı o şekerlerden bir tane bile tadamamanın acısını yaşamaktadır. derken mekana zengin bir yaşıtı gelir ve az sonra şekerlerden satın alıp acımasızca orada tüketecektir. diyalog ise şöyle gelişir;
der ve koca bir kahkaha patlatılır. o değilde kahkaha sonrası insan kendini acımasız görüyor. hani bunun neresine gülünür babında. lakin komiktir işte. türk filmi klişesidir, asla değişmez.