her sabah işyerinin servisine binilen durakta iş arkadaşıyla buluşulur.arkadaşın benden sonra geldiği ama servisin henüz gelmediği günlerde hep aynı diyalog:
-aa günaydın gelmedi mi servis daha?
+yok geldi de ben gönderdim, sen gelmedin diye binmeye içim elvermedi. **
hatunumuz yolda tıkır mıkır yürümektedir. 3 kro kenarda oturmaktadır.
ortadaki kro: sen ne güzel bir nesnesin öyle!
hatunumuz : ne?!
ortadaki kro: e bakıyoruz allahına..
hatunumuz : aman be salak şey
der ve yürümeye başlar.
arkadan ortanca kronun sesi duyulur: sen bilirsin güzelim, sen kaybettin.
- Alooo, kiminle görüşüyoruz?
- Ben Mustafa.
- N'aber lan Mustafa?
- ??????
- Nerden arıyorsun bizi Mustafa?
- Şişli'den...
- Ne iş yapıyorsun lan Mustafa?
- Belediye başkanıyım.
mazbut aile çocuğu olan arkadaşınızı işletirsiniz. kıza işvelen cilvelen diye de nasihat edersiniz. kız rolünü iyi yapar çocuk yavaştan coşar hatta kızımızı davet bile eder. o sıra;
mazbut evlat - seni davet ediyim gelsene buraya.
kız - ama olmaz kii (işveli bir ses tonuyla)
mazbut evlat - olur olur ama olmaz göte olur, gel sen tatlım.
kız - nee !?..
telefonda geçmektedir.
nazım - alo melaba ben nazım, doktor binali beyle görüşebilir miyim?
sekreter - hangi nazım acaba
nazım - hastasıyım ben
sekreter - ay ben de *
facebook aleminde texas'a yakın bir yerlerde, titan arum ve arkadası serdar poker oynamaktadır. hollywood tarzı diyaloglar gelişir:
titan arum: olm ayı gibi el var, yatırcam hepsini amko..?!
serdar: sacmalama olm ne gerek var lan..! titan arum: yatırcam amko, uyuz oldum şu ecnebiyi bi kökim*..
serdar: sakın amko, siktiret.. titan arum: hehe, yatırdım amko..
bir kamyon chips yatırılır ve ecnebide flush cıkar, paranın bir kısmı geri alınsa da zarar büyüktür vesselam.. devam eder diyalog:
serdar: dedım sana yatrıma diye amko.. titan arum: ne bilim olm, hırs işte.. gitti zaten amko paralar..
scot marko (nam-ı diğer ecnebi): it is not amko! it is marco, marco!!!!
kahramınımız bu bölümde feci şekilde yataklara düşmüş , hastalanmıştır ve hastalığının ağır geçmesinden dolayı tedaviye cevap vermeyen hapların yerine penisiliniğnelerine maruz kalmıştır .
kısaca kahramımız günde 2 kere iğne vurulmak için hastaneye gitmektedir . düzenli olarak hastaneye giden kahramınımız hastanedeki hemşir ve hemşirlerele kanka olmuştur ...
- hocam hazır mısınız ?
+ hı hıı
iç ses : bu defa acımayacak bak olm ... derin derin nefes al ver al ver al ver ...
iğnenin popoya teması esnasında :
iç ses : anammmm anammm bitiyo olm bitiyo ! nefes al nefes ver ! derin derin ! al ver al ver all...
- hocam siz hangi okuldaydınız ?
+ iğneyi çıkarsak da öyle konuşsak nasıl olurrrr ???
- ayyy ahahaaha
+ hemşire hanım iğnee diyorum
bir ilköğretim okulunda olay şöyle gelişir. türkçe dersinde bir metin okunurken argo deyimi geçer.
öğretmen: çocuklar argo ne demek biliyor musunuz? bana bir örnek verebilir misiniz? *
öğrenci: öğretmenim ben biliyorum.
öğretmen: söyle bakalım ömer ne demekmiş argo
öğrenci: arko krem hocam.
öğretmen:!?%^+
* bakırköy - basınsitesi arasında gidip gelen dolmuşlardan biridir.
ana karakterimizin ineceği yere yakın bir mesafedir.
fakat köşeyi dönmeden bir amcamız dolmuştan inmiş ve köşeyi dönünce bir ablamız müsait bir yerde inmek istemiştir. inmiştir de. ardından dolmuşta sarhoş olduğu çok belli olan abimiz ablamızın arkadasından söylenmeye baslamıstır.
* ''iki adım mesafeyi yürüse olmuyor sanki. iki adım sonra durduruyor iki adım yürüsene be''... gibi
bir sokak sonra ana karakterimizin ineceği yer gelmiştir ve dumur edici olay burada gerçekleşmiştir.
- sayın abimiz için de uygunsa ben burada ineyim kaptan.
aynen yasanmistir. ankara kizilayda dayimin esiyle yururken siyah gozlukleri olan bir adam yengeme capar ve dialog aynenh soyledir.
yengem:kor musun be adam?
adam:evet abla!
adam harbiden de kordur. :(
bir park alanında arkadaşlarla oturmaktayız. sabahtan beri yürümenin vermiş olduğu yorgunluğu bir nebze de olsa atmak için dinleniyoruz. bazı arkadaşlar sigara keyfi yapmaktalar. karşı bankta oturan iki abimiz sigara varmı gibi işaretler yapınca bizimkiler sigara vermeye giderler, akabinde bizlerede gel gel işareti yapılmıştır. gittiğimizde bu iki güzide insanın bizlere verdiği hayat dersini dinlemeye koyulduk;
ahmet abi: aa
fuat abi: fa
biz: b
aa- koçlar hangi okula gidiyosunuz?
b- abi xx okulu.
aa- aferin çocuklar size. bakın çocuklar size büyük nasihatı, okuyun okumazsanız haliniz bizim gibi olur.
o vakite kadar adamların sarhoş olduğunu anlayamamanın vermiş olduğu ciddiyetle abilerimizi pür dikkat dinlemekteyiz.
aa- çocuklar okumazsanız bi bok olamazsınız. bakın benim hergün anam s*kiliyor. fuat abinizinkide hergün s*ikiliyor. yanlışmıyım fuat abi?
fa- ayıp oluyor ama ahmetçiğim ana bacı karıştırma çocukların yanında.
fuat abi açıklama getirene kadar biz çimlerdeki kurtçuklarla bütünleşmiştik. gülmek ile ağlamak arasındaki ince çizgide dans etmekteydik efendim.
kd: olum deprem kaç şiddetinde? b: 4.2 ihsan dede. kd: vay anam vay erzurum'da hep deprem oluyor.. b: ihsan dede sakin ol geçti gitti. kd: yav onu geçtim acaba kayseri'de de olmuşmudur ? b:!?!?
edit: torunlarından sonradan öğrenilen bilgi kayseri'de oğlu oluşu sebebiyle kurulmuştur bu cümle.
üniversite, beden eğitimi dersi. * hoca yabancı, ingilizcesi de pek iyi değil. fitness salonunda mı takılmak istersiniz, yoksa futbol mu oynamak istersiniz diye soruyor:
- so what are you like to do?
+ i like to move it, move it.
- hmm, ok. come. *