bir türlü başımdan def edemediğim olaydır. lan sabah 7de kalakacan 9da ders var diyorum dinletemiyorum beynime. zaten okul taa ebesinin yerinde okula gitmek için 2 saat erken kalkmak gerekiyor bi de sen uyuyama. çok güzel! ama bunlar hep sömestrde sabahlamaktan kaynaklı. tabi vücudun dengesini bu kadar bozarsam olacağı buydu.
not: bu arada bahar dönemine çayyolu metrosunu bitiremeyenleri de saygıyla anıyorum burdan. lan açın artık şu amk. metrosunu. şu okula gidiş 20 dk.ya insin artık yeter ya. Ayrıca beytepeye Kampüs açan zihniyetin de ta amk.
şu sıralar benimde epey çektiğim baş belası. saatlerce oraya buraya dönmeler, kafada dolaşan bin bir düşünce, çişe kalkma odanın etrafında dolanma. baş ucuma votka şişesini koyup öyle yatağa giriyorum. alkolik olacaksam olayım napayım artık sikiym beynimi rahat dursaymış ibnetor.
Hala aklıma geldikçe gülüyorum o gözlüklerle tatlılığına. 4 göz diye dinlendirici taktığım halde benimle dalga geçerdi şimdi kendisi de 4 göz olmuş. balık gözlerine nazarım değdi. Ama hala 1 numarasın bebek.
kafanda o kadar soru işareti ve belirsizlikler varken nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor olduğumdur. uykunun imansızlığını, zalimliğini özellikle hissetmek zorunda kalıyor insan böyle gecelerde. uyku, hain bir sevgili gibi bazen; kanına girip birden uyuşturuveriyor seni tatlı tatlı. anlamıyorsun nasıl daldığını hülyalara, başka bir aleme. uyku bazen de öyle inatçı ki divan beyitlerindeki gonca ağızlı sevgili misali. hayatta almaz kapısından içre. işte belirsizlik ve sorular böyle alıveriyor kıskıvrak pençesine ve uyutmuyor. hasret kalıyorsun uykuya. alışıyorsun kıpkırmızı kesilmiş gözlere. belki de ağlamaktandır, uykusuzluğa eşlik eden hain arkadaş.
gün boyu uyumazsın ortalıkta mal gibi dolaşırsın şu laneti yenmek için gece olur işte şimdi fosur fosur uyuyacam dersin ama uyuyamazsın. bunun ne kadar acı bir durum olduğunu ancak yaşayanlar bilir.