ailecek yenilen yemeğin sonuna gelinmiş ve herkes tıka basa doymuştur. fakat her zamanki gibi ortada kuş kadar bir salata kalmış ve herkes salatayı birbirine itelemektedir.
ben. baba hadi salatadan iki çatal alda bitsin
babam. lan o salatadan iki çatal alırsam alttan iki çatal sıçarım, sen ye
annem. hayvansın nıhat
kız: ayy hava çok soğuk değil mi?
adam: harbi haa, üşüdün mü kız
kız: evet yaaa
adam: veriyim mi montu?
kız: e sen üşürsün o zamaaaaaan
adam: tabi üşürüm hava eksi bilmem kaç...
kız: gerizekalı neden soruyosun o zaman veriyim mi diye.
adam: ne biliyim amk filmlerde hep öyle oluyo.
benim arkadaşlarım çok düşünceli insanlardır.. bakın bir örneği :
ben köpeğimi yeni aldığım bir zaman..
2 arkadaşlım köpek görmeye evime ziyarete geliyolar **
işte beraber evime gittik falan..
bunlar köpekle oynuyolar..
arkadaşım koltuğun arkasında vardır ya hani böyle sırtını dayarsın büyük bişey.. ha işte onu köpeğime ataraktan :
- : hadi oğlum yakala !! dedi
lan manyak köpek daha küçük.. o yastığın altında kalsa ölür.. neyse..
o yastığı attıktan sonra diğer arkadaşım olaya girdi ve yıllardır bir araya geldiğimizde kullandığımız o cümleyi yapıştırdı :
ben ve iki arkadaş yürüyoruz.
s: hacı hani eski oyunlarda böyle boss'lar olur hani onlar sana bişeyler fırlatır sen kayanın arkasına saklanırsın sonra çıkıp vurursun onu... işte ben oyum.
k:hangisi?
ben: kaya.
memleketten yillanmis fender tonu'nu ziyarete gelen halası anıtkabir'i görmek ister. anıtkabir'e gidilir. müzeler gezilirken bir ara farklı yönlere gidilir... gerçekçi bir his veren ses efektleri arasında savaş müzesini gezen fender, çoluk çocuk tüm aileyle müzeyi gezen bir yurdum insanı ile alman turist kafilesinden 2 kişi arasındaki diyaloğa denk gelir ve oracıkta ölmek ister...
alman turistler kenarda durmuş yazıları okuyup kendi aralarında konuşurken, ailesiyle yanlarından geçen yurdum insanı, almanlara dönerek ve kurduğu cümleyi destekleyen bir el hareketiyle birlikte;
- böyle koyarlar işte... (bunu da türkçe olarak ve sanki daha sesli söylediğinde anlıycaklarmış gibi hafif bağırarak söyler.)
almanlar şaşkın bir ifadeyle birbirlerine bakarlar;
+ was? ich... bıdı bıdı..
- yaa.. yaa.. öyle olur tabii şimdi... der ve bir savaş daha kazanmışçasına mağrur bir ifadeyle ailesini de alarak, arkasında yaşadıklarına bir anlam veremeyen almanları bırakıp yoluna devam eder...
bugün bindiğim takside taksiciyle aramda geçen diyalogtur;
t: (yanından geçtiğimiz, bol pantolon giymiş elemanı göstererek) allah aşkına şuna bak ya! güzel mi bu şimdi? afedersin altına sıçmış gibi! hayır yanlışsam yanlışsın de?
(+) alkol sorunum için gittiğim doktorum
(-) alkolik olan ben
+ liseden mezun oldun. Karne günü neler hissettin?
- çok duygulandım, okulu özleyeceğim de bana onur belgesi verdiler!
+ okula sabah akşam sarhoş gittiğin için mi?
- ...
- basliga bak: " kisa boylu fakir salak cirkin 7 cm penisli insan"
+ benim tersim ne varsa yazmislar.
- (5 saniye sessizligin ardindan) yoo. kisa boylu ve fakirsin. tamam orta boysun, uzun degilsin.
+ istersen bunu karsindaki plazmanin ekranina yazmak isteyebilirsin. ya da xbox'i acip oraya yazabilirsin. ya da o basligi okudugun android isletim sistemli google teknoloji harikasina.
- sen hiç dizi izlemezmisin?
- izlerim.
- ney izlersin mesela?
- leyla ile mecnun dizisini çok severim.
- ıyykk nasıl izliyorsun onu yaaa... ayyy bi'de trt de çıkıyor o dizi.
babamla üniversite sınavına giricek olan erkek kardeşim arasında geçen diyolog.
masada oturuyoruz.
kardeşim: abla geçen gün arkadaşla yarıştık sinek avlamada yine ben yendim. çok iyi yakalıyorum resfleksle farkında olmadan bile yakaladığım oluyor.
babam: sen anca onu becerirsin zaten oğlum ben sana şu sınavı bi kazanama dükkan açıcam bi tane orda istediğin gibi sabahtan akşama kadar sinek avlarsın.*
bilgilendirme: geçmiş zamanda, bir gece sarhoşken şehrin bir çok yerini sprey boyayla boyamıştım
-bu hafta nasıldı?
+iyi güzeldi de hastanenin duvarları çok güzel...
-nasıl yani?
+yüksek ve temiz, bir tuval gibi!
-yoksa...
+evet, belki bir gece o duvarları da boyayabilirim! (gülerek)
-yok canım... büyüdün sen, yapmazsın öyle şeyler. Yapmazsın değil mi? (gülerek)
+bu cümleyi "lütfen boyama duvarları" diye algılıyorum o zaman! (kahkaha atarak)
not: anlatınca komik olmuyor ama ben doktorumla beraber çok güldük.