sömürülmek için dış güçlere ihtiyaç duymayan, kendi kendini çok güzel sömürebilen ülke. gece gece sinirlerim tepeme çıktı. internet desen en yavaşı ama en pahalısı bizde. benzin ona keza. bir gün arkadaşlarla dışarıya yemeğe çıksan ufak bir servet* gidiyor. küçüçük gelibolu'da minibüse öğrenci tarifesiyle 1,25 tl veriyoruz. şu sıcaklarda serinlemek için ya su ya elektrik kullanmak zorunda kalıyoruz, onlar da dünyanın parası. aldığımız nefesten bile vergi alınıyordur biz fark etmeden.
çoğu insan hoşgörülü ve/veya duyarlı değil. kapri giyen kız görünce arkasından salya akıtanlar mı dersin, cıkcıklayanlar mı dersin, laf atan mı dersin, hepsi var. kapri lan, ayak bileğinin nesi tahrik edici? ha ayak fetişistiysen anlarım ama oha be, düşünsenize diz hizasında olsa o kapri, alt bacağı görme şerefine eriştiği için heyecandan kalp krizi geçirecek ayı. etek giyersen işin yaş zaten, tecavüze uğramak şart olur, suçlusu da kız olur. kendi rızası vardır çünkü. saçını açan kız kardeşini çekip vuran adamlar var lan!
başka bir dinden olsan veya cinsel yönelimin farklı olsa hemen eleştirilirsin. hemen aksine inandırmaya çalışan çıkar. eğer o farklı dinde/ yönelimde olan adam seni eleştirmiyorsa sen de yorum yapma. hatta o eleştirse de sen yorum yapma, büyüklük sende kalsın.
sırf ataları farklı bir etnik kökenden diye birini ne hakla eleştirirebilirsin ki? kürt veya laz olmak, Çerkez, pomak olmak suç mu? bölücülük yapmak suç. yurt dışından gelen turisti neden kazıklıyorsun? ya da neden ilk öğrendiği türkçe kelime bir küfür oluyor? niye hayvansı davranışlarını sergileyeceğin yeri ayarlayamıyorsun? niye o adam sağırmış gibi bağırarak yol tarif ediyorsun? bir tarafını da yırtsan anlamayacak. adam türkçe bilmiyor lan işte, bağırınca vahiy inecek sanki. sonra yok efendim türklere barbar diyorlar, yok sevmiyorlar. çöp kutusundan bir metre uzaktayken yere çöp atan, yola tüküren bir milleti kim ne yapsın?
Amerika'ya gitmek istiyorum dersen emperyalist yaftasını yapıştırırlar. memleketin olan köye bir yaz gitmek istemesen atalarına değer vermiyor olursun. zibilyon tane akrabadan bir tanesini tanımasan akrabalarına değer vermiyor olursun. yabancı dil öğrenmeyi seviyorsan veya yabancı dizilerin daha güzel olduğunu düşünüyorsan özenti olursun. insana açık bir yerde kitap okusan yine entel özenti derler. Türkü dinlemeyi sevmesen ve/veya yabancı müzik dinlemeyi sevsen kültürüne değer vermiyor olursun. metal müzik dinlesen satanist olursun ve satanistlerin kedi kestiği konusunda herkes hemfikirdir*. bakımlı bir erkek olsan eşcinsel yaftasını yapıştırırlar sanki eşcinsel olmak suçmuş gibi. bakımsız bir kız olsan kezban derler ama altta yatan nedenleri düşünen olmaz*. ders çalışsan inek derler, çalışmasan hem kendi geleceğini mahvedersin hem de serseri olursun. ya dindarsındır ya tinerci. tamam, ben de dindar bir pastafaryenim dersin, pis bakışlar atarlar. bir direnişteysen terörist olur ve dayak yersin. direnişi desteklemiyorsan illa gidip direnişçilere söversin,hatta gider direnişçileri döversin. türbanlı/kapalı diye gezersin ama altına mini etek giyersin sonra dindar geçinirsin. dindar olmadığın için her tarafını açabilirsin. ifade özgürlüğü adı altında herkes birbirine sövebilir...
