martin bu işte bir ibnelik olduğunu anlamıştı. ama zraz'ın cazibesine kapılıp yemeğe başladı.
fakat piç garson zrazın içine ilaç koymuştu. martin uyuyakalınca, garson martine tecavüz etmeye başladı.
tam o anda sarsıntıya duyarlı martin uyandı.
martinin uyanması garsonu deliye döndürdü.
tabakla martinin başına vurdu ve bayılttı.
sonra tecavüzü bitirince mutfaktan aldığı tavuk makasıyla martinin kolunu ve bacağını kesti, en sonunda gövdesini de parçalayan garson ne yapacağını düşünürken, martinin ceset parçalarını bavula koyup çöp konteynırına attı.
martin'in cesedi 1 hafta boyunca çöp konteynırında kaldı. çünkü belediyede çalışan çöpçüler 1 aydır iş bırakma eylemi yapıyorlardı ve bu yüzden şehri bok götürüyordu.
Bütün kahramanlarin bi anda bittigi romana zall müdahele etti. bütün yazarlari ip gibi dizip sira dayagi atacakti ama o an farketti ki sira dayagi atmak icin masa ve sira olmasi gerekiyordu. hemen sözlügün marangozu izzet abiye haber saldi, bütün gelismelere kulak misafiri olan zall'in annesi neriman anne tüm ihtisamiyla zall'in odasina girdi. sen ne haltlar karistiriyon zall? zall'in cevap vermeye yeltenmesiyle kafasina terligi yemesi bir oldu. isler iyice sarpasariyordu. annesinden izin isteyip sokaga zor atti kendini. aksam ezani okunmadan eve gelecegine söz vererek koparmisti bu izini, cünku aksam ezanindan sonra yerler kilitlenirdi. Uzaktan bir siluet belirdi, zall'in abisi geliyordu. hemen uzaklasmasi gerekiyordu ve oyle de yapti. apartmanin arka bahcesinin duvarina sindi, halk arasinda amele oturusu denen sekilde kollarini dizinin uzerinden sarkitarak yere çömmüş aksakalli dedeyi bekliyordu ama bu bekleyis bosunaydi bok gelirdi aksakalli dede.
gün neredeyse ağarmak üzereydi. albırt bir türlü uyuyamamıştı. aklındaki sorular içini bir kurt gibi kemiriyordu adeta. yatakta doğruldu. mutfağa girdi. mutfak son derece minimal bir tasarıma sahipti. beyaz dolabı açtı. kendine bir fincan aldı ve suda çözünebilir kahveyle kremaya uzandı. ketılda ısıttığı su ile kendine bir kahve yaptı. çalışma odasının camının kenarında duran rahat berjere kuruldu. kahvesini yudumlarken dışarıyı izliyordu. havanın rengi kısa bir süre sonra cenifırın telefonuna gelecek mesajın habercisi gibiydi. sabahın köründe bu kim olabilirdi?
kesme şeker boyutlarındaki bu nesne aslında sucuklu yumurtanın bir kapsüle sıkıştırılmış haliydi, gelecekteki albırt ın bu davranışı henüz 2013 yazarlarının çözebileceği bir davranış değildi.
ağza verme sırası albırttaydı şimdi. pantolununu çıkarıp aşağı indirdi. hava biraz sıcaktı, pantolonu astı.. buzdolabını açıp salatalık yer misin diye sordu.