yeni bir gün ile yeni maceralara açılmak üzere uyanan albırt güne bomba gibi hazırlanmak için kahvaltıda bal kaymakları götürüyordu. albırt güçlenmek istiyordu.
o sırada yeni uyanıp mutfağa gelen ev arkadaşı caşua şafak alma hareketi diye tabir edilen hareketi yaparak albırtın kulağına parmaklarıyla tırrt tırrrt diye vurup burukça gülümsedi:
ne o lan? elizabet performansını beğenmiyor mu yoksa ehe mehe. diye zevzeklikte yeni bir çığır açtı.
lavuklukta bir dünya markası olan içine liseli kaçmış caşua da albırt a. seni de annen çağırıyor. yeni uyandı. benim yatakta git bak istersen ne istiyormuş zaaa xD dedi.
lan bu allah ın asosyali üstüme kaldı diye düşündü albırt. bir yolunu bulup kurtulmalıydı bu ızdıraptan. bu gece bara gitmeyi kafasına koymuştu. gerekirse caşuayı bıçaklar yine giderdi.
hacı beni bir arkadaş çağırmıştı karşıda. ben onun yanına gidecem kusura bakmıyorsun değil mi? dedi.
caşua telaşla. ben tanıyor muyum başkan? yoksa da tanışırız ehe mehe diyip sülükle yarışıyordu.
caşuanın ibne olmaması lazım yoksa daha fazla ilerlemez bu denyoyla öykümüz diye düşündü. olsa olsa her ağzına geleni söyleyen densiz bir at kafası olmalıydı.
caşua albırtın asker kaçağı olduğunu bildiğinden bidakka abi bi anamgili aricam sen bi bekle hele dedikten sonra arkasını dönüp askeriyeyi arayarak ihbarda bulundu.