ha biri de bunları sesli açıklama cesareti gösterdiğinde "yaşama lan o zaman burada!" denir. hele bir fırsat geçsin elime...
mevcut yöneticiler sayesinde içinde yaşamaktan git gide soğuduğum ülke. vizyonsuz bakış açısına sahip değil bir çoğu. üç kağıtçılık, adamcılıkla başa gelip size ahkam keser bunlar. sizin yüzünüzden toplum hiç bu kadar kamplaşmadı. insanlar artık birbirine ön yargılı, nefret dolu ve kendinden başkasını düşünmüyor. kendisine saygı beklerken karşısına saygı duymuyor. ülkede artık akıl emanet edilmiş ve halk cehalete pirim veriyor. insanlarda huzur kalmadı ve hoşgörü yok bunlar olmayınca neyleyeyim duble yolları, yapılan rezidansları avmleri, ülke ekonomosi bilmem ne kadar artığını... ayrıca devam edin tencereci tavacaları şikayet ettirip onları birbirine kırdırmaya, devam edin ırk siyaseti üzerinden halkı ön yargılara sürüklemeye birbirine düşman etmeye, devam edin dini istismar edip halkı istediğiniz gibi sömürmeye... evet devam edin ama bir gün çok fena toslayacaksınız. olan bu ülkeye olacak yine.
AKP iktidarıyla televizyonlarında "Arap, Kürt, Arap, Kürt, Arap, Kürt, Arap, Kürt arada Ermeni, Yunan" meselelerinden başka meseleler tartışılmayan, gösterilmeyen ülke haline gelmiştir.
1. olarak Irak'ın Kuzeyinde Türkmenler öldürülüyor, ama TVlerde tartışılan Barzani ile iyi ilişkiler kurmak
2. olarak Suriye'nin Kuzeyinde Türkmenler öldürülüyor, ama tvlerde tartışılan PYD'nin uyarılıp şiddeti kısması sadece.
3. olarak Türk egemenliğinden hak ve hukukundan, şehit edilen Türk evlatlarının faillerinin yakalanmasından bahsedilmiyor ama PKK ile anlaşmalardan, ne güzel olduğundan bahsediliyor.
4. olarak benzin olmuş 5 lira, vatandaş et yiyemez hale gelmiş, ekmek alırken bile düşünüp ucu ucuna alıyor ki alamayan da çok ama biz Yunan ekonomisi çok kötü teranesindeyiz
5. olarak Türk demokrasisi çökmüş, her türlü baskı, hukuksuzluk birazcık da olsa düşünenlerin üzerine çökmüş, sadece o değil ihaleler, rantlar havada uçuşuyor Türk insanının parası çarçur ediliyor, Türk kadınının hali içler acısı ama bizim derdimiz Mısır! demokrasisinde, Suriye demokrasisinde.
