eğer bu illet olmasa çok şeye katlanır insan. uyuyamamak nasıl çözümsüz bir şey ama. tıbbi bir sorun yok, hastalık sayılacak kadar uzun saatler uykusuz bırakmıyor. yine de insanın hayatına koymayı başarabiliyor. gece mutsuz değilsin, oyalanmak istemiyorsun. uyumazsan canın sıkılacak ve ertesi günün kötü geçecek, yatıyorsun yatağına olmuyor, bilincin kapanmıyor. bir saatte yakın zaman geçiyor bu şekilde. kalkıp bi şeyler okuyorsun ya da sözlüklere, twitter'a göz atıyorsun, zaman geçiyor, sıkılıyorsun. uyuyamıyor olmak ve uyumak yerine daha ilgi çekici bir şey bulamamak, uykusuzluğun sonuçlarına katlanacağını bilmek kalan enerjini de tüketiyor. üzülüyorsun, tadın hepten kaçıyor. mutsuz oluyorsun ve hala uyuyamıyorsun. ta ki sabaha doğru beynin yorgun düşüp sızana kadar.
kafası bin bir dertle, maziyle, olmuş olanlar ve olacak olanlarla fazla haşır neşir kişinin başına gelmesi muhtemel durum. (bkz: kişi kendinden bilir işi)
icinde bulunduğum durumdur. Artık bıkmaya başladığım ama bir çözüm bulamadığım kafamda trilyon tane düşüncenin dolaşmasına neden olan saçma sapan bir olay. Her gün bir umut deyip yatağa yattıktan sonra 3 saat gecmis ve bı bakmışsin evin her köşesinde sigara icmissin yatabilecegin heryerde bir kere gözünü kapatıp uyumayı deneyip başarılı olamamışsın halidir benim için.
Onsuzlukla savaşmaktır. Tüm düşüncelerinde o vardır, ve artık hayatında olmayacağını kabul edemediğinden zihnin kavga halindedir. Bu haldeyken uyku diye bir şey kalmaz. Erkenden uyurken şimdi bu saat olmuş hala gram uyku girmemiştir gözüne. Sonra twittera girersin ve bir bakarsın ki O da uyumamış meğer. Oysaki O en geç 12de yatan insandır. Demek ki o da uyuyamıyor. Büyük bir sevinçle oh çekersin. O da üzülsün, düşüncelerinden çıkaramasın beni, onun da uyku girmesin gözüne üzüntüden. Oh. Iyi geceler.
denenen onca şeye rağmen yine elde kalandır. önce hiçbir şey yapmadan uyumaya çalışılır. bu eylem başarısız olunca; müzik dinlenir, kitap okunur, televizyon seyredilir ve bu eylemler 1 de başlar. ancak saat 5 olmuştur yinede gözlerde gram uyku yoktur.
Lise yılları; aşk acısına karşı koyamadığım tek şey uykuydu. Fosur fosur uyuturdu ne ala. Şimdi koltuğumun altında öyle saçma bir ağrı var ki. Uyutmadı.
işsiz bir mezun olmamın belkide en iyi tarafı öğlene kadar uyumakken başa gelebilecek kötü bir vaziyettir. sabahın şu saatinde uykumun en tatlı yerinde olmam gerekirken entry yazıyorum!