en son ne düşündüğünü kendi de anlamamıştı. göt kaşıntısı geçmemişti. kendini dağlara bayırlara atıp ağaç kovuklarına sürtünmeliydi. evet buydu.
dağ yoluna çıkan patikada mazel restaurant vardı. mazel'de ne la amk dedi.
ormanın en güzel ve yırtıcı ağacını bulmalıydı. ormanın derinliklerine doğru ıslık çalarak arada diğer ağaçlara popoyu hafifçe değdirerek ilerliyordu.
ve orda... ulu çınar tüm ihtişamı ve göz alıcı kabuksu görünümü ile dünyanın tüm göt kaşıntılarına merhem gibi yükseliyordu.
kaşındıkça sürtünüyordu sürttükçe kaşınıyordu. bu inanılmaz fizik döngüsünde koca götü yok olacak derecerede erimişti. koca çınar ve balözü ikilisi yılların karatayına meydan okuyordu işte.