albırt kaçmanın bir yolunu arıyordu ama hem borcunu hemde asumanın yerini arayan silvester sinirliydi. borç yazılmıştı bir kere okuyun dedi silvester sinirle.
Derken uzaktan yağız delikanlı hasan göründü albırt reis bi problem mi var? dedi. Albırt cevap vermeden varsa çağıriyim Çin Çin den agaları diyede ekledi.
aklına mantıklı bir bahane gelmeyince, cebinden para çıkarıp korumaya uzatınca, koruma yetmez diye bir işaret yaptı ama albırt ın daha fazla parası yoktu.
padişah 1. zall bulgaristan seferi sonucu şehit olarak ölmesi üzerine taht oğlu 2. albırt'a kalmıştı. albırt 25 yalında genç uzun boylu civan gibi şehzade idi. taht'ın tek varisi olarak ulu imparatorluğunun padişah'ı olarak tahta çıkmıştı. artık yeni padişah 1. albırt'tı.
fakat evliliğe henüz hazır değildi, bunu biliyordu. aksi takdirde kaportacı şevketin evlilik teklifini kabul ederdi de. şevket yaşadıkları muhitin en adam gibi adamıydı. akşamları elindeki fileler dolu geleceğinden şüphesi yoktu. fakat lanet olsun ki o daha evliliğe hazır değildi. nasıl hazır olabilirdi ki? henüz oyalaması gereken 400 metre danteli vardı. bu düşünceler ve hayıflanmalarla haşır neşirken televizyonun power tuşuna bastı ve evin içinde derin bir sessizlik oldu. "artık bazı şeylerin zamanı geldi de geçiyor" diye geçirdi içinden ve aklına o müthiş fikir geldi. gözleri yuvalarından çıkacak, kalbi götüne kaçacak derecede heyecanlandı.
albırt hayatta her zaman başarısız oluyordu. artık canına tak etmişti. bu böyle olmazdı. bir programa bir plana ihtiyacı vardı. hemen işe koyuldu. ihtiyaç analizini çıkardı: para, karı, araba, lazımdı ona. genel amacı eğlenmekti. özel amacı ruz kızı ile öğrenmekti. içerik belirledi kendine sikko bara gidilecek ve rus tavlanacaktı. rus tavlamak için teknikler çeşit çeşitti. bunları sınırlandır hiçbir şeyi şansa bırakamazdı albırt atık her şeyi hesaplamalıydı. rus için dil lazımdı. dil bilmiyordu. tercüman yazdı ihtiyaç listesine. bara gidip de içmemek olmaz dedi albırt hamama giren terliyordu sonuçta. içki içince sapıtmamak lazımdı. içip içip gamgam style yaparsa hepten sıçardı. bunun için yanında bir kankası olması lazımdı ki onu dizginlesin. ince ince düşünüyor kılı kırık yarıyor uğraşıyordu yırtınıyordu albırt. caşua yı arayamazdı kimi arasaydı? tabi ki kadim dostu şinasi'yi aramalıydı.
O ses duyulduğunda, karşidan gelen işık üzmesinin içinden fiora çikti. Fiora olaylarin farkında olmayan karakterimize geçmişini anlatmaya başladi anlatti,anlatti, anlatti en sonunda gözlerinin içine bakarak ağzindan şu kelimeler dökulmeye başladi..