bence dünyanın en güzel dili. bunu milliyetçi duygularımdan sıyrılsam bile söylerdim. hayır şimdi; yabancı bir vatandaşın tam randımanlı türkçe öğrenip, hakikaten türkçe dünyanın en güzel diliymiş demesini beklemiyorum ama.
ne bileyim , öz ve öz; şimdilerde gibi yarım yamalak yuvarlayarak değil, düzgün bir türkçeyle insan duygularını daha iyi ifade edebiliyor gibi geliyor bana. bunu türkçe bilmeyen herhangi biri de türkçeyi , bizim kadar konuşarak, bu konuda fikirlerini öğrenmek isterdim. bilmiyorum, ben dilimizi çok seviyorum nedense.
Bir kelimedeki seslerin çeşitli açılardan birbirine uyması hadisesidir. Türkçede iki farklı ses uyumundan söz etmek mümkündür: Kalınlık – incelik uyumu ve düzlük-yuvarlaklık uyumu.
Kalınlık-incelik uyumu(büyük ünlü uyumu): Bu uyum bir kelimedeki seslerin/sesli/ünlü harflerin birbirine olan uyumudur. Türkçede bir kelimedeki seslerin hepsi ya kalın ya da ince olmak zorundadır. Yani bir kelimedeki ilk ses kalın ise kelimenin kökündeki, ekindeki tüm sesler kalın; kelimedeki ilk ses ince ise tüm sesler ince olmak zorundadır.
Köklerle eklerin birleşmesinden doğan kalınlık-incelik uyumsuzluğunda ekler daima köke uymak zorundadır. işte bu sebeple Türkçedeki eklerin kalın ve ince olmak üzere çift şekilleri vardır.
Örneğin: yapar sözcüğü tamamen kalın seslerden "a" oluşmaktadır. Bu kelimeye getirdiğimiz "-idi" ekini bakın kök ne hale getirir: yapar + idi > yapardı. Yani ek kalınlaşır.
o + bir > öbür, bu + ile > böyle, bu + gün> bugün gibi.
Kalınlık incelik uyumu bugüne kadar Türkçenin hemen her döneminde çok sağlam bir şekilde geçerliliğini korumuştur. Bugün de geçerliliğini korumaktadır.
Tabii bu durumun çeşitli istisnaları olabilir: anne, hangi, hani, dahi gibi. Bu kelimeler aslen Türkçe olmalarına rağmen zamanla bu şekle bürünmüşlerdir.
Düzlük-yuvarlaklık uyumu(küçük ünlü uyumu): Bu uyum Türkçenin her döneminde ve her sahasında görülmüş bir uyum değildir. Ancak bugünkü Türkiye Türkçesinde kuvvetle geçerli bir uyumdur.
Düzlük yuvarlaklık uyumu Türkçe seslerin düzlük, yuvarlaklık durumuna göre bir kelimede arka arkaya gelmesidir. Bu uyumun ayrıntılı anlatımı için buraya göz atınız.
2. Uzun ses, şapkalı harf
Türkçe kelimelerde uzun ses yani bizim bildiğimiz mânâda şapkalı kullanım yoktur. Bu sesler Türkçeye girmiş yabancı kelimelerde mevcuttur. Demek ki şapkalı bir harf gördüğümüzde bu kelimenin Türkçe olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
3. "o" ve "ö" sesleri:
Türkçe kelimelerde "o" ve "ö" sesleri sadece ilk hecede bulunur. ilk heceden sonraki hecelerde bulunmaz. Bu kelimeler Türkçe olmayan kelimelerdir.
Köylerde ve kasabalarda "doktor" kelimesine "toktur", "horoz" kelimesine "horuz" dendiğine hepimiz mutlaka şahit olmuşuzdur. işte Türkçenin söyleyiş özelliğinin harika bir tezahürüdür bu. Konuşurken ikinci "o" sesini hemen "u" sesine çevirip daha kolay söylemek isteriz.
