hay sizin yazacağınız romanı sikeyim dedi. kimin eli, kimin götünde belli değildi. klavyesi ısınmış, parmakları ağrımıştı. bir tuvalete gideyim bari dedi. sıçarken yeni atraksiyonlar planlar, yazarım diye.
bir anda evin kapısı stratejik bir semtex patlamasıyla bin parçaya bölündü. içeri giren silahlı vurucu tim evi güvene aldıktan sonra içeri takım elbiseli, güneş gözlüklü, şık bir adam girdi.
şakağından iri bir ter damlası süzülen albırt'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. " farkındayım uzun zaman oldu, bu zamanın daha da uzamasını isterim" dedi. büyük bir gürültü yine aynı büyüklükteki bir dumanla odayı kapladı. albırt kaçış stratejisini uygularken gözlüklerini çıkaran takım elbiseli adam albırt'ı kıl payı kaçırmanın verdiği sinirle duvara bir yumruk attı. eli acımıştı.
albırt kaçıyor mu el mi öptürüyor. hani biri göt siktiriyor dese ona bile inanacak noktaya geldim. koordineli yazın lan. illa gidip şamdan magazin dergisi aldırıcanız bana. şu sözlüğe sırf ulu roman okumak için giriyorum ben.
koordinasyon sağlanınca bu entry kendini imha edecek raad olun.
Yaşar nuri dedi ki bir adam varmış ölmüş müymüş neymiş mezarlıkta oturuyor toprak yalıyormuş. Sonra oradan bir hasan mezarcı gelmiş demiş ki bana inanmıyorsun da eşeğe mi inanıyorsun.