teknolojiye olan yatkınlığı ile de bilinen gazeteci, hukukçu, yazar..
sözlük konseptini büyük bir heyecan ve mutlulukla karşılayacağı şüphesiz olmakla birlikte, aynı sözlükteki "yazar" dimağların 2010 yılında "192 boy 81 kilo üçgen vücut büyük penisli olmak" şeklinde başlıklar açtığını öğrendiğinde öldüğü için mutlu olacaktır muhtemelen.
hatta öldürüldüğü için bile mutlu olabilir belki sol frame'e şöyle bir göz gezdirdiğinde. bilemiyorum...
kemalizm totemlerinden bir başka merhum. aydın olarak abartmaya gerek yok. ortalamanın üstünde bir kemalist gazeteciydi neticede. laikçiydi, devletçiydi, milliyetçiydi..
hrant dink cinayeti yıldönümleri hakkında duygu sömürülü yayınlar yapan basın tarafından unutulmuş kimi haber ve gazetelerde hiç yer almazken kimilerinde ancak aralara sıkıştırılmıştır. ama yine 17 yıl sonra, yine karlı ve yine bir pazar gününde içimizi sızlatmıştır.
edit: ermeni yanlısı veya dinci bir arkadaş kötülemiş hemen. aferin geç bile kalmışsın.
türk gazetecilik tarihinin en büyük, en sağlam kalemlerinden birisi. 17 sene önce bugün evinin önünde öldürülmüştür. kimin yaptığı önemli midir? kimin yaptığı bulunsa uğur mumcu geri gelecek mi? 17 senedir yazmadığı yazıları tekrar yazacak mı? herkes ister suçlular bulunsun ama önemli olan böyle değerleri kaybetmemek. kaybettikten sonra sikmişim cezayı.
aydınsan, kültürlüysen, dürüstsen bu ülkede yaşaman bir o kadar zordur. lafı geldiğinde söyleyenlerin kara talihi. dürüst olanlar sevilmiyorlar işte açık ve net. düşünce özgürlüğü varmış bu ülkede b.k var. tam ortasına bu sistemin ...
hak bu değil huzur bu değil mutluluk bu değil. uğur mumcu tırnağıyla kaza kaza geldiği, başardığı bu yolların sonunda adice bir suikastla öldürülmesi şerefsizlikdir. suçlular bir iki kişi değil daha fazla. içinde bulunduğumuz bu salak düzenin oynatıcısı onlar. evet devlet bu işin içinde. şimdiye kadar faili meçhul cinayetlerin hepsinde devletin izi var. birileri saklıyor dönen dolapları, iğrenç planları ama ben biliyorum ve birçok kişi daha biliyor bu işleri. sonunda yine elimiz kolumuz bağlı oturmak zorunda kalıyoruz ama öyle olmayacak! eylemlerimin sonuna kadar arkasında duracağım.
hrant dink cinayeti aynı şekildeydi ama bir kişi tutuklandı. trabzon'dan gencecik birinin hrant dink'i öldürmeye gelmesinden daha gerçek saklanan meçhul birileri var. devlet bu işin içinde. gazeteci olup bu ülkede yaşamak istiyorsan düşündüğünü yazmayacaksın onların rezilliklerini vurmayacaksın. sonun yoksa hrant dink ve uğur mumcu gibi mi olur. yazık bu düzene şu türkiye'nin kararmış, körelmiş beyinli devlet adamlarına yazık. türkiye'de gazete yazarı doğru insan kalmadı. kimse dürüst değil artık bu sistem yüzünden. şimdi okumaya başladıklarımız yüksel aytuğ, ayşe özyılmazel, şirin sever, ahmet hakan gibi gereksiz şahsiyetler oldu. hepsinin bir tek derdi var magazin ve televizyon. magazinsel yazılar yazıp çok iyi yazarım edasıyla dolaşıp böylelerine de hayran kalıyorlarda kafayı yiyecek gibi oluyorum. ne acı artık bulamıyorum türkiye'De ciddi şeyler. herkes korkak, yapmacık. uğur mumcu olamadığı için sahte şimdi o yok aramızda. sığmadı birilerinin kalbine doğru yazılan yazılar. şimdi ne desem boş olacak düzelmeyecek bu sistem, kirli işler, dönen dolaplar ama ben yine mücadele etmeye devam edeceğim. üstüme düşen görevi yapmaya çalışacağım. uğur mumcu'yu tüm kalbimle anıyorum.
uğur mumcu'nun altangillerin pasaklısı Mehmet Altan'a ithafı: "Marksist dönek Çetin Altanın şu sözlerini Altanın Holding soytarılığı ile görevli iki liberal tosun oğluna hatırlatalım"
22 Ekim 1988 tarihli Cumhuriyette çıkan -Para ve Faiz- başlıklı yazısından.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyorhâlâ.
amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi hikmet.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyorhâlâ."
bir ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında amiral vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali
amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi hikmet.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyorhâlâ."
evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası,
amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyorhâlâ.
uğur mumcu vatan hainidir bu yüzden vatan haini olarak kalacaktır, çünkü o şu memleketini seven dürüst dinazorlardan biriydi...