4. "f" sesi:
Türkçe kelimelerde "f" sesi yoktur. Bu ses Türkçe kelimelerde ancak tabiat/doğa taklidi bazı kelimelerle aslında v’li olan birkaç kelimede görülür: fısıltı, fırıldak, fosur fosur, üflemek, öfke
5. "j" sesi:
Türkçe kelimelerde "j" sesi yoktur. Bu sesler Türkçeye sonradan girmiş yabancı sözcüklerde vardır. Hatta halk bu sesi "c" sesine çevirerek okumak ister: jandarma(candarma), Japon(capon) gibi.
6. "h" sesi:
Türkçe kelimelerde "h" sesi yoktur. Sadece tabiat taklidi olan kelimelerde görülür.
7. Başta bulunmayan sesler:
Türkçedeki kelimelerin başlarında genellikle c, ğ, l, m, n, r, v, z ve nazal n sesleri bulunmaz. Tabiî bu sesleri Türkçede kelime başlarında bulunmaz diye kestirip atmak doğru değildir. Belli başlı istisnaları vardır. Ancak çoğunlukla başta bulunmazlar.
8. Sonra bulunmayan sesler:
Türkçe kelimelerde sonda b, c, d, g ve ğ sesleri bulunmaz.
9. Başta çift sessiz bulunmaması:
Türkçe kelimelerde ve hecelerde kelime ve hece başında çift sessiz harf bulunmaz. Grup, traş, tren gibi.
10. iki seslinin yan yana bulunmaması:
Türkçe kelimelerde iki sesli harf bazı istisnaların dışında yanyana bulunmaz. Genelde iki ses arasındaki bir sessiz harfin düşmesinden dolayı bu istisnalar oluşmaktadır. Yoksa bunun dışında Türkçede iki sesli harf yanyana bulunmaz.
dünyanın en duru, dil bilgisi açısından en sağlam, en köklü dillerinden biridir. Yozlaşmasına müsaade etmeyelim. Sahip çıkalım. Türk dili türk medeniyetinin özüdür. Dil biterse medeniyet biter.
Yeni dünya düzeninin beş önemli lisanından birisidir türkçe. Türkçenize sahip çıkın. ilk beşte olmanın faydalarını sadece manevi olarak değil maddi olarak da göreceğiz.
Azerice vs. diye diller yoktur. Sizi aldatmalarına müsade etmeyin. Bunların hepsi türkçenin farklı ağızlarıdır. Türkçe ana dili olan 200 milyon insan var bu gezegende. Türkçe bilenlerin sayısı 230 milyon. Bu sayılar önümüzdeki 33 yılda yani 2050'ye kadar 300 milyona ve 350 milyona yükselecek.
Göktürkçe ders almadan göktürkçeyi anlamak, osmanlıcayı anlamaktan daha kolaydır. bunu ondan bundan öğrenmeyin hepiniz aklı, fikri olan insanlarsınız göktürkçe metinlerde anladığınız kelimeleri sayın, bir de osmanlıca gazelleri açın. Diyecek söz yok..
Madem "öz türkçe" olayına gireceksin o zaman sadece arapça değil bütün yabancı kökenli kelimeleri türkçeden çıkarman gerekir. Bu da 14 bin kelimenin çıkarılması demek. Yüzde beşi arapça o zaman çıkarabiliriz demekle olmuyor.
ana dilim olmasına rağmen dünyanın en kötü dili. zor felan değil bildiğin en kötüsü.
kelimeler o kadar uzun ki anlaşılması için üç kere tekrar etmek ya da bas bas bağırmak gerekiyor. cümle sonuna gelene kadar konuşan kişi sıkılıyor. yazarken bile içim daraldı.
Yıllar geçtikçe geliştirilmesi ve unutulmuş kelimeleri gün yüzüne çıkarılması gerekirken pörsümeye ve plaza dili denen konuşma biçiminin etkisinde kalmaya başlayan dil, dilimiz.
Öğretmeni var ise sözlükte, kendisine bir sorum olacak.