osmanlı imparatorluğunun yıkılmasının ardından kurulan devlete verilen isimdir. bu devletin kuruluş amacı gayesi ve yönetim şekli, tamamen osmanlıdan uzak bir model ile dizayn edilmiştir. osmanlı döneminde yaşayan azınlıklar ermeniler, yunanlılar rumlar, yahuduler vss. osmanlı yıkıldıktan sonra bir çoğu kimlik değiştirip, türk milliyetçiliği arkasına sığınmışlardır. cumhuriyetin kuruluş döneminde, en zengin en varlıklı insanlar bu azınlıklar olduğu için, yönetim şekline onlar karar verdiler. tek parti dönemlerde yıllarca anadolu insanının demokrasi hakkını gasp ettiler, kendileri devletin tek sahipleri olduklarını iddia ettiler. sıkıştıkları zaman, atatürk'ü siyasi emellerine alet etmeyi bir alışkanlık haline getirdiler. ne istilerse yaptılar,yaptırdılar. konumu gereği, bölgede yaşayan farklı etnik kökenli veya farklı inanç ve siyasi düşüncelere mensup olan kişilerin temel ifade özgürlüğünü engellemekten hiç bir şekilde kaçınmadılar. bunu en iyi, media yolu ile yıllarca yaptılar. ancak anadolu insanın da yönetimde söz sahibi olma isteğine karşılık, 1946 yılında çoklu parti dönemine geçmek zorunda kaldılar. bu dönemde yapılan ilk seçimde, kendi siyasi partileri kaybetti. 1950 yılında o dönemde chp nin başında olan Şemsettin Günaltay'ın yerine halkın seçtiği Demokrat Parti başkanı adnan menderes yönetime geldi. ancak halkın bu iradesi, hazmedilemedi. askeri darbe ile yönetimden indirildi ve idam edildi.
yıllarca anadolu topraklarında sefalet sürerken, bu insanların yaşadıkları yer yaşam alanları için ülkenin kaynakları kullanıldı. her seçim döneminde, halkın iradesine karşı yenildiler. yönetime getirilen kişilerin getirdiği yeniliklere karşı durmayı vazife saydılar. ülkenin gelişmesi ve güçlenmesi için atılan her adıma karşılık çelme atmaktan kaçınmadılar.
prof. dr. necmettin erbakan, 28 Haziran 1996 yılında halk tarafından yönetime getirildi. ülke için yaptığı yatırımlar, özellikle anadolu için yapılan yatırım ve kalkındırma çalışmaları, bu çevleri oldukça rahatsız etti. yaklaşık bir yıl sonra "şeriat geliyor !" bahanesi ile 28 Şubat 1997 yılında askeri darbe yapıldı, yönetime el konuldu. türkiye bu darbe dönemleri ile çok şey kaybetti. ekonomik gücü zayıfladı ve siyasi stratejisi işe yaramaz hale geldi. gelir seviyesi azalırken giderler artmaya başlandı. imf ye olan borçlar arttı ancak bu durumun düzelmesine değil, tamamen çöküşe doğru gitmesine sebep verdi. türkiye'nin bu durumu maalesefki bu çevleri rahatsız etmiyordu. ekonominin zayıflaması, anadolu insanının belini bükmüştü. 2002 yılında yapılan seçimde halk, 58.hükümeti kurmak için ak partiye yetkiyi verdi. o dönemde, ak parti genel başkanı recep tayyip erdoğan, siyasi yasağı yüzünden başbakanlık için aday olamadı. onun yerine şuanki cumhurbaşkanı abdullah gül, 58.hükümeti kurdu. yaklaşık bir yıl sonrada yönetimi recep tayyip erdoğan'a devretti. kısa sürede atılan stratejik adımlar, hem ekonomiyi, hemde türkiyenin siyasi saygınlığını arttırdı. elbette ki bu durum, aynı çevreleri rahatsız etmeye başladı. ancak bu sefer dengeler biraz farklıydı. mevcut hükümetin, siyasi saygnlığını düşürme, atılan siyasi adımları engellemek için geçmişteki gibi, bazı adımlar gerçekleştirildi, "uludere katliamı,Hrant Dink cinayeti, zirve yayınevi katliamı..." bu vukuatlar ile yığdırma çalışmaları başarısızlık ile sonuçlanmaya başlayınca, ordu içinde darbe planı hazırlanmaya başladı. ancak plan taraf gazetesi tarafından ifşa edildi. ses kayıtları, krokiler, yazışmalar bir darbenin hazırlığıydı. titzlikle yapılan operasyonlar sonucunda yaklaşık 400 kişi ceza evlerine konuldu. bu aksiyon türkiye de bazı şeylerin değişmesine sebebiyet verdi. türkiye artık, her kesimin; alevisi,türkü,kürdü,arabı,lazı vss düşüncelerini ve önerilerini rahatlıkla ifade edebilecek bir ülke halini almaya başladı... elbetteki bu durum, cumhuriyetin kurulduğu günden taa buyana şımartılmış, kendilerini ülkenin tek varisleri olduklarını iddia eden bu kesimleri oldukça rahatsız etmişti. diğer yandan da istemedikleri hükümeti kolayca devirebilecek, güçleri cezaevlerinde olduğu için sokak eylemleri ile gündemde durma çabaları gözeçarmıştı. defalarca halkı galeyana getirip sokaklara sürme çalışmaları başarısız olmuştu. ancak 31 mayıs 2013 tarihinde taksim gezipark'ı eylemlemi ile halkı sokaklara dökmeyi başarmıştı ancak. bu başarı istedikleri gibi, hükümeti düşürmeye değil, tam aksine güçlenmesiyle birlik ve beraberliğinin artmasını sağlamıştır.
