bin canım olsa bininide vereceğim, vatanseverliğin eşanlamısı, hayatını halkına adamış ve bunun sonucunda tekerine çomak soktuğu itler tarafından adice öldürülen, eşi benzeri görülmemiş ve görülmesi çok zor olan düşünce adamı.
edit: nereden geldiyse bütün gece yazılarını tekrar okudum. nefretmi kusacak yer bulamamam beni parçalıyor, kemiriyor. adam sanki atatürkün reenkarnasyonla tekrar gelmiş hali. uğur mumcu gibi insanalar sadece doğdukları ülkeyi değil, dünyayı daha güzel bir hale getirecek insanlardır.
çok eski bir yazıdan alıntı, bugünlere dek uzanan...
1996...
''Aradan üç yıl geçti...
Sözümüzü tutabildik mi?..
Halimize bakan ağlamaklı olur, Uğur'u sevenlerin dağınıklığına diyecek yok!.. Uğur adına her yıl 24 Ocak'ta toplantılar düzenliyoruz; konusuyoruz...
Sonra dağılıyoruz. Uğurevliya gibi oldu...
Evliya türbelerinde mum yakmak, dinsel göreneğin edilgin eylemidir. Uğur için bir mum yakmak baska sey...
Sürekli eyleme katılmak, alın teri dökmek, örgütlenmek, kurumlasmak, amaçlarımızın kıblesine
doğru yürümek, Uğur'un ömrü boyunca savunduğu fikirleri hayata geçirmek için ortak bir güç
olusturmak, demokrasi ve devrim yolundaki kisi için bir mum yakmak demektir.
'Sen de bir mum yak!...'
Ama mumun alevindeki titresimlere bakarak duygulanmak yetmez...
Yalnız mum yanmasın.
Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..."
** 2001...
''inanılır gibi değil, Uğur'un 8'inci ölüm yıldönümü gelmis çatmıs...
Zaman nasıl geçiyor?.. Hayyam'ın dediği gibi:
"Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti;
Dereden akan su, ovada esen yel gibi.
iki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok:
Gelmeyen gün bir, geçip giden gün iki."
Gözlerimi kapıyorum, Uğur'un iki fotoğrafını yan yana görüyorum: Biri `Ankara Hukuk
Fakültesi`'nde öğrenciyken, öteki durmus oturmus bir yazarken...
Cin gibi, nüktedan, neseli, savasımcı, arastırmacı, kalem sahibi Uğur...
Hayatta olsaydı Türkiye'nin bugünkü haline baktıkça oturup ağlardı Uğur...
Ama, bir an bile umutsuzluğa kapılmaz, ön safta görevini üstlenirdi.''
2002...
''Kim söylemisti?..
- Zaman geçmiyor, biz geçiyoruz...
Kaç yıl geçti?..
Dokuz!..
Dokuz yıl az buz bir zaman değil, 1993'ten 2002'ye varıncaya dek insanlık basdöndürücü bir hızla
yasadı, dünya küresellesti...
Terör tırmandı..
Tırmandı..
Tırmandı..
ABD'yi vurdu!..''
** 2003
Bu yıl terör Hablemitoğlu 'nu vurdu...
Terör sürüyor...
Dünya çürüyüp dökülüyor...
Bu yazıyı geçen yıl Uğur için yazdığım anma yazısının son satırlarıyla noktalayayım:
**
''Uğur bugün yaşasaydı çok da üzülürdü...
Niçin?..
Aradan geçen dokuz yılda medyanın nereden nereye geldiğini, adına 'gazeteci' denilen kimilerinin nasıl değistiklerini görüp kahrolurdu...
21'inci yüzyıla giren Türkiye'de 'sarı basın kartı' nın 'basın' ı gitti...
'Sarı' sı kaldı!..''
seni özlüyorum sevgili uğur mumcu. yazdığın kitapların hepsi kitaplığımda, özlem gidermek için onları tekrar tekrar okuyorum. seni katledenlere lanetler olsun. sen kalbimizdesin, düşüncelerimizdesin. seni hiç unutmayacağız.
bugunku melih asık yazısından da anlıyabilcegimiz gibi ugur mumcu ataturk u ve ataturkculugu anlayan adamların basında gelir gelmis ve gelecek medyada..
> Ataturkculuk ne demektir? Ataturkculuk, kisaca ulusal bagimsizlik ve ulusal onur demektir. Ataturkculuk ozetle antiemperyalist bir kurtulus savasini baslatan ve surduren bir eylem ve ogretidir.
