Abi 24 sene oldu gideli?
O uğursuz pazar günü Nefise'nin ağlayarak içeri girdiğini hatırlıyorum.
"Kızım ne oldu" diye ayağa fırlamıştı annesi Münire Teyzem. Anne yüreği kimbilir aklına neler geldi?
Hıçkırmaktan cevap veremiyordu Nefise...
Ben Mete ile kağıt oynuyordum. Donmuş kalmıştık hepimiz.
içini çekip sonunda söylemişti "Uğur Mumcu'yu öldürmüşler" diye...
"Ayy... " diye feryat atmıştı Münire teyze.
Ama unutamadığım tepki inci'nin ki oldu. Daha az önce ablasının başına bir şey gelmiş olmasından endişe eden çekik gözlü arkadaşım, daha Nefise'nin içeri girdiği sokak kapısını kapatamadan, tam da koridorda, kapının önüne dizleri üstüne çökmüş- çökmedi de düştü adeta- ağlamaya başlamıştı.
inanamıyordum...
Daha geçenlerde HBB'de (o zamanın televizyon kanallarından) Hasan Mezarcı ile katıldığın tartışma programında nasıl da canına okumuştun.
Cumhuriyet'teki köşende "Kürt Dosyası" adlı kitabının hazırlıklarını yaptığını yazıyordun.
Koştuk televizyonu açtık ve gerçekti.
O ana kadar "Belki yaralıdır, kurtulur" şeklinde aklımdan geçen ihtimaller renault arabanı görünce tamamen yok oldu.
Öyle patlatmışlardı ki bombayı bedenin arabanı park ettiğin duvarın ötesine parçalanarak gitmişti.
Gözlüğün bir taraftaydı.
Son bir içgüdü ile aileni evde bırakıp arabayı çalıştırmaya gittiğin için onlar kurtulmuştu.
Benim bilinçli bir birey olarak gördüğüm ilk gazeteci cinayetiydi.
Abdi ipekçi öldürüldüğünden çok küçüktüm. Sadece anlatılanları hatırlıyordum.
Kamil ve Sami Başaran'ı, Çetin Emeç'i de biliyordum ama o zaman bunun başka meseleler yüzünden olduğuna inanırdım.
Sadece gerçekleri söylediği, daha kötü şeyler olmasın diye uyardığı, Atatürkçü, devrimci, kemalist, yurtsever diye öldürüldüğünü gördüğüm ilk insandın.
Bu ülkeye bu kadar düşman olunur muydu?
Oysa bunlar daha neymiş ki?
En yaşlımız 23 yaşında insanlardık henüz.
Ama bugün 23 yaşında olanlardan farklı bir kuşaktık. Daha iyi olduğumuz anlamında değil ama daha farkındaydık her şeyin.
Şimdi ki genç nüfusu depolitize ettikleri için gençleri suçlayacak değilim.
Ama biz daha özgür bir ortamda yetiştik, daha korkmadan...
Şimdi ki gençler nasıl ezildiklerinin farkında olmadan geçiyorlar press makinasından.
24 sene olmuş demek Uğur Abi?
Ölümünü öğrendiğim yaştan bu yana bir o kadar daha yaşamışım.
Artık kendi çocuklarıma anlatıyorum seni.
Tam 24 senedir bir gün bile atlamadan, çıkarmadan cüzdanımda saklıyorum yeminini...
inşallah da bu yemine sadık kalarak geçer ömrüm
- Atatürk'çüyüm
- Cumhuriyet'çiyim
- Laikim
- Anti emparyalistim
- Bağımsız Türkiye'den yanayım
- Özgürlükçüyüm.
- insan Hakları savunucusuyum
- Terörün, yobazların, hırsızların, vurguncuların, cıkarcıların,düşmanıyım
Çevirdim Anahtarı Apansız Bir Ölüme
Şarapnel Parçaları Saplandı Ciğerime
Ucuz Can Pazarıydı Kan Doldu Gözlerime
isimsiz Korkuları Katmadım Yüreğime
Bembeyaz Doğruları Yaşadım Ölümüne
atatürk neden böyle söyledi: bu ne sakat düşüncedir, bu nasıl zihniyettir
uğur mumcu'nun köşesinden bugünlere mesaj...
uğur mumcu 24 yıl önce bir pazar sabahı evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti.
ardında gazetecilik mesleği adına çok değerli sayısız araştırma, haber ve köşe yazısını miras bıraktı.
yıllar önce yazdıkları bugün dahi birer birer gerçek çıkarken o köşesinden, özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz diye sesleniyordu.
mumcu'nun katilleri hala bulunamadı.
onun ardından türkiye öyle bir ülke haline geldi ki, değil mumcu'nun yazdıklarına, suikastın olduğu yere yapılan anıttaki harflere bile tahammül edilemez oldu. çalındı...
halbuki yazılarında anlattığı gibi o yasaksız bir demokrasiyi savunmuştu.
