- olm sen niye kvp izliyorsun lan, miladı doldu o dizinin. eskiden iyiydi de şimdi sıçtı sıvadı.
+ yok be, hala daha süper. polat müthiş adam.
- ne anlatıyor tam olarak, açıklar mısın?
+ ya işte, iyiler kötüler savaşı var. polat iyi. gladio ve iskender kötü. aron feller diye biri var, tam derin devlet! ama polat iyi olduğu için kötüleri yeniyor çoğu zaman. güzel dizi yani.
7 yaşında ki çekingen kuzenim gül'e yanaşmaya çalışıyordu abisinin arkadaşı alp, lakin utanıyordu gül kimseyi yaklaştırmıyordu yanına....
abisi girdi odaya ve odanın dışında duran gül'e 'hadi bak ayıp olur' dedi 'misafirlerin yanına gidilmesi gerekir' biraz daha utandı gül, yanakları kızardı lakin abisini dinlerdi her zaman, bir adım ileri attı girdi odaya...
bana bir adım yaklaşana ben on adım yaklaşırım diyen tiplerden olan alp lafa girdi;
alp-merhaba ben abinin arkadaşıyım.
gül-merhaba ben de abimin kardeşiyim.
kyk'da kalırken vaktim oldukça kitap okuduğumu gören bir arkadaşımın "bana da bir kitap versene okuyayım" demesi üzerine klasiklerden bir tane önerilir ve;
+ nasıl gidiyor beğendin mi kitabı?
- bir yere gittiği yok ya okuyamadım.
+ neden?
- ya bu ne allasen bir güneş doğacak yok dağların arkasından yüzünü gösteriyor da, ışınları içini ısıtıyor da,
akşamın hüznü ortalığa çöküyor vs...
+ ne güzel tasvir yapıyor işte
- ne tasviri ya adamın tekinin kapıyı açıp odaya girmesi yarım sayfa sürüyor. desin işte güneş doğdu,
adam içeri girdi, akşam oldu... ne gerek var uzatmaya!
+ %&^+%&/.**
bir arkadaşım ve ailesi gene bir yaz hep birlikte bodrum'daki yazlıklarına gidiyorlar. bu arkadaşımın kendisinden bir yaş büyük de bir abisi var ve bu genç adam bazı sebeplerden ötürü o sıralar kendini iyice alkole vurmuş durumda. her neyse bir akşam iniyor gene bu yazlıklarının eğlence mekanına, başlıyor şişeleri ardı ardına devirmeye. oradan geçen bir arkadaşı da çocuğu görünce, haline acımış olacak ki, soruyor;
üç yaşındaki minik kız kolundaki beni göstererek;
-baba bu ne?
-ben kızım.
-sen mi?
-hayır yavrucuğum, onun adı ben. tende oluşan leke anlamında.
-hmmmm burada da küçük görünmüşüm.
-..............
Olay tamamen sevgılı abıcıgımın pıclıgınden ıbaretdır. Olay bızım markette gecmektedır. Kasada duran abım sureklı alısverıs yapan tanıdıgımız bır abıyı dıger musterılerı yedıgı gıbı yer. Adamcagız odemeyı yaparken abıcım sureklı mazlum kartınız var mı dıye sorar (marketın adı mazlum ve oyle bır kart yok) adamcagız aa yok valla ne ıse yarar kı falan dıye sorunca ıste yuzde 30 ındırım uyguluyorduk falan dıye amcacıgı bu sekılde bırkac kez yer. Adam yendıgını farkeder tabıı kı. Daha sonra hırs yapmıs herhalde zaar gıtmıs matbaadan kart basmıs. Dukkana alısverıse geldıgınde abıme:
M-nıyazı bak mazlum kartım var artık ıstıyorum ındırım hehe
N-ver bakıyım
(Adam kartı verır)
N-kar polısı ara dupeduz kalpazan bu adam kartın sahtesını cıkarmıs
M- nıyazı ne dıyosun oglum bak saka yaptım ben
N-sus be abı yasından basından da mı utanmıyorsun
M-ya nıyazı yapma gozunu sevıyım kac yıldır tanıyosun benı
N- ben anlamam abı kar polısı ara cabuk ben hayatımda boyle bır sey gormedım.
