nasıl yaşadım on yıl bu evde?... bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım, kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum... işte sonum geldi... kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Dün gece rüyamda isa Mesih'i görmeyi bekliyordum Selim'i gördüm... Kısmıyla bile iki kere okunmayı hakkettiğine inandığım roman. Dönem itibariyle yaygın okuyucu kitleleri ve entelektüel çevreler tarafından anlaşılamamak gibi bir duruma maruz kalmış başucu yapıtı. Bu gün itibariyle kendini potansiyel entelektüel adayı olarak gören her gencin abi üç kere okudum beş kere okudum diye birbirine nispet yaptığı tuğla eser.
Oğuz Atay zekası ve alaycılığıdır.
"Sabahları insanlar kahvaltı ederler ve traş olurlar ....Bilir misiniz, üniversiteyi bitirdiğimiz zaman hepimiz nasıl saçlı sakallı kocaman bebeklerdik....Sonunda hepimizi kurt kaptı tabi. insan taklidi yaptığımız için, kurtlar bizi adam sandı...
türk edebiyatı'nın ulysses'i. tıpkı james joyce'un bu harika kitabı gibi, tutunamayanlar da karmaşık ve okunması zor bir kitaptır. her okudum diyene inanmayınız.
oğuz atay'ın başyapıtı da sayılabilecek başarılı romanıdır. türkiye'deki aydının dramını selim ışık adlı başkarakter üzerinden müthiş bir ironi ve yer yer kara mizah kullanımıyla anlatan bir romandır.
bursa' da oda kitabevi' nin sahibi ibrahim abinin yorumu;
''övenlerin çoğu okumamışlardır bile kitabı. deneysel bir kitap o ve çok ağır. okuma daha erken senin için. kafkaları, dostoyevskileri bir yut sonrasında okursun. içinde sayfalar süren bir cümle var mesela öyle bir kitap. güzel mi güzel o ayrı.''
kitabın arkasında, berna moran'ın "Atay, saldırısını tutunanların anlamayacağı, reddeceği türden bir romanla yapar" diye bir yorumu vardır ki gerçekten roman hakkında yapılmış en doğru yorumdur.
okunduğunda insana türlü türlü psikolojiyi yaşatabilen oğuz atay'ın $izofrenik romanı. zira bazı bölümlerinde gülmekten karna ağrılar girmesine vesile olur. acının tavan yaptığı sayfalarda ise hüzne gark eder. içinden çıkılamaz buhranlara sürükler. bazen sıkılırsınız oda romanda bir bütünlüğün olmamasından kaynaklanır. fakat odanızda duran kitap tüm kasvesityle okunmayı bekler, insanı kendine çeker.
Oğuzum Atayım, sen nasıl bir adamdın ki böyle bir kitap yazdın.. hani bazı kitaplar olur, sizi içine alır, ama öyle macera kitabı cinsinden değil, size yeni bir bakış açısı sunar, bazı cümleler tamamıyle sizi tanımlar.. Hiç bitsin istemezsiniz, sayfa sayısı azaldıkça cümlelerin yanı sıra bir de o yüzden keder sarar bünyenizi bir sigara daha yakarsınız. O kitaba müzikler adarsınız, özel zamanlar ayırırsınız. işte tam o cinsten bir kitap tutunamayanlar namı diğer disconnectus erectus
Şimdi bir sigara da Selim'in anısına yakmak lazım. Canım Selim o kadar iyi anlıyorum ki seni, "düşünmek başka.. insanın aklına bir takım kelimeler gelmesi başka"
okumaktan korktuğum yapıt. niye bilmiyorum beni derinden etkileyecek bir şeyler var gibi hissediyorum ve her uzandığımda elim hava da kalıyor. ama okumam şart onu biliyorum.