uğur mumcu, 29 ekim 1986 tarihli cumhuriyet'teki yazısında tam da bugünleri anlatan satırları kaleme almıştı.
mumcu, o yazısında bugünkü başkanlık anayasasıyla tek elde toplanmak istenen sistem değişikliğine, atatürk'ün nasıl karşı olduğunu anlatıyordu.
atatürk'ün meclis'e verdiği önemi vurgulayan, cumhuriyet başlıklı yazısında mumcu, onun görüşlerini şu sözlerle aktarıyordu:
avrupa'da nasyonal sosyalizmin güç kazandığı günlerde atatürk, recep peker'in önerdiği parti modeline(başkanlık sistemi) şöyle karşı çıkar, hasan rıza soyak'ın anılarından aktaralım;
- bu zorbalar kimdir? ha işte orada bahsedilen. bütün kuvvetleri kendinde toplayan, tek partiyi, tabii, dolayısıyla devleti ve ulusu ve yurdu tek başlarına yönetecek olan yüksek meclisin üyelerini diyorum, onları kim seçecek? bu zorbalar kurulu güç ve yetkiyi kimden ve nasıl alacak? hayret! bu ne sakat düşüncedir? bu nasıl zihniyettir? görülüyor ki, varmak istediğimiz hedef, henüz en yakın arkadaşlar tarafından bile zerre kadar olsun anlaşılmış değildir... çocuk, biz öyle bir yönetim, öyle bir rejim istiyoruz ki, bu memlekette bir gün -eğer dünyada hükümdarlık aleyhine gittikçe artan akımlar karşısında kalanlar olursa- padişahlığa taraftar olanlar bile bir parti kurabilsinler.
“yakında yayımlanacak bir kitabımda, kürt milliyetçileri ile istihbarat örgütleri arasındaki ilişkilere ışık tutacak çok ilginç belgeler açıklayacağım!.
dedikten sonra aramızdan alındı!
günümüzde kemalistim demeye utanan, yıllar önce günümüze ışık tutan bu insanlardır anti emperyalist, tam bağımsız, özgürlük ve cumhuriyet'i savunanlar! kemalizmin yoluna ışık olanlar, uğur mumcu, ahmet taner kışlalı, ali gaffar okkanlardır!
Bundan onlarca yıl önce söylemiş adam her şeyi nasıl bir ileri görüş nasıl bir öngörü nasıl bir dik durustur ki, saygı duymamak yokluğunu hissetmemek mümkün değildir birader. Orta doğudan tutta, dincilikten cemaat tehlikesine kadar tek bir tespit şaşmaz mı ? Söz konusu Uğur Mumcu ise şaşmaz. Birde şimdiki kalemşorlara bak ( yazar yazamıyorum elim gitmiyor ) Bir kaçı dışında dik duran gerçekten araştıran kaç tane gazeteci kaldi. Zaten o Bir kaçı dediklerimize baksana onlarca dava açılmış hepsine ancak biliyorum ki dönmeyecekler Uğur abilerinin yolundan...
yaşadığı günlerden bugünleri gördüğü için öldürülmüş bir yazardır. gazetecidir. şimdikiler gibi kaypak değil. düşüncesini sonuna kadar savunan bir kişidir.
Türk tanımını şu şekilde yapan gazetecidir. "isviçre medeni kanununa göre evlenen, italyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza mahkemeleri usulü yasasınca yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen, ve islam hukukuna göre gömülen kişidir." 24 Ocak 1993 tarihinde arabasında patlatılan bombayla öldürüldü. Öldürüldüğünde 51 yaşında idi.
bilgisiyle, cesaretiyle, ileri görüşlülüğüyle, atatürkçülüğüyle, vatanseverliğiyle, bildiği gerçekleri çekinmeden dile getirebilmesiyle unutulmazdır.
mekanı cennet olsun.
kendisini katleden ve geçtiğimiz aylarda ailesine o kerhane mamulü çıkışlı twiti atan zihniyete bir dipnot göndereceğim.
" bir milleti yok etmek için askeri istilaya gerek yoktur. tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak, kısacası ahlakını ve insani değerlerini yozlaştırmak kafidir. "
Sehit olan gazeteci bi bu adama bak bide rok cem gibi ne bok odugu belli olmayanlara gerçi bunlarin bok oldugu bellide kimin boku oldugu daha tespit edilemedi.
altındaki en beğenilen yorum.. daha açık nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum..
--alıntı--
yorumcu:
tuğçe su nurdoğan
yorumu:
Araştırmacı gazeteci sıfatının artık müge anlı'nın adıyla anılabildiği ülkeme
taa 22 yıl önce
22 beden büyük olduğu için
taa 22 yıl önce bugün susturulan
bir koca yürek,
bir keskin kalem,
usta gazeteci..
uğurlar olsun...
--alıntı--
uğurlar olsun. insanlığa, saygıya, sevgiye, özgürlüğe, sorgulamaya... uğurlar olsun.