Kendisine en çok solcuların sahip çıktığı aydın kişi.
ilginçtir bu sahip çıkma olayı o'nu öldüren derin teşkilatlanma ve ağların açığa çıkarılmasında yok olup gidiyor.
uğur mumcu: 22 ağustos 1942 de kırşehir de doğdu. araştırmacı gazeteci olmakla beraber 1965 te ankara üniversitesi hukuk fakültesinden mezun olmuştur. ilk ödülünü 1962 yılında "türk sosyalizmi" adlı makalesiyle almıştır. mezun olduktan sonra askerliğini yapmaya hazırlanırken "ordu uyanık olmalı" sözüyle orduya hakaret gerekçesiyle içeri atılmıştır. serbest kaldıktan sonra ağrı nın patnos ilçesinde "sakıncalı er" olarak askerliğini yapmıştır. 1977 de ona çok dokunan askerlik dönemini rutkay aziz ile birlikte "sakıncalı er" adlı oyunla sahneye koymuştur. daha sonra papa suikastini araştırdı. sonra ki araştırmasında papa, mafya ve siyaset üçgenini araştırmaktaydı. ancak kardeşi ceyhan mumcu nun israil elçisiyle görüşme yaptığını basına göndermesiyle öldürülmüştür. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan ın bir müddet MiT için çalıştığını araştırması gösterildi. arabasına konan bombayla öldürüldü ve suikastida islami Hareket Örgütü, iBDA-C, islami Cihat gibi örgütler üstlendi.
24 Ocak 1993.. Bir aydının daha haince suikastına şahit olduğumuz tarih.. Şimdi bilen bilmeyen,hatırlayan hatırlamayan herkes fotoğraflarını paylaşacak sosyal medyada, Uğur Mumcu'lar ölmez diyecek.. Popülizm ataklarından geçilmeyecek.. Bugün RTE zihniyetine oy veren ve yalakası olan güruh çirkin ağızlarına alacaklar o'nun ismini buralarda.. O'nun kitaplarını okumadan,anlamadan hemde.. Aynı Atatürk'e yaptıkları gibi.. Karşı düşünceye karşı bir savunma tezi yaratmak istiyorsan önce kendi davan üzerine yoğun bir bilgi birikimin olmalı.Ama herşey çok kolay değil mi?Google bir tık ötende.. Biraz okuyun,araştırın,analiz edin ki bu çirkin sisteme karşı kalkan yaratabilelim.illa ki resimlerini paylaşıp özlü methiyeler dizeceksen Uğur Mumcu hakkında; Ölüm yıldönümüne 2 gün kala hakkında biraz birşeyler öğrenip de yaz buralara,görüntü kalabalığı etme ey popülist Güruh!
Şimdiden saygıyla,sevgiyle,ve O'nun gbileri hasretle özlemle anıyorum.. Uğurlar Olsun....
bir toplumda cahiller, benciller, çıkarcılar suiakaste kurban gitmez; aydınlar kurban gider. ülkemizin başımıza gelen aydın bir gazetecinin katledilişi olayını medeni, sorumlu ve vicdanlı insanlar unutmaz ve unutturmaz. çok fazla sahip olamadığımız, karşılaşmadığımız ülkemizin değerli insanı uğur mumcu'yu, ölümünün 19. yıllında yarın hep beraber anacağız. bu yara kapanmaz, kapanmayacak. kendini bilmez, vicdansız insanların düşünceleri nedeniyle aydınlarımız, gazetecilerimizi öldürerek bu ülkeyi karanlığa gömemeyecekler. türk toplumu buna izin vermez! utanın pislikler bu sevgi karşısında.
19 yıl önce kaybettik onu.o gün vicdan sustu,hukuk sustu.hala faili meçhul.o bu dünyada ki en doğru insanlardan biriydi.gazeteciliğin hakkını verdi ve asla inandığı doğrulardan vazgeçmedi.unutmadık,unutturmucaz.sevgiyle yaşatıcaz.
19 yıl önce bugün kırılan faili meçhul kalem. öldüğünü söyleyebilecek biri var mıdır? bunca yıl sonra hala sıcaktır acısı. hatırlıyorum televizyondaki görüntüleri. yanmış bir araba hatırlıyorum. aklım ermiyordu, arabaya üzülmüştüm o zamanlar. aslında yanmış olan türkiye'nin geleceğiymiş. nereden bilebilirdim ki...