''uğur mumcu 24 ocak 1993 'de katledildi. yaşam tarzıyla, yazdıklarıyla, işlediği konularla halkını aydınlatan, karmaşık ilişkilerin arka planını okurlarına yansıtan gerçek bir gazeteciydi. bir gazetecide, bir yazarda, halkından ayrı düşmemiş bir aydında bulunması gereken tüm özellikleri kişiliğinde bütünleştirmişti.
uğur mumcu ezber bozan araştırmacı gazeteciliğin akla ilk gelen ismiydi. önyargılara kapılmadan, görünenin, sunulanın, yönlendirmenin arkasındaki gerçeği araştıran, bulan, kanıtlarıyla ortaya çıkaran bir kişiliğe sahipti.
kalemini halkının, ulusunun, insanlığın ortak değerlerinin yararına kullandı. güç odaklarının, toplumun egemenlerinin, sömürünün karşısındaydı. toplumda değişen güç dengelerine göre değişenlerin, dönenlerin, döneklerin, aynaya baktıklarında kendisinden utananların korkulu rüyasıydı.
uğur mumcu'nun kişiliğinin, yaşam felsefesinin ve duruşunun özeti olan sözlerine bakalım :" ben atatürkçüyüm. ben cumhuriyetçiyim. ben laikim. ben anti-emperyalistim. ben bağımsız türkiye'den yanayım. ben özgürlükçüyüm. ben insan hakları savunucusuyum. ben terörün karşısındayım. ben yobazların, vurguncuların, hırsızların, çıkarcıların düşmanıyım." bu sözler uğur mumcu'nun kişiliğinin tanımı olduğu kadar katillerinin de tarifidir. o ulusal kurtuluş savaşıyla kurulan türkiye cumhuriyetinin kuruluş felsefesine bağlıydı. emperyalizme, sömürüye, vurguna, yobazlığa, gericiliğe, bölücülüğe, dönekliğe karşı yaşamını verdiği mücadelesinde gücünü kuvay-ı milliye anlayışından, ulusunun sonuna kadar güvendiği, haklıdan, doğrudan yana tavrından alıyordu.
yukarıdaki sözlerinde tanımlanan iç ve dış sömürgenler, vurguncular, ölüm tacirleri, yobazlar bağımsızlıktan, ulusundan, ülkesinden, çağdaşlıktan, cumhuriyetin kazanımlarından, ezilenden yana bu yürekli kalemi susturmak isteyenler koalisyonunu oluşturanlardır.
uğur mumcu'ya yönelik suikast o'nun kişiliğinde türkiye cumhuriyeti'nin varlığına, ulusal bağımsızlığımıza, çağdaşlığa, atatürk'ün manevi mirasına yöneliktir.
ınsanlık değerlerinden, emekten, ulustan, halktan, çağdaşlıktan, çağdaş hukuk düzeninden yana bu yürekli kalemi susturmak isteyenler amaçlarına ulaşmış görünebilirler.
uğur mumcu, düşünceleri, ortaya koyduğu onurlu çizgi, satın alınamayan kişiliğiyle, toplumumuzda bıraktığı etkiyle katillerinden daha çok yaşayacaktır.''
onu öldürenin peşinde bir medya ordusu var bugün. onu öldürenin otel odalarında nasıl konakladığı, basın toplantılarında avukatları ve yardakçıları tarafından şov yapılırcasına anlatılıyor. onu öldürenin yardakçıları yollar kesip gönüllü korumalık yapıyorlar.
basın onun ölüm yıldönümünde onu öldürenin peşinde. devlet kimden yana bu ülkede? aydın'dan mı katilden mi?
ben atatürkçüyüm.
ben cumhuriyetçiyim.
ben laikim.
ben anti-emperyalistim.
ben bağımsız türkiye'den yanayım.
ben özgürlükçüyüm.
ben insan hakları savunucusuyum.
ben terörün karşısındayım.
ben yobazların,
vurguncuların,
çıkarcıların,
düşmanıyım.
dün sabaha degin arastirarak yazdigim
hiçbir konuyu yalanlayamadiniz.
öyleyse vurun,
parçalayın!
her parçamdan benim gibiler,
beni aşacaklar çıkacaktır.
şeklinde söylemde bulunan büyük gazeteci. 22 ocak siyaset meydanı mumcuyu yakından tanımak adına mutlaka izlenmelidir.
