youtube'a türkiye üzerinden girdiğinizde hemen hemen önerilen bütün videolar yeni çıkan türk dizilerinin bölümleri ve fragmanları.
kiralık aşk, güneşin kızları, tatlı küçük yalancılar, aşk zamanı...
bunlar yeni çıkanlar.
ben anlamıyorum arkadaş hep aynı senaryo hep aynı kalitesizlikte oyunculuklar hep aynı karakterler ama yine de hiç aksamadan isimleri farklı aynı senaryoya sahip diziler çıkıyor.
demek ki izleyici kitlesi var bu saçma dizilerin.
kimse izlemese koduğum yapımcıları da gelen dizileri yayınlamaz.
ama var işte nasıl ki survivor gibi, yetenek hariç her şeyin olduğu yetenek sizsiniz türkiye gibi programlar izleniliyorsa bu saçma diziler de izleniliyor.
ülkedeki yeni neslin geri zekalı olduğu apaçık ortada.
hani diyorlar ya "bir ülkenin geleceği yeni neslin gençliğin elindedir" diye, işte biz sıçtık...
bu asalak yeni nesille bu ülke hiçbir yere gelmez.
hep sistemin başındaki insanları eleştirenler niye yeni nesil ilgili bir şey demiyor?
sistem mi sana diyor git medcezir izle diye?
dizilerdeki kız-erkek ilişkilerinin sahteliğini ve ahlaksızlığını "aşk" kavramıyla harmanlayıp izleyiciye samimiyetsiz olan bir şeyi çok yalın, sade ve güzel bir şey gibi sunmak elbette ki izleyicilerdeki bünyelerde hasara açıyor.
zaten işlevini yitirmeye başlamış beyin bu saçmalıkları da içine alınca kör bir beyin kalıyor elde.
ülkemizde karşı cinsten sevgili bulma yaşı 10-12 yaşına düşmüş.
işin komik tarafı da bazı sikindirik elit kesimler de bu duruma "medeniyet, çağdaşlık" diyor.
sizin ben medeniyetinizi sikeyim.
sizin ben çağdaşlığınızı sikeyim.
yakışıklı erkek, güzel kız, zenginlik, anlaşamayan zengin aileler ve aşk konularını işleyen. hiçbir zaman özgün olamayan birbirlerini kopyalayan dizilerdir.
zaman mefhumu olmayan dizilerdir. maalesef her sabah annemle saçmasapan bir türk dizisi izlieyerek nihayetinde bu saptamaya ulaştım.
maruz kaldığım bu dizide * mesela adam bir sahnede karısıyla tartışıyor, sonra başka bir sahne gösteriliyor; insanlar orada kahvaltı yapıyorlar, konuşuyorlar, sohbet muhabbet kahvaltı bitiyor, kahveler geliyor sonra tekrar o tartışma sahnesine dönülüyor. çiftimiz tartışmada gram gelişme kaydedememiş, esas kız "susma, bir şey söylesene niyeee niyee" diye çığırıyor. demek ki esas adam, öteki tarafın kahvaltıya başlayıp bitirdiği süre boyunca sustu. o esas kız da öylece susan adamın kafasına vazo geçirmedi demek. yok öyle yağma. dizileri üç saate tamamlayacağız diye gerçeklikten kopmuşlar resmen.
ya da ne bileyim bir sahnede kadın, hizmetçiye bir soru soruyor. hemen başka sahnede adam evinden çıkıyor, arabasına biniyor, şirkete gidiyor günün notlarına bakıyor, toplantıya giriyor. hoop tekrar kadın ve hizmetçinin sahnesine dönüyorlar ve hizmetçi daha yeni cevap veriyor soruya. yahu demezler mi sen onca süre boyunca naptın? o sürede kpss'ye girer çıkar beyin bedava diye video bile çekerdin allahsız bir soruya cevap vermek bu kadar uzun sürer mi?
velhasıl ya bu dizileri çekenler salak. ya izleyicileri salak yerine koyuyorlar nasıl olsa fark edilmez diyorlar. yahut böyle salaklıklar yaparak izleyiciyi salaklıkta maksimum seviyeye getirip çekecekleri yeni salaklıklara bağışık hale getiriyorlar.
çok fazla salak dedim çünkü birkaç istisnayı saymazsak türk dizileri salak.
çilek kokusu kiraz mevsimi adı mutluluk inadına aşk güneşin kızları acil aşk aranıyor aşk aşk aşk aşk aşk aşk kusucam resmen. tolga sarıtaş için güneşin kızlarını, kırgın çicekleri de konusu yüzünden seyrediyorum.
Özellikle yaz geldiğinde çilekli Karpuzlu aşkli böcekli olmaları.Artik bu kadar sığ yapımlardan sıyrılıp topluma yararlı olan konular bulunmalı diycemde nerden.
Hele yazın sürüsüne bereket bi patlama oluyor dizilerde ama sanırsam kış için deneme sürüşleri gibi bişey yeni oyuncuları deniyorlar kışın patlatıyorlar yazın kanal başına ortalama 3 yeni dizi düşüyor.
arkadaş insanı türklüğünden utandıran dizilerdir bunlar.
kardeşim bu nedir be bu nedir Allah aşkına,
ulan dayısının karısı yeğeniyle, yeğen bahçıvanla, bahçıvan çöpçüyle, çöpçü temizlikçiye, temizlikçi yeğenin dayısıyla ulan zincirleme ilişki var işin içinde o ötekine, öteki diğerine... kim ne tutarsa ona çöküyor...
ne ar kalmış ne edep bir dizi de farklı olsa bileklerimi kesip kendimi öldürecem lan. televizyon ensestten geçilmiyor utanıyor lan insan. türk milletine izletilen dizilere bak, gelde kafayı yeme ülkede normal giden bir şey yok lan.
genelde konusu o bunu seviyor, şu diğerini seviyor, aslında diğer kişi sevgilisinin kuzenine aşık vs. olan ve mutlaka içinde zengin bir oğlan, fakir bir kız veya tam tersini bulunduran dizilerdir.
her gün sol framede görmekten gına getiren, Türk dizisi olmasından utanmamız gereken, fakat sözlük yazarlarının anlamadığım biçimde bahsedip durdukları ergen dizileri, bunların en revaçta olanlarıdır.