Türk edebiyatının ve ikiciyeni şiir akımının en önemli yazarlarından büyük usta Turgut Uyar` ın aramızdan ayrılışının 33. Yılında sevgiyle, özlemle, minnetle ve şiirle anıyoruz...(04.08.1927 - 22.08.1985)
"Ben seni uyuttum, seni karıştırdım,seni şaşırdım
Bir şeyler akıp akıp giderdi, dünyada
Başvurduğum bir şeydin, yalnızlığım gibi
Yanında sonsuz durduğum
Ağlamaktı en uzun neşesi kızların bir zaman
Olsun olsun, güneş olsun güneş olsun,olsun
Büyüsün o şeyler,büyüsün bu sarılan şey
Birisinin birşeylerin olduğunu bilmek var,dünyada
Sakın kapanma,dur,ey şuramdaki beni boşaltan delik
Ey büyüyen birşey sakın durma, dünyada
Herkesin bir umudu vardır
Bir savaşı,
Bir kaybedişi
Bir acısı,
Bir yalnızlığı,
Bir hüznü...
Çünkü herkesin bir gideni vardır.içinden bir türlü uğurlayamadığı.
•••Uğurlanamayanlardan olmanız dileğiyle•••
Rahmetle sana.
Rahmetle.
Şu hayatta tanıdığım en naif aşıklardan biri. Eşi ‘ne tuhaf bir insansın sen? Eve tam dakikasında gelmene gerek yok. Git biraz gez dolaş’ diyince ertesi gün evin önünde oturup zamanın geçmesini bekleyen naif adam.
Şöyle bir içten öpmeni senin,
Bin tane cennete değişmem...
Varsın yatağımız ipek olmasın,
Güzel vücudun danteller içinde değilmiş,
Ne çıkar...
O bütün tatlı saatlerinde gecenin
Güneş perdelere gelene kadar,
Kollarında bulutlarda gibiyim,
Mehtap saçağımızdaki buzlarda
Odamıza bir soğuk aydınlık dolmuş.
Gözlerin gözlerimde,
Boynumda sımsıcak kolların,
Gündüzki yorgunluğum kaybolmuş.
Seni her an minnetle yad ederim
Sen şimdi şarkılarla evimizdesin,
Sahibem, efendim, elagözlüm
Gözlerinden öperim..
Boydan boya bekçi düdükleri sokaklarda
Gecemiz huzur içinde ela gözlüm.
Öpüşlerin öpüşlerin ardarda...
Hem sevgi hem şefkat dolu ellerin
Ne olur yine böyle yarında
Binlerce şükrediyorum hayata geldiğime
kollarında..
Bir başka lezzet var hayatta ela gözlüm,
Öteki alemleri bilmek istemem.
Şöyle bir içten öpmeni senin,
Binlerce cennete değişmem...
sen hainsin hasan, hasan sen
ölüler evlerden morga
morgtan mezarlara giderken
hasan
kendini mavi sanıp
masmavi sanıp
mavinin uzak bir kıyısında
büyük gürültünün tam ortasında
hasan sen
açların kanı pompalarla çekilirken
çıktığın yerdeki orman
aslında denizden almıştır sesini
kararmış bir toprağın bitki örtüsü
kederlendirir baktığın suyu
içtiğin suyu nemlendiremez bile
hayatın hain bir ayraçtır
katıldığın konuya
hasan
hasan, mutluluktur senin adın
nasıl oluyorsa o anlamda
bir gün ısıtılmış bir tabakta
bir gün serin bir yatakta
kanların ve mutsuzluğun sağladığı
hasan
o nasılsa işte, mutluluktur
hasan, hasan oğlu hasan
yarım dönmeli ve doğuya bakmalı
güneştir sabahı çağırır
ışık tutar geceye
alacakaranlığın küçük hüznü
öfkeye dönüşür bir yürekte
kamçı parlar
alacakaranlığın küçük hüznü
yapışır bir ağacın köklerine
köklerine hasan,
emzirir onu.
hasan, sonuncu hasan
sözgelimi mustafa'nın kardeşi olan hasan
ölülerin de gözleri vardır hasan
beyaz da çirkin olabilir
sakindir uzay ve karnı toktur
her şeyi hazırlamıştır
beklemekten başka yapacak işi yoktur
sen hasan
sen hasan
senin hiç başka işin yoktur
mutluluktan başka
mutlu ol hasan
Acıyan yerlerini öpecek biri varsa hayatında
Önemli olmaz düştüğün yerler, atıldığın kuyular,
aldığın yaralar, yalan çıkan bildiğin tüm doğrular.
işittiğin tüm kötü sözlerin yeri bile, çabuk iyileşir o zaman.
