yaşarken değeri bilinmemiş, ressam. toplum ilk başlarda kendisini umursamamıştır, belki de alışık olunmayan bir tarza sahip olduğu için. eski kulağı kesiklerden. kardeşine yazdığı mektuplar ilgi çekicidir. ayrıca hayattayken sadece bir tane tablosunu satabilmiştir.
-bir konser uğruna sanki namus davasıymış, hayatın tek anlamıymışçasına yollara düşmeyi anlatan iran yapımı niwemang** filminde , bu baskıya gelemeyen sınırdan geçmekten korkan bir adam kaçar otobüsten. uyarılar sonunda da, grubun şefi uzaklaşmış olan bu adama ateş atar. geri döner. ateş kulağına gelmiştir adamın. kanar durur. sarılıdır. şef de birkaç ressam ismi sayar , birine benzetiyordur , tabi, sonunda , vangogh der, van gogh'a benzedin. tüm otobüs gülüşürler. hiç beklenmedik anda gelen , çok güzel bi' biz seni anlıyoruz van gogh göndermesidir.
-doctor who'nun da kurgusal olarak (gerçi kimbilir belki de gerçekte) yakın arkadaşıdır. özellikle matt smith'li 5. sezon 10. bölümünde ona ayrılmıştır bölüm. ve çok güzeldir. diziyi izlemesiniz de , bölüm önerirlir.
-yakın zamanda , van gogh'un çizgilerinden oluşan , evet bildiğiniz tüm film boyunca dünya'yı van gogh gözüyle ve boyalarıyla göreceğimiz loving vincent filmi gelecektir .
kendisi psikolojide "stickness" olarak adlandırılan; kişiler arası iletişimde karşıdakiyle sürekli konuşmayı istemek ve bu bağını koparamamak, duygusal olarak ona bağlanma hastalığına sahipti. bununla birlikte asabi biri de olduğundan dolayı bu ikili durum kendisinin diğer insanlarla olan ilişkilerinde sorun yaşamasına ve bundan zarar görmesine sebep olmuştur. üstüne çeşitli zamanlarda gelen aşırı depresyon ve duygu değişiklikleri de yaşamıştır. tüm bunların sebebi ise kendisinin temporal lob epilepsisi olmasıdır. bu epilepsi hastalığı normal epilepsi hastalığının semptomlarından farklıdır ve temporal lobda gerçekleşir. temporal lob ise beynin duygusal merkezidir. bu bölge zarar gördüğünde çabuk kızgınlık, agresiflilk ve sinirlilik artar, kontrol altında tutulamaz hale gelebilir. kişi sinir bozucu bir karaktere dönüşür. görsel halüsinasyonlar baş gösterir ve renklerin yoğunluğu artar. aynı kişi renkleri daha yoğun bir şekilde algılamaya başlar. bu hastalığa sahip olanlar başka bir insanın yüzüne baktığında normal bir insanın gördüklerinin yerine bozulmuş şekle sahip bir yüz görür. bu etkiyi kendisinin tablolarında da görebilirsiniz, bunun sebebi budur. böyle bir hastalığı olan van gogh üstüne bile bile absinthe de içerek nöbet geçirme eşiğini kendi elleriyle düşürmüştür. işte meşhur olan kulağını kesme olayı da tam da bu absinth ve epilepsi hastalığı ikilisi yüzünden olmuştur. kısaca toparlamak gerekirse kendisinin tablolarının büyük bir bölümü yine kendisinin hastalığının birer yansımalarıdır ve tüm bu olumsuzluklar onu bir yandan dibe çekerken öte yandan da yaratıcılığın zirvesine vurdurtmuştur.
psikolojik buhranlar yaşadığı için intihar ederek hayatına son vermiştir. çok genç yaşta- bildigim kadarıyla 37 olması lazım- intihar eden, dünya tarihindeki en büyük erken yiten değerlerden birisi olmuştur.
leonarda da vinci´den, boticelli´den, monet´den daha büyük bir ressamdı. hiçbir resim tekniği öğrenmemiş ve kendi kafasına göre oluşturduğu bir teknikle yapmıştır tablolarını.
tomurcuklanmış ağaç dalları konulu şeyleri, gökyüzünü öyle bi hareket halinde tablolaştırır ki...birçok kez duygu yoğunluğundan ağlamaklı olduğum insandır, vincent.
hiçbir zaman kıymeti bilinememiştir. bugün 51-53 milyon euro değer biçilen tablolarının, hiçbirisini satamamıştır, kardeşi var onun ona hep destek olmuş, aslında vincent kardeşinin gönderdiği parayla yaşamış bir adamdı. tek bi tablosunu satabilmişti. parasızlıktan, insanların kendisini hakir görmesinden, toplumdan reddedilmesinden dolayı tamamen yalnız bir hayat yaşamış, ve en sonunda da intihar etmiştir.
toplumsal sınıfın peşinde koşar, zengin ya da soylu tablosu çok az sayıda yapmıştır. yaptığı yıpranmış pis, paralanmış potin resimleri çok ünlüdür....alt tabakadaki insanları koyu, karanlık renklerde tuale yansıtması çok iç yaralayıcıdır. patates eken köylüler mesela...
vincent, tarihte eşine az rastlanır yaratıcılık seviyesinde bir deha idi. yaptığı tablolar, çok yönlü ve çok güzellerdir.
şu güzel videoyu da buraya eklemezsek olmaz...
" eğer vincent geri gelebilseydi, ve paris´ te musee d´orsay´da kendisinin nasıl sergilendiğini görebilseydi "...
Post empresyonizmin öncüsü.Çok acayip ve şizofrenik bir adamdı.Zaten böyle yeteneklerin çoğu şizofren oluyor.Resimlerinde sarının baskın olmasının sebebi de hastalığıdır.En pahalı ve en sevdiğim tablosu:
post empresyonistlerin belki de en ünlüsüdür. Sanayi devriminin toplumsal değişimine denk gelmiş ve bunun diğer post empresyonistler gibi ruhsal maliyetini çekmiştir.
Düşünsenize adam Shire gibi hobbit köy yaşantısında doğuyor, gebze sanayii bölgesi gibi bir yerde yaşamaya başlıyor bir anda..