kesinlikle bir loser kitabı değildir. karakterler hayatta keskin, göze batan bir başarısızlık yaşamamıştır. kitabı çekici yapan da budur zaten, kendi halindeki küçük burjuvanın* içinde neler olup bittiğini gösterir. büyüyemeyenlerin, büyürse nereye tutunacağını ne yapacağını kestiremeyenlerin kitabıdır tutunamayanlar.
bana kendini birden fazla kere okutan ilk kitaptır. 1'er yıl aralıklarla 3 kere okudum. ve hepsinde de sanki yeni bir romana başlıyormuşum gibi heyecanladırmayı, yeni yeni ayrıntılar keşfettirmeyi başardı bana. o kadar dolu bir kitap ki, en ufak bir dikkat dağınıklığında kaçırdığınız birçok yeri bir dahaki okuyuşunuzda keşfettiğinizde yeni bir kitap okuyormuş hissine kapılırsınız.
okumayanlar bu kitabı mümkünse, kafalarının boş olduğu, çok meşgul olmadıkları bir zamanda okusunlar. tamamen kitabın içine girsinler okurken.
ne söylenebilir ki?!! ömerciğim madra ve enisçiğim batur (evet ikisi birden) patlatmışlar kitabın başına 'olmazsa olmaz'ları. tam da olmasa olur diyebildiğimiz kitaba hem de! (evet ikisi birden)
acı bir ironinin tuzağına düşmüş sevgili aydınım... sevgili aydınım hem de.
yazmasan olmaz mıydı yani? olmasa ne olurdu ki? bir defa da olmasaydı işte. ama oldu. olsun, bu da bize ders olsundu..
bir oğuz atay şaheseri, türk edebiyatının ilk 5'inde rahatlıkla sayılabilecek kitaplardandır. özellikle çaylaklık cezası alan kişilere şiddetle tavsiye edilir.
--spoiler--
ne olduğu belirsiz, fakat sürekli ilgi isteyen bir duyguydu. hem örtülmesi gereken, hem de örtüldüğü ona hissettirilince kuvvetlenen bir duygu.
--spoiler--
yalnızlaşma sürecini, onları, bizleri, düşleri ve özlemleri, hayal kırıklıklarını, yaşanamayanları, yaşamdan soyutlanmayı, beraberinde birçok gerçeği ve yanlışı* barındıran oğuz atay eseri. *
yalnızlığa dair zihinlerden geçenlerin büyük bir kısmını esere yansıtmış oğuz atay, söylenebileceklerin birçoğunu söylemiş nerdeyse. ayrıca bir çok aforizmada bulundurur bünyesinde.
kitabın kalınlığı çoğu kişinin gözünü korkutabilir fakat gerçek bir okurun buna aldırış edeceğini düşünmüyorum. kimsenin gözü korkmasın. onlardan değilseniz kendiniz yazmışcasına içine düşüp okuyabileceğiniz bir kitap. birkaç defa okunması halinde dahada iyi anlaşılacaktır ayrıca.
--spoiler--
''Bir dostun varlığı güzel bir şeydir; fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir önemli olan.''
--spoiler--
--spoiler--
''Yıpranmış ümitlerden, taze ümitsizliklere kesiksiz bir geçiş''
--spoiler--
"bir de vatan denen bir şey vardı ki çok iyi korunması gerekiyordu. Bizler her sabah hep bir ağızdan onu özümüzden çok sevdiğimizi, ant denilen bir şey içerek haykırıyorduk. Bir de bazı çatık kaşlı adam resimleri vardı ki, babam onlara gazetedeki amcalara yaptığım gibi, sakal bıyık takmamı şiddetle yasak etmişti. "
--spoiler--
kendimi karşıma alıp öğüt vermeliyim benim,turgut özben'in özbenliği. kelime oyunu yapıyorum, oyuna getiriyorum. kendimi ele vermiyorum. her şeyi anlatma. belki sözlerinin arasında, farkında olmadan beni ele verirsin. belki anlar insan bu bilinmez. sen gene dikkat et; her şeyi ayrıntılı anlatma o kadar. bütün şey ayrıntıda değil midir zaten? ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? başkalarına anlatamadıklarınla beslenir, varlığını sürdürür herhalde. başkalarından sakladıklarınla gelişir belli etme zayıflığını bunu da atlatırız.
--spoiler--
turgut, selime" bize hiç gelmedin"der, selim de " ben sizi bilmem, seni bilirim" der.
ve bu cümleyle oğuz atay erkek dostluklarının taraflardan birinin evlenmesi sonrası ne derin kuyulara düştüğünü açıklar. konu hakkında kitaplar yazılabilecekken bir cümleyle her şeyi açıklar.
roman değil bir manifestodur.