uludağ roman 8

entry253 galeri0
    176.
  1. bim de raflardaki saray biskuvilerinden sorumlu bayana kesik atmaya başladım. o da bana bos degildi biliyordum. bana bakıyor gulusuyordu "sırfıntı" dedim içimden. o sırada sag tarafa yatan aleti sola cekeyım derken cebimde evden cıkarken yanıma aldıgım metal kutudakı ugurlu prezarvatifleri yere dusurdum.
    patronla goz goze geldık.
    0 ...
  2. 177.
  3. "yok artık" dedim.
    bir daha asla oraya dönmem dedim.
    hemen koşmaya başladım...
    attım kendimi dışarıya..
    karanlığa doğru koşuyordum, az bir zaman sonra tamamen karanlığa karıştım.
    nerde kalacaktım ben?
    hatunda kalalım diye düşünürken prezervatifleri de düşürdük, o işte yattı.
    ne yapmalıydım?
    0 ...
  4. 178.
  5. intihara karar verdim. Çok ani oldu. Ölümümün ne şekilde olacağının hesabını ayaküstü yapmaya başladım.
    0 ...
  6. 179.
  7. ama bu panik ve korkudan dolayı alınmış acele bir karardı. sen onca hapishaneden kaç binbir zorlukla. sonra intihar et. olacak iş değildi. başka bir şey düşündüm. beni böyle tanıyabilirlerdi. bu kadar rahat dolaşmamalıydım. puslu bir hava hakimdi sokaklara. aklıma ilk önce kenar bir mahallede oturan arkadaşım recai geldi. sır tutmasını iyi bilirdi. apar topar onun yanına gittim. kapıyı çaldım. kısa bir görüşme olmalıydı bu. içimden geçirdiğim tek şey bana bir araba bulabilmesiydi. evin önüne gelmiştim sonunda. kendimi toparladım ve zile bastım gecenin bir yarısı. kapıyı açan recai'ydi.
    0 ...
  8. 180.
  9. "lan ne yaptın sen" dedi.
    "lan mı? canın saolsun recai" dedim.
    bütün t.v.lerde senin haberin var...
    "ne b.k yicez şimdi" dedi.
    2 ...
  10. 181.
  11. recai kapıyı gaffur pijamaları ile açtı evden yogun bir sigara, ter, ayak ve g.t kokusu yuzume yuzume vurdu.
    "nasılsın yigenim?" dedi recai.
    "hoca" dedim olay boyle boyle "al beni, sakla" dedim.
    recai evde kankaları olan necmettin ve şevketin oldugunu söyledi.
    bu ikisini sevmezdim hic, hep recai yi kullanırlardı.
    "recai can, kardes " dedim "onlara ragmen yinede geliyorum, zor durumdayım, kaykıl" dedim.
    1 ...
  12. 182.
  13. recai sen benim çocukluk arkadaşımsın. sana güvenip buralara kadar geldim dedim. o da "tamam tamam bakarız çaresine" dedi. konuşması içimi rahatlatıyordu. recai dedim, "benden sonra neler yaşandı?" o da anlatmaya başladı.
    1 ...
  14. 183.
  15. o an recainin tek gözünü çıkardıktan sonra, saçlarını tel tel yolup, kafaderisiyle kemerimi süslemeye karar verdim.hızlı düşünmem gerekiyordu.üstelik şömineye ceset saklayacak kadar zenginde değildim.ben bunları düşünürken aniden telefonum çaldı.arayan bir sığır yetiştirme çiftliğinde görevli olan amcam donald'dan başkası değildi.
    1 ...
  16. 184.
  17. "sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı
    sen gittin ya pencereme birgün güneş doğmadı.
    sen gittin ya, senden sonra mutluluğum olmadı,
    senle geçen günlerimin değerini bilmedinnnn"
    şarkısı çalıyordu içerideki radyoda..
    selami şahin'in şarkısı eşliğinde anlatmaya koyuldu..
    0 ...
  18. 185.
  19. boyle gel gitler icinde gittim geldim.
    ancak sonra recai, necmettin ve sevketin seslerine uyandım.
    ben uyurken onlar salonda gulu gulu dansı yapıyorlardı.
    "lan ıkı dakıka akıllı olun polıs benım pesımde" dedım, "streslıyım sizide keserim, zaten gıcıgım tıpınıze" diye cıkıstım.
    necmettin yanıma geldi ve "ya kanka ne olucak polıs benımde pesımde sende katılda sole guzelınden dortlu bir gulu gulu dansı yapalım sonra plan yaparız ha? olurmu babus?" diyerek benı sakınlestırdı.
    plana gore amcam donald ın yanına necmettinin caldıgı paralarla yasadısı yollardan arabistan uzerınden gidicektim.
    sabaha kadar plan yaptık.
    aklım hala haftada bir ters ılıskıye girdigim yarım elma sevgilim ve tavuskusu nurideydi acaba ıkısıde ne yapıyordu sımdı?
    hele oldurdugum gardıyan cizmeli fındık sekiz o simdi cennetemiydi acaba diye dusuncelere daldım kanapenın ustunde gulu gulu dansını ızlerken.
    0 ...