öldürüldüğünde biraz çocukluğumun da etkisiyle ne olduğunu anlayamadığım, aradan geçen yılların sonunda anlattıklarına kulak verdikçe kendi içimde büyüttüğüm ileri görüşlü gazeteci, yazar, aydın kişi...
siyasi düşüncesinin temelinde "halkın iradesine inanmak." olan, düşüncelerini, gözlemlerini anlatabilmek adına iletişimi doruklarına kadar kullanabilen bir aydınlık yüz. bir konuşmasında 2000'li yılları işaret ederek "kadrolaşma" uyarısında bulunuyordu merhum. şimdi yaşıyor olsa "ben size dedim." diyerek bir kenara çekilmez, yapısı gereği anlatmaktan, tekrar tekrar bu çabayı vermekten vazgeçmezdi eminim ki...
"Bir kişiye yapılan haksızlık,
bütün topluma karşı
işlenmiş bir suçtur.
bu bilinci paylaşmak ve
bu sorumluluğu yerleştirmek
zorundayız.
Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci,
özgürlüğün de,
demokrasinin de
tek güvencesidir.
Bu güvence sağlanmadıkça,
demokrasinin temeline
tek bir taş bile konmuş olamaz.
Unutmayalım ki "cesur bir kez,
korkak bin kez ölür".
Önemli olan,
insanın böyle bir toplumda
"mezar taşı" gibi
suskunluk simgesi
olmamasıdır. *
"ben işkencenin olmadığı, düşünce suçunun olmadığı, herkesin silahsız saldırısız eşitçe ve özgürce tartıştığı, dinci partinin ve marksist partinin bir arada olduğu bir düzen istiyorum. ancak o zaman televizyon bütün düşüncelere açıklanır, o zaman atatürk maskesi takmış abdülhamidciler ile daha iyi hesaplaşabiliriz." demiş zamanında bu zaat-ı muhterem, ama bilemezdiki o abdulhamidçiler kendisine ölümden daha yakındı.
bir de böyle buyurdu ki aslında ülkenin içerisindeki karmaşanın nedenine dem vurmak istemiş olması ise muhtemeldir..
türk vatandaşı ;
isviçre medeni kanununa göre evlenen,
italyan ceza yasasına göre cezalandırılan,
alman ceza mahkemeleri usulü yasasına göre yargılanan,
fransız idare hukukuna göre idare edilen ve
islam hukukuna göre gömülen kişidir.
uğur mumcu
devletin katilini bulmak için çabalamadığı gazetecidir. arabasına bomba koyanların iran kaynaklı bir islam örgütü olduğu söylense de; bana göre pkk'nın tsk ve devlet içindeki kadrolaşmasıyla ilgili topladığı belgeler nedeniyle öldürülmüştür. buna ergenekon da dahil edilebilir. askeriye çıkışlı fakat seri numaraları silinmiş silahların sınırda pkk'ya teslim edilmesiyle ilgili belgelere ulaşmıştır. bu belgelerin abd ve israil'e kadar uzandığı gerçeği göz önünde tutulursa, bu iki devletin istihbarat birimlerince öldürüldüğünü ve devletin de olayın üstüne bilinçli olarak gitmediğini düşünüyorum. ayrıca kendisi yakın çevresine öcalan ve mit arasındaki ilişkiler hakkında da belgeler topladığını söylemiştir. ancak bu ve bunun gibi belgeler uğur mumcu'yla beraber yok edilmiştir. cesaretinin bedeli ağır olmuştur.
"Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.
hakkında kısa ve öz bir yazı;
--spoiler--
Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu'yu ortadan kaldıranlar bu işin ilk provasını 1990 Ocak ayında Muammer Aksoy ile yapmışlardı. Kesin olarak bildiğim bir şey var. Bu üç siyasi cinayet, amaç bakımından da, işleniş bakımından da birbirine çok benziyor. Birini yapan diğer ikisini de yapmıştır. Adettir, devrimler kendi çocuklarını yer. Ülkedeki kopkoyu bir baskı rejimini yıllarca uygulayanlar, özgürlüklerin kapısını yıllarca aralamak istemeyenler, bu davranışlarıyla Türkiye'yi bölünmenin eşiğine kadar getirenler, gizli ve karanlık iktidarlarının bir süre daha devam etmesi için kendi adamlarını kurban vermekten çekinmediler.
--spoiler--
darbeciler, postal meraklıları, ergenekon'un avukatlığını yapanlar, halen nasıl savunabiliyorsunuz bu terör ayaklarını?
insan sıfatını sonuna kadar hak eden; bu topraklarda bu topraklar ve daha güzel bir dünya için yaşamış, fikirlerini cesurca söylemiş zat. unutmadık seni. nazım'ın sözüne istinaden "sen yandın da karanlıklar çıktı aydınlığa". hayır, unutmadık seni. ateşin sönmesin diye her an düşünce atacağız. ateşin sönmesin diye..an gelecek kendimizi atacağız. ey uğur, uğurlar olsun.