Kurtulus Savasi" nin baslarinda Turkiye Buyuk Millet Meclisi" nin butun programlarinin dayanagi, su iki temeldir : Tam bagimsizlik, kayitsiz kosulsuz ulusal egemenlik..!
Tam bagimsizlik demek, elbette, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kultur gibi her alanda tam bagimsizlik ve ozgurluk demektir. Kurtulus Savasi, kokeninde "antiemperyalist" ve "antikapitalist" dusuncelerin kutsal harcini tasir :
Unutturulmak istenen Ataturk ve Ataturkculuk budur!
Der ki: " Butun dunya bilsin ki benim icin tek yanlilik vardir. Cumhuriyet yanliligi, dusunsel ve sosyal devrim yanliligi..! <
gün itibariyle aramızdan ayrılışının 16. yıl dönümüdür.
"ben atatürkçüyüm. ben cumhuriyetçiyim. ben laikim. ben anti-emperyalistim. ben bağımsız türkiye'den yanayım. ben özgürlükçüyüm. ben insan hakları savunucusuyum. ben terörün karşısındayım. ben yobazların, vurguncuların, hırsızların, çıkarcıların düşmanıyım."
--uğur mumcu
ergenekon adı altında katillerinin arandığı hikayesini yazanların eğer yaşasaydı ilk göz altına alacağı kişi, şimdinin sözde aydınlarından değil özde aydın. 16 yıl önce bizden çalınma sebebi de bu.
o zamanlar oturduğum mâhâl dolayısıyla arabasının kahpece bombalandığı andaki patlama sesine canlı olarak şahit olduğum gazeteci, yazar, aydın bir türkiye sevdalısı.
katledilişinden bugüne tam 16 yıl geçen, yazdıklarıyla ve söyledikleriyle yaşamı boyunca tekerlerine çomak soktuğu soyguncuların, vurguncuların, kötü dışarda softaların, satılmış aydınların türkiye'deki faaliyetleri hakkında o günlerden öngörülerde bulunan ve ne yazık ki hepsinde haklı çıkan, yabancı fonlu günümüz aydınlarının içini boşalttığı "aydın" nitelemesini attila ilhan, necip hablemitoğlu gibi isimlerle birlikte gerçek anlamda karşılayan sakıncalı piyade.
ışık kansu, mayıs 96'daki "SUiKASTTAN SONRA NE DEDiLER" başlıklı yazısında şöyle diyor:
Devletimiz, bütün imkanlarıyla Uğur Mumcu'nun katillerinin bulunması ve adalet önüne çıkarılması için elinden geleni yapacaktır. Bu hususta bütün ilgililere her türlü talimat, tarafımdan verilmiştir.
Önemli olan, bu cinayeti kimin üstlendiği değil, cinayeti kimin işlediğinin ortaya çıkarılması. Bu cinayetin nasıl işlendiği, bombanın nasıl konulduğu çıkar, çıkarılır. Tabii bu, Uğur Mumcu'yu geri getirmez. Üç faili meçhul cinayetin dışında, diğerlerinin nasıl olduğu aydınlatıldı. Onların da aydınlatılmasına çalışılıyor. Bu cinayetin de nedeni bulunacak.
Hükümet olarak Uğur Mumcu'nun katillerinin ortaya çıkarılmasını vaat ediyoruz. Mumcu'nun katillerini bulmak, adalete teslim etmek, suçluları cezalandırmak, böylesi cinayetlerin bir daha işlenmemesini sağlamak, hükümetimizin namus borcudur, bunu yapacağız.
Olay, harici bir mesele ise aydınlatmamız çok zor, dahili ise mutlaka aydınlanacaktır.
...
21 ocak 2009 tarihli bir gazetede TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı Ersönmez Yarbay şöyle diyor:
Geçmişte işlenen birçok karanlık cinayetin aydınlatılması için Mumcu suikastinin de Ergenekon davasına dâhil edilmesi faydalı olabilir.
bir yanımızın yandaş medya, bir yanımızın da doğan medyası tarafından çevrildiği şu günlerde çok daha saygı ile andığımız gazeteci. adam kelimesinin tam karşılığı.
bir zamanlar milli demokratik teorisyenlerinden doğan avcıoğlu'nun yön dergisinde yazarlık yaparken "ordu göreve", "ordu uyanık olmalı"* gibi darbe çığırtkanlarının bilindik kalıplarını sık kullanan ancak olgunlaşma döneminde ideolojik bir dönüşüme uğrayarak gerçek kurtuluşun "daha çok demokraside" olduğunu anlayan, gazetecilik kimliğinin türkiye'de en çok yakıştığı kişi.