  20. 186.
  21. abi burda *
    neyse biri devam etsin
    1 ...
  22. 187.
  23. amcam donald rüyasında tüm çin nüfusunun ani ve kararlı bir şekilde hep birlikte zıpladığını ve akabinde amerikanın yerlebir olduğunu görmüştü.sesi oldukça telaşlıydı.bende küçük erkek kardeşim böcek niyaziden yardım almaya karar verdim.acaba ne olacaktı.
    1 ...
  24. 188.
  25. birara recai nin sesine uyandım " abi burda s.ctk ! " dıye bagırıyordu.
    Ben evi polis bastı sanmıstım megersem rektumunda sorun olan necmo zıplarken altına kacırmıstı.
    0 ...
  26. 189.
  27. "çalan şarkıyı duyuyor musun? neyi hatırlatıyor sana?" dedi recai. önce bir şey bilmiyormuş gibi davrandım. sonra yutkundum. sonra da gözlerim doldu. recai'nin omzuna başımı dayadım. doğrusunu söylemek gerekirse koltuk altı kokuyordu ama hissettiklerim yanında bu kokunun bende yarattığı etki bir hiçti. evet... küçükken beraber saklambaç oynadığım, ip atladığım hatta uğruna nice kavgalara giriştiğim hacer'i hatırlamıştım. yok yok ona aşık falan değildim, onu bir bacı olarak kabul etmiştim hep. ama recai'nin anlattıklarına göre onun bana karsı hissettikleri bambaşkaydı ve benim gidişimle birlikte yıkılmıştı. peki recai dedim şimdi ne yapıyor hacer?
    0 ...
  28. 190.
  29. hacer yıllar evvel kuzey dakotaya yerleşmiş iki odalı bir balkabağının içinde ona tapan eşi ve birbirinden mükemmel 4 çocuğuyla beraber huzurlu bir hayat sürmekteymiş.
    1 ...
  30. 191.
  31. üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.
    boş hisler beslemiyordum. ama şuan darda olduğum için gittiğimi sanabilirdi.
    duygularını incitebilir, kendi amacım için kullanıyormuş gibi görünebilirdim.
    e ona tapan bi de eşi varmış.
    "a.q hiç şans bırakmıcak mı bu hayat bana ya" dedim sinirle kendi kendime.
    0 ...
  32. 192.
  33. sabah ılk ıs necmettinin paralarıyla ozel ucakla arabistana ordanda ver elini dakotaya hacer ve amcam donaldın yanına dedim kendıme.
    huzurla haceri hayal ederek uyudum ama aklıma bim de dusurdugum metal kutudakı ugurlu prezolarım gelınce oksuz gibi hissettim kendimi.
    1 ...
  34. 193.
  35. 194.
  36. gibi hissettim kendimi.
    bütün ruhum çıktı sanki bedenimden..
    vatanımdan toprağımdan ayrılacaktım..
    1 ...
  37. 195.
  38. ama hacer için değerdi. onun üzüldüğünü düşünmek bile kalbimi yaralamaya yetti. ona "burdayım hacer, yanındayım" demeyi onur meselesi haline getirmiştim. bu iş ya olacaktı yada olacaktı. ama polisler çoktan havaalanlarını, garajı vs tutmaya başlamışlardır dedim. tek yol vardı. bir mülteci olmak... hapisten nasıl kaçtıysam cnım pahasına da olsa buradan da gidebilirdim.
    0 ...
  39. 196.
  40. recai bir baletti ama yürümeyi yeni öğrenmişti.annesi yaşlı kambur bir sopranoydu ve bir meleğin tecavüzüne uğramıştı.recai sırtındaki iki küçük kanadı herkesten saklardı.bir tek bana göstermişti.recai birden bana dün gece ne rüya gördün diye sordu.bir anlam verememiştim ama anlatmaya koyuldum.
    0 ...
  41. 197.
  42. ucak havalandıktan sonra havalımanında yuzume degilde pis pis gulerek aprona bakan recaiyi hatırladım.
    "neyse" dedim. "yolum uzun pılotla iki cene calayım yol anca gecer" diyerek ozel ucagın cockpitine girdim.
    birde ne goreyim?
    0 ...
  43. 198.
  44. o mapustaki dede de orada...
    "aman allah'ım bu bir rüyamı yoksa?" dedim.
    dedeye bakarak..
    0 ...
  45. 199.
  46. gözlerime inanamamıştım.bu gerçek olamazdı.oh my god demek isterdi şu deli gönül ama tuttum kendimi onun yerine h..iktir dedim..
    2 ...
  47. 200.
  48. mapusdaki bombadil dede ucağı kullanıyordu.
    bana dakotaya 10 dakıka gitmek ıstersen soracagım suale bir kerede cevap ver dedi.
    "dede .mına koyayım" dıyecektım ama durdurdum kendımı.
    tekmesi kuvvetlıydı dedenın, beni hapsıhane duvarının ustunden top gibi asırmıstı nede olsa.
    sorusunu sordu dede.
    "bir trenim var gittigi yeri dumduz yapar? "
    "acaba nedir?"
    gurleyen sesi sankı ucak motoru gibiydi.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük