patron geldi biraz önce yürüttüğüm bir projeyi sordu.
- şu adamın projesi ne durumda?
- yapı denetim yerine gitmiş gerekli incelemeleri yapmış.
- var mı bir sorun peki?
- herşey projesine uygun, herhangi bir sorun yok.
- o zaman sorun yoksa, sorun yok. (bu nasıl bir cümle ya adamın karşısında gülemedim de ama dilime dolandı artık) *
Yer: xxxx lisesi.
Kişiler: tarih hocası ve öğrenci.
Tarih öğretmeni eli ile sayıları gösterip sormaktadır. işaret parmağını kaldırır:
- yavrum bu kaç?
- bu hocam.
- (ikiyi göstererek) bu kaç?
- iki.
- bu kaç?
- üç.
- (eliyle kurt işareti yapar) bu kaç?
- aaauuuuu.
- pardon gençler arada karışiyor.
bizzat yaşanmıştır. yazar saat 12 civarında arkadaşlarıyla kahvede batak oynamaktadır. telefonu çalar arayan babasıdır.
+alo baba efendim?
-oğlum hayırlı olsun mkü ingilizce öğretmenliğini kazandın.
+e baba ben tercih yapmadım?
-ben yaptım senin yerine hadi hayırlı olsun geç kalma.
+tamam baba.
arkadaş ile galatasaray-rize maçı izlenilmektedir. olay maçın bilmem kaçıncı dakikasında cereyan eder.
ark: abi şu adam şey değil mi ya?
ben: tugay kerimoğlu mu?
ark: evet evet. bu power rangers te oynuyordu değil mi?
ben: nerde nerde?
ark: power rangers te abi.
ben: allah seni bildiğ gibi yapsın emi. blackburn rovers lan o.
ark: haa doğru ya.
akabinde maç izlemeye gülme krizleri eşliğinde devam edilir.
- hocam, benim bi arkadaşım maddi imkanı yetersiz olduğu için dershaneden ayrıldı; ama kullandığı telefonu görseniz süper lüks.
- ayranı yok içmeye desene.
- hocam o sözün devamını niye getirmiyorsunuz? bütün arkadaşlarım söylüyor, orda susup gülüyorlar hiçbir şey anlamıyorum.
- sahi sen 1-2 sene öncesine kadar ingiltere'de okuyordun değil mi? *
- nolur hocam beni biraz seviyorsanız nooluuurrr...
- öhöm öhöm. yani halkımızın bazı durumlarda ne denli yaratıcı olabileceğinin göstergesi bir söz işte.
- (yüzü düşer) ama ben böyle nasıl uyum sağlayabilirim ki ülkeme...
- sen de haklısın yavrum. "ayranı yok içmeye tahtırevanla gider çeşmeye." böyle. bu yani.
- bunun nesi komik? hem niye söylemiyorlar devamını?
- uzun ya. yoruluyorlarsa demek...
