uyandığın da evde kimsenin olmadığını anladı. yalnızdı, yalnızlığın kendisine verilen özel bir hediye olarak görüp kendisini diğer insanlardan soyutlamanın bir yolunu bulmuştu, ilgi alanları farklıydı, çevresinde aynı dili konuşabilecegi insan yoktu, herkes maskelerini takmış etrafında dolanıyordu, bütün konuşmalar samimiyetsiz, herkesin kendisini ispat etme çabası, toplumda kendini öne çıkartmak gibi gayretleri vardı, bütün bunlar insanların çoğunun düşünme yetisini kaybettiğe daha da çok inandırıyordu onu, neden düşünmüyor bu insanlar diyordu, sonra fark ettiki birileri düşünmelerini istemiyor, düşünmeyip mutlu olan insanları gördüğünde artık midesi bulanır olmuştu.
Yatamıyordu çünkü içini kemiren şey aynı zamanda beynini, kalbini, tüm bedenini, tüm organlarını ve her zerresini kemiriyordu. Biliyordu yatınca tüm düşünceler beynine tecavüz edecekti. Biliyordu tüm sezen aksu şarkıları içinde çalacaktı. Dünyadaki tüm insanların aynı ayda kulaklarına bağırdığını hissedecekti. Tüm bunların olmaması için kalktı adı labne olan köpeğini sevdi.
Kar taneleri bir bir düşerken, oyle hissizleşmişti ki gözlerini kısma ihtiyacı duymuyordu. Kafasında binerce düşünce dolanıyrdu, aklını kaçırmak üzereydi, korkuyordu...
ölmedi aslında. öldüğünü sandı. gidip geldi gördü yani öbür tarafı. pamuk gelince aklına ayağa kalktı birden. üzerini silkeledi ve temizlendi. karşı kaldırım yalnız oturan bir kadın gördü.
- abla ne kadara veriyon. dedi.
Herkesten nefret ediyordu kendinden bile... Ne alıp veremedikleri vardı onunla? Kar hızlanıyordu. Karın ruhunu arındırmasına izin vererek düşüncelerini bir kenara büraktı.
Çok olmamıştı arkadaşını kaybedeli. Ki o bu dünyada sahip olduğu tek kişiydi. Belki de ondan bu kadar çok düşünüyordu ölmeyi. Yoksa istiyor muydu bunu? Bilemezdi ve bilemeyecekti... Ölüm ne sandığı kadar kolaydı ne de vakti dolmuştu bu dünyada.
Üşüdüğünü yeni fark etti. Hava da aydınlamıştı. Ne var ki kar da durmuştu. Oldu olası karı sevmezdi zaten. Normal bir günde asla cıkamazdı dışarı. Kendine gelmesi gerekiyordu. Midesinden gelen garip sesler onu yakınlardaki bir pastaneye götürdü.