19 yıl önce öldürülmüş ama hala failleri bulunanamış aydınımız. faillerinin bulunmasına çaba bile gösterilmiyor. hoş hrant dink davasına bakınca gösterilse ne olur diye de düşünmüyor değil insan. hatta yaşasaydı belki de tutuklu yargılanırdı kim bilir. şu günleri görmediği için seviniyorum aslında. rahat uyu üstad...
"sayın dinleyiciler, biliyorsunuz türkiye cumhuriyeti bir hukuk devrimi yaptı. hukuk devrimi, batılı yasaların resepsiyon yoluyla türkiye getirilmesi demek. italya'dan ceza yasası aldık. fransa'dan idare hukuku ilkeleri aldık. isviçre'den medeni hukuk aldık. almanyadan ceza yargılaması hukukunu aldık. bir gülmece dergisindeki şu tanım olayları yeterince sergiliyor: türk vatandaşı tanımı. diyor ki, türk ne demektir? türk vatandaşı kimdir? türk vatandaşı, isviçre medeni kanununa göre evlenen, italyan ceza yasasına göre cezalandırılan, alman ceza muhakemeleri usulü yargısına göre yargılanan, fransız idare hukukuna göre idare edilen ve islam hukukuna göre gömülen kişidir.
o dönemde böyle yasaların alınması zorunluydu. çünkü toplum bir yol ağzındaydı. ya batılı laik sistem. ya şer i hukuk. mustafa kemal ve düşün arkadaşları, batılı ve laik sistemi benimsediler. 1928 yılında anayasadan devletin islamcı devlet olduğunu belirten maddesi kaldırıldı. 1930 yılında da okullardan din dersleri, 1939 yılında da köy okullarından din dersleri kaldırıldı. bunlar ne için yapıldı laiklik için yapıldı. çünkü dünyada ya olayları teokratik açıdan göreceksiniz, böyle bir eğitim anlayışınız olacak. ya da laik anlayış olacak.
karma ekonomi gibi hem islamcı hem laik anlayış olmaz. ya laiklik ya islamcılık eğitim bu. mustafa kemal ve düşün arkadaşları laikizmi benimsediler. köy enstitüleri olayını bu süreç içinde değerlendirmek gerekir. köy enstitüleri, 40lı yılların başında çıktı. 40lı yılların ortalarına ve sonlarına doğru kapatıldı, yıkıldı. niçin? çünkü türkiye 40lı yıllarda da bir yol ayrımındaydı. dünyada büyük bir savaş yaşanmaktaydı. nasyonal sosyalist rejimlerle marksist rejimler ve burjuva demokrasileri arasında, bunların orduları arasında sıcak savaş yaşanıyordu. türkiye bu sıcak savaşta bu savaşa katılmama siyaseti gütmekteydi. ve bir çeşit duyarlı siyasetle iki tarafın gelişimini de izlemekteydi. ve bir denge politikası izliyordu ismet inönü. cumhurbaşkanı ismet inönü köy enstitülerini destekledi. köy enstitüleri fikri, bugün önemi daha çok anlaşılan tonguç babanın çalışmalarıyla ve düşünceleriyle ideolojileriyle ortaya çıkmıştır. saffet arıkanın bakanlığı döneminde genel müdürlüğe getirilen hakkı tonguç, daha sonra hasan ali yücelle birlikte çalıştı. hasan ali yücel, bugün bakıyoruz, bugün yeniden değerlendiriyoruz, oğlu can yücelin şiirinde yazdığı gibi çağın en güzel gözlü maarif müfettişi. gerçekten bu toplumun özlediği hümanist, ilerici bir aydın.
hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış, mutlaka yıkılmıştır.
cumhuriyet halk partisi iktidarı 49 yılında din derslerini kabul etti, yıkıldı. kurtaramadı bu ödün. demokrat parti 1957de saidi nursinin cübbesini bayrak yaptı. ne oldu? yıkıldı. süleyman demirel 1960ların ortasında nurcuların, tarikatların, süleymancıların sakallarını okşadı. ne oldu? yıkıldı. haçlı seferleri düzenleyen anap ne oldu? yüzde 20ye indi. halka güvenmek gerekiyor.