küresel para çetelerinin bir türlü elini üstünden çekmediği güzel ülke. bu topraklara yerleşilirken yapılan tek hata güneydoğu anadolu bölgesini de sınırlar dahiline almak olmuştur. bölgenin zengin yeraltı kaynakları batılı güçleri cezbetmiştir ve ülkeyi parçalanma aşamasına getirmiştir. o bölgeden çekilmedikçe maalesef kalkınma söz konusu değildir.
Orta kuşakta yer alan üçüncü jeolojik zamanda oluşmuş oldukça zengin kaynaklara sahip üç tarafı denizlerle çevrili kıvrımlı dağlardan oluşan belirgin şekilde 4 mevsimi yaşayan ve dünyadaki cenneti sunan güzel ülkemdir.
içinde yaşayan insanların meğer ne kadar nefret doluymuş dediğim güzel ülkem. Kürdü "bana haksızlık edildi." der. Dincisi "bana haksızlık edildi." der. Solcusu "80 devriminde bana işkence edildi." der... Bu böyle gider.
ASıl altta kalan köylüsü ve orta direği bu ülkenin çilesini çeker ama ne haksızlıktan ne haktan haberi vardır. Boynunu kırar, ocağında tarhanasını tüttürür, memleketinde getirdiği kuru soğanı yumruğuyla parçalayıp paylaşır acısıyla birlikte. Ah o memleketten gelen bulgur, soğan, un, tarhana da olmasa...
bu intikamcı siyaset, bir ülkeyi yönetim açısından ne kadar yüceltir hiç düşünüldü mü ? bugün ergenekon dan üzüntü duyan, canı yanan insanlar, meydanlarda devranın dönmesini sabırsızlıkla bekliyor diyor !
peki gerçek suçlulara ne oluyor ? hiç düşünüldü mü ?
hiçbir şey !
marmaris'te ki ressama ne oldu ? kenan evrene ne oldu ? abdullah öcalan neden hala imranlı'dan direktifler verir durumda !!?
asıl suçlular bugün ülkenin söz sahipleri iken, azıcık suçu olan insanların içeriye girmesine göbek atan, methiyeler okuyan insanlar neden bunları sorgulamaz ?
13 yaşında ki kıza tecavüzde bulunan hüseyin üzmezi koruyan hükümetin bu dava da ki başrolcülüğünü nasıl sevinç gözyaşlarıyla karşılayabilirler ?
