gnostik kozmogoniye göre pleroma'nın saf ışığından kopan sophia'nın, eril bir eş olmaksızın kendi başına bir yaratım gerçekleştirme arzusu sonucu doğan, kusurlu ve cahil tanrı figürü. aslan başlı bir yılan formunda tasvir edilen bu varlık, annesi tarafından utançla ışık aleminden uzaklaştırılıp karanlık bir bölgeye hapsedildiğinde, kendisinden başka hiçbir gücün var olmadığını sanarak kibrin ve cehaletin doruğuna ulaşmıştır. (bkz: bu noktada benden başka tanrı yoktur)diye gürlemesi, ana akım dinlerinabrahamic religions kapsamında yahveveya allahgibi isimlerle andığı mutlak yaratıcı figürünün, aslında gerçek ilahi kaynaktan yani monad'dan bihaber olan saklaslakaplı bir demiurgosolduğunun kanıtı olarak sunulur.
görünüşü itibariyle aslında tam sembololik bir tasarımıdır aslanın vahşi ve egoist gücü ile yılanın kurnaz, maddeye bağlı sinsi doğasını tek bir gövdede birleştirir. maddi evreni ve insan bedenini kuran yaldabaoth, ruhlarımızı bu fiziksel hapishaneye yani simülasyona hapsetmek için yasalar, korkular ve archonlar eliyle yönetilen dinler silsilesi yaratmıştır. ona göre insan, sadece kendisine itaat etmesi gereken bir köledir oysa insanın içindeki pneumadenilen ilahi kıvılcım, yaldabaoth’un bizzat sahip olduğundan çok daha saf bir kaynaktan gelmektedir. bu perspektifte yaratıcı, hayranlık duyulacak bir baba değil, insanın gerçek potansiyelini keşfetmesini engelleyen bir gardiyan veya blind architect tadında kör bir mimardır.
maddenin bu kadar katı ve karanlık olmasının müsebbibi olan bu varlığın, evreni kurarken kullandığı geometrik takıntılara, black cube meselesine ve satürnbağlantısına ise başka bir yazıda değiniriz zira orası tam bir tavşan deliği. sonuç olarak kurtuluş, nag hammadi kütüphanesi metinlerinde de geçtiği üzere bu sahte tanrıya ibadet etmekte değil, onun cehaletini fark edip gnostikbir uyanışla maddi illüzyonun yani maya'nın ötesine, gerçek ışık kaynağına dönmekte yatar uyanış gerçekleşene kadar ruhun bu kaba maddede hapis kalması ise sistemin en büyük trajedisidir.