osmanlı imparatorluğunun yıkılmasının ardından kurulan devlete verilen isimdir. bu devletin kuruluş amacı gayesi ve yönetim şekli, tamamen osmanlıdan uzak bir model ile dizayn edilmiştir. osmanlı döneminde yaşayan azınlıklar ermeniler, yunanlılar rumlar, yahuduler vss. osmanlı yıkıldıktan sonra bir çoğu kimlik değiştirip, türk milliyetçiliği arkasına sığınmışlardır. cumhuriyetin kuruluş döneminde, en zengin en varlıklı insanlar bu azınlıklar olduğu için, yönetim şekline onlar karar verdiler. tek parti dönemlerde yıllarca anadolu insanının demokrasi hakkını gasp ettiler, kendileri devletin tek sahipleri olduklarını iddia ettiler. sıkıştıkları zaman, atatürk'ü siyasi emellerine alet etmeyi bir alışkanlık haline getirdiler. ne istilerse yaptılar,yaptırdılar. konumu gereği, bölgede yaşayan farklı etnik kökenli veya farklı inanç ve siyasi düşüncelere mensup olan kişilerin temel ifade özgürlüğünü engellemekten hiç bir şekilde kaçınmadılar. bunu en iyi, media yolu ile yıllarca yaptılar. ancak anadolu insanın da yönetimde söz sahibi olma isteğine karşılık, 1946 yılında çoklu parti dönemine geçmek zorunda kaldılar. bu dönemde yapılan ilk seçimde, kendi siyasi partileri kaybetti. 1950 yılında o dönemde chp nin başında olan Şemsettin Günaltay'ın yerine halkın seçtiği Demokrat Parti başkanı adnan menderes yönetime geldi. ancak halkın bu iradesi, hazmedilemedi. askeri darbe ile yönetimden indirildi ve idam edildi.
yıllarca anadolu topraklarında sefalet sürerken, bu insanların yaşadıkları yer yaşam alanları için ülkenin kaynakları kullanıldı. her seçim döneminde, halkın iradesine karşı yenildiler. yönetime getirilen kişilerin getirdiği yeniliklere karşı durmayı vazife saydılar. ülkenin gelişmesi ve güçlenmesi için atılan her adıma karşılık çelme atmaktan kaçınmadılar.
prof. dr. necmettin erbakan, 28 Haziran 1996 yılında halk tarafından yönetime getirildi. ülke için yaptığı yatırımlar, özellikle anadolu için yapılan yatırım ve kalkındırma çalışmaları, bu çevleri oldukça rahatsız etti. yaklaşık bir yıl sonra "şeriat geliyor !" bahanesi ile 28 Şubat 1997 yılında askeri darbe yapıldı, yönetime el konuldu. türkiye bu darbe dönemleri ile çok şey kaybetti. ekonomik gücü zayıfladı ve siyasi stratejisi işe yaramaz hale geldi. gelir seviyesi azalırken giderler artmaya başlandı. imf ye olan borçlar arttı ancak bu durumun düzelmesine değil, tamamen çöküşe doğru gitmesine sebep verdi. türkiye'nin bu durumu maalesefki bu çevleri rahatsız etmiyordu. ekonominin zayıflaması, anadolu insanının belini bükmüştü. 2002 yılında yapılan seçimde halk, 58.hükümeti kurmak için ak partiye yetkiyi verdi. o dönemde, ak parti genel başkanı recep tayyip erdoğan, siyasi yasağı yüzünden başbakanlık için aday olamadı. onun yerine şuanki cumhurbaşkanı abdullah gül, 58.hükümeti kurdu. yaklaşık bir yıl sonrada yönetimi recep tayyip erdoğan'a devretti. kısa sürede atılan stratejik adımlar, hem ekonomiyi, hemde türkiyenin siyasi saygınlığını arttırdı. elbette ki bu durum, aynı çevreleri rahatsız etmeye başladı. ancak bu sefer dengeler biraz farklıydı. mevcut hükümetin, siyasi saygnlığını düşürme, atılan siyasi adımları engellemek için geçmişteki gibi, bazı adımlar gerçekleştirildi, "uludere katliamı,Hrant Dink cinayeti, zirve yayınevi katliamı..." bu vukuatlar ile yığdırma çalışmaları başarısızlık ile sonuçlanmaya başlayınca, ordu içinde darbe planı hazırlanmaya başladı. ancak plan taraf gazetesi tarafından ifşa edildi. ses kayıtları, krokiler, yazışmalar bir darbenin hazırlığıydı. titzlikle yapılan operasyonlar sonucunda yaklaşık 400 kişi ceza evlerine konuldu. bu aksiyon türkiye de bazı şeylerin değişmesine sebebiyet verdi. türkiye artık, her kesimin; alevisi,türkü,kürdü,arabı,lazı vss düşüncelerini ve önerilerini rahatlıkla ifade edebilecek bir ülke halini almaya başladı... elbetteki bu durum, cumhuriyetin kurulduğu günden taa buyana şımartılmış, kendilerini ülkenin tek varisleri olduklarını iddia eden bu kesimleri oldukça rahatsız etmişti. diğer yandan da istemedikleri hükümeti kolayca devirebilecek, güçleri cezaevlerinde olduğu için sokak eylemleri ile gündemde durma çabaları gözeçarmıştı. defalarca halkı galeyana getirip sokaklara sürme çalışmaları başarısız olmuştu. ancak 31 mayıs 2013 tarihinde taksim gezipark'ı eylemlemi ile halkı sokaklara dökmeyi başarmıştı ancak. bu başarı istedikleri gibi, hükümeti düşürmeye değil, tam aksine güçlenmesiyle birlik ve beraberliğinin artmasını sağlamıştır.