her kim ki din sömürüsünü kullanır, bir süre yararlı olur belki ama sonunda mutlaka seçim sandığında yenilgiye uğrar. halk affetmiyor din sömürüsünü, affetmiyor halk. bu çok önemli bir olgu, çok önemli bir sonuç, çok önemli bir gerçektir. köy enstitüleri, üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim ilkesini benimsemişti. ve köy çocuklarını atatürk devrimlerinin ve kemalizmin toplumsal yapısını kurmakla görevlendirmişlerdi. ancak şimdi ne oluyor? şimdi aynı köy çocukları köy enstitüleri yerine, kapanan köy enstitüleri yerine imam hatip okullarına gidiyorlar.
gidiyorlar da ne oluyor?
1983 rakamlarına göre diyanet işleri başkanlığında 46000 personel var. bu 46000 personelin 23ü, 23000i ilkokul mezunu. peki o zaman bu ilahiyat fakülteleri ne işe yarıyor? bu islam enstitüleri ne işe yarıyor? bu imam hatip okulları ne işe yarıyor?
ne işe mi yarıyor bunlar? imam, hatip olmuyorlar. hukuk fakültelerine gidip yargıç ve savcı oluyorlar. siyasal bilgiler fakültesine gidip kaymakam oluyorlar.
yapılan bir araştırma, kaymakam yetiştiren bölümün öğrencilerinin yüzde 41inin ilahiyat kökenli olduğunu kanıtlıyor. hukuk fakültesinde okuyup da daha önce imam hatip mezunu olanlara burs veriyorlar. burs verilen öğrenciler de sınavsız yargıç ve savcı oluyorlar. 2000 yılına doğru baktığımızda, vali ilahiyat fakültesi mezunu; emniyet müdürü islam enstitüsü mezunu; kaymakam imam hatip mezunu olacak.
yurttaşın oyuyla bu iktidarı değiştirmek ve devleti tepeden tırnağa ilerici düşüncelerle donatmak; ancak o koşulla köy enstitüleri de kurulabilir.
bugün çeşitli siyasal rejimler depremler yaşıyor bu depremler düşünceleri inançları yeniden değiştiriyor ama biz şu 21. yy a girerken şunu görüyoruz ki türkiyede bugüne kadar sonuç almış en güçlü örgüt, türkiyede kuvayı milliye örgütüdür. mustafa kemal ve arkadaşlarıdır. kuvayı milliye toplumun en önemli sivil örgütlenme modelidir. ikincisi 40lı yıllara rastlayan köy enstitüleridir. ikisi de sivil toplumun vazgeçilmez kurumlarıdır. ideolojide kuvayı milliye tam bağımsızlık ilkesi, eğitim de köy enstitüleri. iki hedef bu. bizler genç değiliz; o ak saçlı delikanlılar gençtir.
kırşehir doğumlu türk gazeteci ve araştırmacı yazar. kalemi o kadar keskin yüreği o kadar cesurdu ki rahatsızlık verdi bir takım güçlere ve 93 yılında hain bir pusu sonucu öldürüldü.
19 yıl önce katledildiğinde dönemin içişleri bakanının 'faillerini bulmak hükümetimizin namus borcudur.' dediği aydın.
bugün anlıyoruz ki faili bulunsa da değişmiyor hiçbir şey.
(bkz: hrant dink)
--spoiler--
eski duvar diplerinde karanlık sular
ay vurmuş gölgelenmiş kuytular
canım oğul, güzel yiğit
al gel kanlı gömleğini, sana nasıl kıydılar?
ben bu yürek yarasını bir gece elbistanda duymuştum
--spoiler--
ve ben bu yürek acısını 2 Temmuz'da da duydum
bu yürek yarası, 24 Ocak'tan da tanıdık bana!
o acı ki; ekim'in 21'inden, ocağın taa 31'inden de tanıdık.
ben bu yürek acısını Ankara'da, Gümüşhane'de de duydum!
ölümünün ardından 19 sene geçmiş cesur kalem. 19 sene geçti, geçti de ne değişti? o gün uğur mumcu'yu katledenler hala aramızda ve başka aydınları, düşünen insanları avlamak için pusuda bekliyorlar. kimse kılını dahi kıpırdatmıyor.
her ne olursa olsun, seni unutmayacağız.