tutku dediğin, insanı sabahtan akşama kadar bir şeyin peşinde koşturan o garip enerji. bazen bir kadında, bazen bir fikirde, bazen de sadece bir kahvenin buharında saklı. ama fark ediyorum ki çoğu insan bunu sadece romantik ilişkilere indirgiyor, oysa hayatın kendisi tutkusuz yaşanmaz.
eski esim benim en basarılı iliskim. 7-8 sene non stop, 10 kusur sene aralıklarla surdu.
bosanırken bana dedi ki "insan senle o kadar mutlu hissediyor ki..kendini bulutların ustunde gibi hissediyor. boyle mutlu olmak mumkun degil. hayatımın en buyuk mutluluklarını senle yasadım. ama sonra depresif oluyorsun insanı surum surum surunecek kadar negatife cekiyorsun. boyle mutsuz olmak mumkun degil. tum bunlar yerine bana sadece huzur verseydin yetecekti, bunların hicbirine gerek yoktu."
oysa unuttugu bana asık olmasının sebebi tam da buydu: -tutku
Sonunda seni prangandan çıkardım.Hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Çünkü meğer senmişsin bana mutsuzluk veren...Şimdi ihtirasım kalmadı.Artık özgür bir şekilde yolumda ilerleyebilirim... Çünkü tutkularınızı serbest bıraktığınız an sosyal egonuzun pes ettiği andır... Şimdi ne aşk duyabilirim ne de bağlılık artık. Zaten kimseyle bağım olmadı. Şimdi tamamen özgür oldum. Huzuru götüren tutkudan kurtuldum... Şimdi sen bir edebi eser oldun. Ben de hissiz,duygusuz bir insan artık...
Uğruna eriyebileceğim ama Anka kuşu misali küllerimden yeniden doğabileceğim; karşımdakine tamamen aktarmak istediğim ve uzun gündüzleri, geceleri yaşamak ve yaşatmak istediğim olağanüstü duygu.
Öyle bir duygudur ki, karşınızdaki onu hissederse siz yeniden doğarsanız. Sabahları uyanmak için müthiş bir sebebiniz olur. Şanslıyım ki müthiş bir sebebim var ve erimeye hazırım.
Aşksız, sevgisiz bir hiçtir. Azalır, biter, tükenir. Böylesi duyguları bir kor gibi canlı tutan diğer duygulara ihtiyaç vardır. Mesela bağlılıkla birleşince daha bir tatlı olur. Aksi takdirde yerini hemen başka şeylere bırakır. Mesela ihanet...
Obsesif derecede tutkular en sıkıntılı olanlarıdır. Birini o olduğu için sevmekle hiçbir zaman boy ölçüşemez bu duygu. He öyle bir insana tutkuya bağlı olmak; işte onun başımızın üstünde yeri var.