-sonuc olarak abıye ecel terlerı dokturuldukten sonra kahkahalarla olaya son verılmıstır. Sızı cok yarmayabılır ama hayatımda gordugum en komık dıyalogdu bır de karsınızda kı adam 50lı yaslarında olup terler dokerken daha da bır komık oluyor.
annemle aramda geçen diyolog :
konu doğum lekemin bir ülkeyi andırmasını anlamamızla başladı
anne:haha dua et ki rusyaya benzemiyor
badi:.....
anne:sovyet
badi:....
anne:lan rusya eskiden çok büyüktü ya
badi:haaa.
-Bak yavrucuğum! Bu akşam yemekte önemli misafirlerimiz var. Dişlerini fırçala, banyo yap, takım elbiseni giy, saçlarını tara, görünüşünü düzgünleştir.
-Neden anne? Akşam yemeğinde beni mi yiyecekler?
bir tekstil markette geçmiştir. olayı aynen aktarıyorum. ben (b); iş arkadaşı (a); turist müşteri (m)'dir.
m kişisi mağazayı gezip gezip 5 lira'lık alışveriş yapmıştır ve kasaya gelip 10 lira uzatmıştır. a kişisi parayı alıp bana verdikten sonra diyalog başlar:
a- five lira for tipbox hea?
m- no, no!
a- no tip?!
m- no...
b- where are you from?
m- england, nottingham. robin hood... heey... (şakalaşıyor bizimle robin hood efsanesi üzerinden biraz da gösterişle karışık)
b- and i know nottingham forest, too.
m- yes, nottingham forest football team. (para üstü verilir ve çıkışa yönelir bu sırada) bye bye!
b- bye bye!
işte burada can alıcı cümle dökülür.
a- bye bye! bye bye! robin hood'sun ama fakire bir şey vermiyon!
yuh yuh yuh ve yuh... adamım bu nasıl bir akıldır yaa.. bahşiş olayından ve robin hood'dan bu cümleyi bu şakayı ne güzel ürettin be iş arkadaşım, saygı duydum adama ve tabi şoke olmuş bir şekilde yarıldım.
arkadaş şehirdışından gelmiştir.bulunulan il gezdiriliyordur.
+sizin burda anne diyemiyorlar mı?
-ne? nasıl
+enne mi diyorlar sizin burada?
-ne ennesi
+anne diyemiyolarmış ya *****
altıncı sınıfta müdür yardımcısıyla yaşadığım diyalog müdürle aynı odayı paylaşıyolar. ilk anda iyi küfür etmemi sağlasada düşündükçe gülmeme sebep olur.
ben:(içeri girip masasına baktıktan sonra)hocam müdür beye bakmıştım.
m yardımcısı: masanın altına saklanıyo görmüyo musun yok.
arkadaşın dedesi ile babannesi televizyonda izdivaç programını izlemektedirler ve arkadaş meşhur soruyu sorar;
+babanne dedemle birbirinizden elektrik aldınız mı evlenmeden önce ?
- evladım bizim zamanımızda elektrik ne arar gaz lambası vardı biz de gaza gelip evlendik.
babaannem ameliyat olacağı sırada kadın doğum hastanesi koridorlarında '60' yaşındaki amcamla bir arkadaşı arasında geçen diyalogtur.
Amcam +
mal adam -
+annem için geldik. Hayrola siz niye geldiniz?
- bizim gelin doğum yapacak da ondan geldik. Sizinki de mi doğum?
+(mal adamın bu sorusu sonrası şaşırır biraz Sonra) yok bizim ki doğum değil. Hadi iyi akşamlar.
Adam gittikten Sonra amcam arkasından söylenir:
-hee, 80 yaşındaki karı doğum yaptı avradını siktiimin gocası.