sonra çıkıkçı; evden çıkmadan önce içinden,
"40 yıldır çıkıkçıyım böyle çıkık görmedim ak" diye geçirip. dışarı çıktı, albırta kafa attı ve mekanı terketti ardından..
çünkü albırt ona yavşıyordu
ancak istediği cevabı alamayan albırt, onun yerine şeytan çıkarma ayinine katılmaya karar verdi.
albırt bu olanlara bir anlam veremiyordu.
sanki bir romanın içinde sürünüp duruyordu...
tabi yaşar nuri öztürk'ün sağı solu belli olmazdı, tesbbihi çekip kovalamadığına dua etmeliydi. anlam veremediği, bu sefer neden ayin sırasında sürünmesi gerektiğiydi.
cenıfırın uzun süredir sesi çıkmıyordu. en son ıssız ormanda yürürken bir çıtırtı duyup arkasını dönmüşü.
tam kamera açısı ondayken, sözlükten çıkmak zorunda kalınmıştı.
hemen arkadaşı jefriyi aradı. jefrinin yanıtı olumsuzdu "hacı ben aşağı yorkşayırda bıraktım ayakkabıları. malum orda üniversitededen arkadaşlarla maç yapıyoruz."
önceden yüzyıllarca süren uykusundan uyanan kadim varlık ise hala albert'i izlemekteydi. kırmızı gözlerinde planının başarıya ulaşacağına dair bir kesinliğin yanı sıra, anlatılamayan bir duygu daha gizliydi.
evet uçmalıydı! "ama nasıl?" diye geçirdi içinden. sonra da sesli düşündü ve "bi siktir git amk ne uçması" diye bağırıverdi. bu cümleyi haykırırken yanından geçen izbandut "bağa mı dedin gardaş?" deyince hızla koşmaya başladı.