albırt kendinden beklenmeyen bir hareketle fiora'yı elinin tersiyle ittiği gibi cevabı yapıştırdı: sen kimsin ki sana soyunucam şırfıntı! beni en helalinden sevdiceğim bekler. temiz kalan ruhum kadar bedenim de ona aittir.
Derken tam karşıdan iki adet cengaver gözüküyordu. Evet bunlar rasim ozan ile eşi nagehan dı. Rasim ozan hemen çekti kılıcını ve albırt a dönerek : sen kim oluyorsunda bana şırfıntı diyorsun darbeci. Albırt rasim ozan ı tanımadığı için ne dediğini anlamamıştı. Rasim ozan ın her boka atlayan herkese darbeci diyen bir topaç olduğunu çok sonra öğrenecekti.
james brown'ın bu salakça tepkisinin ardından bir anda ortaya çıkan fatih hoca kendisine okkalı bir tokat geçirdi. daha sonra hep birlikte abilere maklube yemeye gittiler.
haksız da değildi albırt. abiler bu defa ona korkunç bir süpriz hazırlamıştı. besmeleyle eve giriş yaparken boncuk boncuk titriyordu albırt. "korkma" dedi fatih hoca. "ben şimdi gitmek zorundayım. ama içerde aykut ta var. selçukla birlikte üzerinde yeni pozisyonlar yeni taktikler deneyecekler" dedi ve hızlı adımlarla uzaklaştı.
cinsel organına tarihi isimler vermeyi seven albırt kılıcını her gördüğü deliğe sokmaya başladı. durdurulamıyordu albırt. şakirtler ağlayarak kaçışırken albırt kahkahalarla saldırıyordu etrafa. fakat arkasından gelen ani bir sesle irkildi albırt.
ama sonra düşündü. hayır dedi hayır vedat millor olamaz dı bu. çünkü vedat millor yıllar önce hemoroid ameliyatı sırasında ölmüşdü. peki kimdi bu garson kimdi? bu soru aklını kemirmeye başladı.
yine başka yerlere gitmişti aklı albırtın. istemediği durumlarda kaldığı zaman kendini başka yerlerde hayal etmeyi severdi albırt. lakin bu alışkanlığı şizofreniye doğru mu ilerliyordu? albırt bunları düşünürken iki kolundan tutan abilerin onu yere yıkmaya çalıştıklarını farketti..
tam 29 şakirt ve 7 abiyi ağır yaralayan ve tamı tamına 72 kilo maklubeyi ziyan eden albırt zıplayarak uzaklaşmıştı ortamdan. bu olayı duyan baş şakirt fettoş albırtın ardından en etkili askerlerini yolladı...
albırt tam " neyse buna da şükür " derken zindanda gördüğü yüzle gözleri faltaşı gibi açıldı. olamazdı bu, imkansızdı. süperşakirt fettoş zindanda onu bekliyordu.
hayatında en çok anüsüne önem veren albırt çaresizdi. " gralııım gralııım sikeceğler beni, kurtarıverin gari beni " diye bağırırken şiveden şiveye, karakterden karaktere akıyordu adeta albırt. fakat zindana inen merdivenlerden gelen sesle son umudunu da yitirmişti albırt. bu kralın sesiydi. " kelepçemi kırbacımı aldım, geliyorum yeşil orospu " diyordu kral. hayatında hiç yeşil göt sikmemiş olan kral oldukça iştahlıydı. pis pis sırıtmaya başlamıştı başşakirt. albırt nasıl kurtulacaktı burdan..
derken koridordaki ayak sesleri bir anda kesiliverdi. bir ışık hüzmesi zindanı aydınlattı ve kayboldu. albırt gözlerini açmayı başarabildiğinde gördükleri inanılmazdı. zindan bomboştu. demir parmaklıklar yokolmuş, sesler kesilmiş, insanlar sırra kadem basmıştı. yerde yırtık bir kağıt parçası vardı, kağıdı yerden aldı okumaya başladı. "yoooo olamaz" dedi. bu kadarı bana bile fazla...
dedikten sonra uyandı albırt. kral ve fettoşunkini aynı anda almanın verdiği acıyla bir anlığına bayılmış ve hayal görüyordu. tam 9 saat 27 dakika süren sancılı seksten sonra hep birlikte fettoşun gelecekten getirdiği sigaralarını tüttürüyorlardı. " böyle ülke mi olur lan " dedi fettoş kızgınca. "bu düzen değişmeli" diye ekledi albırt. kral zor durumda kalmıştı...