ne deseydim ayranı yok içmeye tahtırevanla gider sıçmaya mı deseydim? henüz o derece öz güvenli değilim maalesef...*
- yatmadan önce her gün 20 şınav çekiyorum.(ben)
+ kimin için ? (hatun)
- nasıl kimin için lan ? anlamadım. (ben)
+ kime beğendirmeye kasıyon kendini ben beğeniyorum seni zaten.(hatun)
- ne alaka lan,niye böylesin sen amk ya ? (ben)
+ neyim lan ben piç ? nasıl konuşuyon.(hatun)
- yarmagül gibisin aynı.*(ben)
+ oha ne dedi! bitti tamam mı bitti.(hatun)
4 erkek 2 kız ile yapılan grup dersi sırasında susmak bilmeyen, çenesi açıldı mı kapanmayan ergen yavrularıma ciddi ciddi sinirlenmem sonucu şu minvalde bir konuşma yaptım:
"sınava 1 hafta kalmış, bu ne rahatlık bu ne öz güven? gören de ygs'ye sizin değil benim hazırlandığımı zanneder. ne biliyorsunuz ne öğrendiniz de bu kadar rahatsınız? neye güveniyorsunuz bana da söyleyin ben de rahatlayayım. lan oğlum senin baban boyacı, senin anan evlere temizliğe gidiyor, kızım senin sınava girmene izin verilmesi bile mucize. senin değil dershaneye gidecek otobüse binecek paran yok, senin ablan okumamış ki kardeşim okusun da ezilmesin, senin de kara kaşına kara gözüne değil az adam olmaya niyetlensen olabilecekler namına çene patlatıyorum burada. tamam bu ülkede üniversite mezunu olmak bi halta yaramıyor; ama olmamak hiçbi halta yaramıyor. en azından bi şansınız olur topluma girdiğinizde iki çift laf etmeye kalktığınızda sözünüze kulak verirler, okumayın bakalım ne olacak o zaman? siz kahvede okeye dördüncü olacaksınız siz de münasip görülen ilk hayırlı kısmetle evlenip oturacaksınız aşağı. ya bi susun artık bi susun. bi işin vahametinin farkına varın. ananızın babanızın avroları var da benim mi haberim yok? şurada öğrenebileceğiniz iki satır şey hayatınız demek biliyor musunuz bunu? ama yok, anca lak lak anca şamata anca zibidilik. sizin bu hayatta geyik çevirme lüksünüz yok! geyik çevirme hakkınızı bile söke söke almak zorundasınız anladınız mı? şimdi ya sesinizi kesin adam olun, bir şeyler almaya bakın bu saatlerden ya da çıkın gidin bi daha gözüm hiçbirinizi görmesin." *
epey zamandır ilk defa beni bu halde gördükleri için şaşırdılar, sustular ve dinlediler. ders bitiminde bi tanesi:
- hocam tavla oynamayı biliyor musunuz?
- bilmiyorum, niye sordun?
- içinizdeki mahmut abi'ye tavla öğretelim de arada iki el atarız.
gülmemeye çalıştım; ama ne çare. "ha şöyle, içimdeki mahmut Abi'yi dışarı çıkarttırmayın bana." dedim gülerken.
o zamanlar küçüğüm tabii... msn de biri eklemiş beni. benim adresimin kopyası, sadece bir kelimesi farklı. benim de kabul etmem sonucu yaşanan diyalog;
b: kimsin?
x: ben senim.
b: saçmalama lütfen, söyler misin kim olduğunu?
x: saçmalamıyorum. ben senim.
b: ya canımı sıkıyorsun ama bak benim babam polis. *
K-Abi ben uyurken dişlerimi gıcırdatıyom mu. Gördün mü hiç?
B-Hea. Katur kutur edio.
K-Bruksizm miş onun adı. Stresten bi de başka seylerden oluomuş.
B-Buraksizm mi o ne la?
K-ofsayt hastalığı. FagsgagfFs*.
B-Asdafabhqah*.
hitap sıkıntısı çektiğim kayınvalideme anne demeye karar vediğim ilk gün. telefonu elime aldım. evet bu sefer anne diyeceğim kararlılığıyla aramaya başladım. kayınvalidem telefonu açtı. * ağğğğğğeeeeee napıyosun? *
bir alışveriş merkezinde aşure ve arkadaşları "elit" bir mobilya mağazasına girerler. amaç, evlerindeki top sahası büyüklüğündeki boş salona bir kanepe veya belki küçük bir oturma grubu almaktır.
+ bu kanepe ne kadar?
- hede hödee (mağaza görevlisi öyle uçuk bir rakam söyler ki bizde bet beniz atar)
+ manyak mısınız? bu rakam ne böyle?
- ama efendim bunlar kaz tüyünden imal.
+ (o sinirle) mağazanızda müşteri diye yolduğunuz kazların tüyleri mi???
- eki keki kök.
+ abi twitter' da ronaldo' yu takip ediyorum da adam geçen evinden elinde bir şişe su ile fotoğraf paylaşmış ve éşimdi biraz içki içme zamanı!" yazmış.