Nasihat etmeden, küçümsemeden dinleyen,
anlatırken bile geçecekmiş gibi gelen,
yuva sıcaklığında bakışlarıyla içini ısıtan,
seni olduğun gibi kabul eden, değiştirmeye çalışmayan,
istediği kalıplara uymasan da
seni sevmekten vazgeçmeyen biri varsa eğer,
Korkma incinmekten.
Bırak sıyrıklar olsun dizlerinde,
Öper ve geçer…
Şöyle bir içten öpmeni senin,
Bin tane cennete değişmem...
Varsın yatağımız ipek olmasın,
Güzel vücudun danteller içinde değilmiş,
Ne çıkar...
O bütün tatlı saatlerinde gecenin
Güneş perdelere gelene kadar,
Kollarında bulutlarda gibiyim,
Mehtap saçağımızdaki buzlarda
Odamıza bir soğuk aydınlık dolmuş.
Gözlerin gözlerimde,
Boynumda sımsıcak kolların,
Gündüzki yorgunluğum kaybolmuş.
Seni her an minnetle yad ederim
Sen şimdi şarkılarla evimizdesin,
Sahibem, efendim, elagözlüm
Gözlerinden öperim..
Boydan boya bekçi düdükleri sokaklarda
Gecemiz huzur içinde ela gözlüm.
Öpüşlerin öpüşlerin ardarda...
Hem sevgi hem şefkat dolu ellerin
Ne olur yine böyle yarında
Binlerce şükrediyorum hayata geldiğime
kollarında..
Bir başka lezzet var hayatta ela gözlüm,
Öteki alemleri bilmek istemem.
Şöyle bir içten öpmeni senin,
Binlerce cennete değişmem...
"insan en çok sabahları arar sevdiği kadını.''
diyor birisi, katılıyorum o sabahlara..
Öğleler kaba yaşanır; kalındır.
Akşamüstleri ince, hüzünlü.
Çiçekler alınıp verilebilir..
Sabahtır yalnızlık.
Nasıl sabah, nasıl yalnızlık?
Ve şiirsel hiçbir yanı yok sanılır!
Var mıdır ?
Vardır..
Vardır ama çiçeklerle değil..
Kendi başına, zımparataşı gibi acımasız.
Ne aklıma gelse bir bakıyorum unutmuşum!
(...)
''Her şeyden biraz kalır'' diyor birileri,
Çoğulluk haklılıktır.
Kavanozda biraz kahve,
Kutuda biraz ekmek,
insanda biraz acı..
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalımFalanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz.
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım''
beraber bir zamanlar birlikte göğe baktığım, şimdi yanımda olmayan, yitirdiğim bir kadına şiirlerini; sanki ben yazmışım gibi, sanki ben hissetmişim gibi okuduğum, kulağına mırıldandığım şair.
"Evet önümüz bahardır biliyorum,
Leylaklar açacak biliyorum,
Kiraz da çıkacak yakında,
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum...
Sevgilim, güzelim, birtanem;
biliyorum da,
Şimdilik bağışla."
Bazen senin şiirlerini okuyunca "keşke dokunduğun her hissiyatı bu kadar mükemmel anlatmasaydın be üstad" diyorum. Huzur içinde yat.
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum,
hiçbirinizle dövüşemem.
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var,
sizin alınız al inandım,
sizin morunuz mor inandım,
ben tam dünyaya göre,
ben tam kendime göre,
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız.
Evet önümüz bahardır biliyorum
Leylaklar açacak biliyorum
Kiraz da çıkacak yakında
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum
Sevgilim güzelim bir tanem biliyorum da
Şimdilik bağışla.