14 yaşında ki kıza 20 kişinin taciz etmesi sonucu, hepsinin berat etmesine, bu hükümetin şakşakçılarının vicdanı hiç mi sızlamaz ?
eğitim seviyesi yükseldikçe oylarımız düşüyor diyen bir hükümetin nasıl olurda ilerici politikaları olabilir ?
kafayı karıyla, kızla, hamileyle bozmuş sapık zihniyette ki oluşumun demokrasiye samimiyeti ne kadardır ?
bir tane bile delil gösteremeyen yargı nasıl olur da insanları bu denli içeri tıkar ? (hepsinden bahsetmiyorum bkz : veli küçük )
evrime inanıyor bu diyip içeri atılan insanlar, suç delili olarak nutuk kitaplarının gösterilmesi bir yana dursun, nasıl olur da haburdan içeri giren pkk lılar davullarla zurnalarla karşılanır ? hadi karşılandı nasıl cezai işlemde bulunulmaz ?
abdullah öcalanın yakalanmasında, tutuklanmasında ve yargılanmasında aktif rol oynayanlar nasıl olur da bugün terörist diye içeri atılır ?
türkiye de türk bayrağı satan insanın içeri alınmasına alkış tutanların ermenilerden ne farkı vardır ?
nasil olur da hala bu yandaş medyadan kesitler toplanarak düşüncelerine destek verenler kendilerini bu denli kandirabilir ?
Bugün akşam yemeğinde anneanne evinde bira içiyordum, yukarıdaki komşunun türbanlı torunu evin önünden geçerken çocukluk arkadaşım olduğu için bana seslendi ve biramı bıraktım sarıldık, muhabbet ettik ve en önemlisi kimse kimseyi yargılamadı.
Demek istediğim şu ki Bu ülkede komşuyu komşuya düşman edemez kimse, hayat tarzı olsun, görüş farklılıkları olsun, bu ülkede bizi düşman etmeye çalışanlara inat daha çok sarılacağız, inadına bırakmayacağız.
ahlak anlayışı çok gariptir. hırsızlıkla, yalanla, ikiyüzle, yavşaklıkla, dedikoduyla, soytarı yalancı siyasetçileriyle başlar.
bir genç kızla, ergen bir oğlanın el ele tutuşmasıyla biter. 18 yaşındaki bir kızın 3 parmak boynundan göğsüne olan aralığıyla biter.
bizim kadar yavşak, medeniyetten uzak, ahlak anlayışını götünden anlamış başka bir millet var mı acaba. çatır çatır eşşek sikerler, ki anadolu kültürüne azıcık hakim olan birisi bilir bunu. normaldir bu onlar için. çapkınlıklar, torunu yaşındaki kızlara abaza abaza bakmalar. ama bir çift gördüklerinde. cık cık cık. toparlayamadım da amına koduğumunun yazısını. sikerim ya.
çelişkilerle dolu, ortada kalmış bir ülkedir. ne doğuludur, ne batılı.
hâlâ ciddi ciddi tek adam sistemine inanan insanların yaşadığı ülke. dibimizdeki avrupa'da tek adam, mutlak güç, lider olma, diğerlerini yok etme hevesindeki pek çok kişi **** ve hatta yıllar önce kilise tarihe karışmıştır. ulan hayalini kurduğunuz osmanlı devleti'nin koskoca padişahlarını bile bazen kıçıkırık yeniçeriler öldürebildi. tek adamın peşinden gitmeyi bırakmamız lazım. ister sağcı, ister solcu olalım.
felçli bir ağız gibi. herkes ağzın sağ ya da sol yanının felçli olduğunu sanıyor. felçli olmayan tarafının gülmesini bekliyor. öbür tarafı nasıl güldürurüz, öbür taraf nasıl bu hale gelmiş diyen yok. öylesine komşular, hayırsız evlatlar gibiyiz...
yıllardır süre gelen çatışmaların, ırkçılığın, cinayetin, tecavüzlerin ve nice sayamayacağım bir çok çirkinliğin ülkesi. nazım'ın söylediği cennete çomak sokulmuş, benim güzel memleketim diyemeyeceğim bir bok çukuru adeta. gel gör ki insan da bu pisliğin bir parçası olmuş, eli cebine girenden haberi dahi olmadan akrep misali sokuluyor. fareli köy olduk, kavalcımız övülüyor.