karanlıktan bıktırır. sabahı, günün doğuşunu değil de o en puslu ve dahi en güneşli, hatta en sakin olan o anlarına hasret bırakır.
önceki gün sabah 11 de kalktım. dün gece 4 olmuştu en son halen uyumaya çalışıyordum. ondan 3-4 gün önce sabah 8 de kalktım. gece 3'ten bayağı bir sonra uyuyabildim. her günün 3 saati falan yatakta dönerek geçiyor ve gerçekten sıkıldım. öğlen vakti bir kargaşanın ortasına uyanmaktan bıktım yıllardır. çok özeniyorum lan uyuyan insanlara.
Sabahın 4 ünde yatıp 7 sinde tekrar uyanan (erken kalkmam gerekmediği halde) ve hala bu saate kadar uyumamış olup uyumayı düşünmeyen benin yaşadığı durum.
Süreğen psikiyatrik hastalığı bulunanların kesinlikle kaçınması gereken. Sağlıklı bir insanı yeterince hasta ederken kafası sağlam olmayan birine neler yapabileceğini siz tahmin edin.
Saçmalatmaya başlıyor insanı, bir yerden sonra hareketler otomatikleşmeye filan başlıyor, farkında olsanız da durumun, düzeltecek mecali kendinizde pek bulamıyorsunuz.
eluned summers bremn imzalı yky'den çıkmış olan, uykusuzluğun kültürel tarihi üzerine ilginç bir kitap. modern şehirlerdeki uykusuzluğu analiz ettiği bölümü oldukça şaşırtıcı ve keyiflidir.