ulaşamadıkça büyüyen arzunun, kavuşunca kendi boyuna dönmesi.
zira mesafe, insanın hayal gücüne geniş bir çalışma alanı bırakır. hakkında az şey bildiğin birini kafanda tamamlar; birkaç bakışa bir karakter, birkaç cümleye bir kişilik, birkaç geceye koskoca bir ihtimal sığdırırsın. biraz gizem, biraz mahrumiyet derken karşındaki artık olduğu kişi değil, senin arzulamaya müsait bulduğun hali olur. ta ki bir gün gerçekten yaklaşana kadar.
sonra sesini daha yakından duyarsın, alışkanlıklarını görürsün, kusurlarına denk gelirsin. meğer bütün o ateşin bir kısmı, aranızdaki mesafeden yükseliyormuş.
o yüzden her arzunun peşinden koşulmaz. bazı şeylerin uzaktan bıraktığı tesirin, yakından tanındığında neye dönüşeceğini de hesaba katmak gerekir.