şimdi bunlar hani ateş etrafında dans ediyorlardı ya, hah, işte uzaylılar bunları izliyorlardı o sırada. çünkü cuma elindeki zikirmatikten hallice, alet ile sürekli haber yolluyordu. uzaylılar hala izlemkte, uygun zamanı kollamaktaydılar.
albırt, danseden yerlilerin sıfatlarının insanlarınkinden değişik olduğunu farketti.
bir anda Marshallmathers albırt' ın karşısına çıktı ve
-Ne oluyor lan sana,sen kimsin kitap karakteri olacaksın dedi,
Albırt şaşırmıştı,Marshallmathers Albırt'a bir araba zopa attıktan sonra tuvalete doğru yola çıktı.
-THE END-
albırt, "bu romanı kendi kafasına göre bitirmek taşşak ister kanka" dedi. "zira, arasıra sırf bu roman için sözlüğe girenler oldukça..." diyerek ekledi.
adam kafasındaki düşünleri odada bırakıp dışarı çıkmıştı, kim bilir neyi düşünüyordu.Neyi düşündüğünden çok nasıl düşündüğümü önemliydi aslında ya da düşünemese mi önemli birey olurdu toplumda ?
bu sırada düşünceler odayı sarmaya başlamıştı, her yer düşünce kokuyordu, evet evet her yer buram buram düşünce kokmuştu. düşünce yavaş yavaş odadaki kitapların, masanın ve defterin içine sinmişti.defter de kokuyordu artık düşünce kokulu defter olmuştu o, peki ya silah?silahlar kokmazdı, bunu düşünceyi bırakan adam da biliyordu.çünkü adam ; adam öldürme düşüncesinin adamıydı,adam adam öldürmüştü çok kez.öldüremediği tek şey adam öldürme düşüncesiydi, çoğu kez karanlıkta kuytuda yakalamıştı bu düşünceyi ama hep bir yerler de unutmuştu bu düşünceyi, odada unuttuğu gibi hep başkalarının üstüne sindirmişti bu düşünceyi, bu ceset kokulu düşünceyi.
sementha bu duruma aldırış etmedi ve omzunu silkti. gitmem gerek bayım diyerek karanlıkta kayboldu. sementha nın nereye gittiğini merak eden albırt kızi takip etti...
Sokagin sessizligi tüyler ürperticiydi, öyle ki igne düsse şıngırtısı cümle alemi uyandirırdı. Ketrın önde sementa arkada en arkada da albırt takipteydi, birbirlerinden bihaber. Tam o anda kulaklari sagir eden bir ses duyuldu. Kuyrugunda teneke bagli bir kopek sokaga bodozlama dalmisti. Birbirlerinden bihaber yürümeye devam ettiler. Albırt' in beynini kemiren kurt gittikce büyümeye baslamisti. Sementa ketrin'in pesinde ne bok yiyordu.
bunun üzerine hulk daha çok sinirlendi. Kaşlarını martı şekline sokarak sinirli olduğunu belli etmeye çalışıyordu. remzi ağabey daha fazla dayanamadı ve hulk'un kaşlarına simit attı.
albırt nah ölürdü. daha yaşayacağı çok şey, samantha ile paylaşacağı günler vardı. albırt, sementha yı da yanına alarak tatil yapmayı planladı. hayalinde, karayip adalarına doğru bir mavi tur vardı.
güneş alabildiğince ısıtıyordu içini albırt'ın. tabi dinlenmesi hakkıydı. kendinibilmez yazarlar, oyuncak etmişti albırt'ı. bir anda barda içkisini yudumlayan sarışın bir bayan gördü.
uzun uzun konuştular. liela, polonya göçmeni amerikalı bir anne ve türk bir babanın tek kızıydı. amerika da eğitim görmüş, harvırd ı bitirmiş new york'un finans kurumlarından birinde menegament trainee eğitimi almıştı. bu uzun süren kariyer yolculuğu sonunda yorulmuş, uzun bir tatile çıkmak için albırt gibi böyle bir yol seçmişti. çok güzeldi. öyle güzeldi ki albırt; ne cenifır, ne kezban ne de canan bu kadar güzel olabilir diye içinden geçirdi.
Bi an aklına liela'nın faslı olduğu gelmişti sonra farketmeden bi şarkı mırıldandığını anladı " leylim leeeeeeyyyyy leylim leeeeyyyyy... leila "efendim " dedi.