varligini surdurebiliyor olmasi dahi turkiyedeki rejimin son gunlerinde oldugumuzun kanitidir. yakinda tum gazeteler bu sekilde gercekleri yazan hale gelecektir insaallah.
akplilerin bayıldığı gazetedir. niye derseniz... mesela, atatürk'ü ölümünün yıldönümünde anmaz ama abd'nin bayramını manşetten verir. ya da, orduyu yıpratm.. pardon, eleştirmeyi en çok canla başla yapan gazetedir. ya da, türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi, en tayyip partisi olan akp'yi direk veya dolaylı olarak hep övmüş, el üstünde tutmuş, takdirlerini hiç esirgememiştir. ya da, ezilen zavallı kürt vatandaşlarımızın haklarının en büyük koruyucusu olan ulusal çaptaki birkaç basın yayın kuruluşundan biri olagelmiştir. ya da, ergenekon denen hiperreal bir terör örgütünün foyalarını ortaya koyma konusunda en cesur, en tarafsız ve yetkin gazetedir. ya şimdi söyleyin bana. bir akpli nasıl sevmesin böyle bir gazeteyi? hatta böyle muhterem bir gazeteyi geceleri koynuna alıp da uyumaz mı bir akpli vatandaş? kutsal sayıp da cenabet ellememeye dahi özen göstermez mi? var mı mübalağa?
Atatürk'ü ölüm yıldönümünde anmayan tek gazete Taraf oldu.
Vakit gazetesi dahi ilk sayfasından Atatürk'e yer verdi. Taraf ise 10 Kasım'ı görmedi.
Aykırı yayınları ile dikkat çeken Taraf gazetesi, bilindiği gibi Cumhuriyet bayramını da ilk sayfasından görmemişti... Yine aynı tavrını sürdürdü bu kez de Atatürk'ü ölüm yıldönümünde anmadı...
Taraf gazetesi, cumhuriyet bayramı ile ilgili haberleri görmemesi üzerine gelen eleştirilere;
"Dünyanın hiç bir yerinde böyle günler gazetelerin ilk sayfasında yer almaz iddiası ile yanıt vermişti".
Yine aynı Taraf ABD'nin bayramını manşetten vererek tarafını belli etmişti.
dtp'den meclise giremeyen adaylar ile kökten şakirtlerin yazarlıklarını üstlendikleri yalancı ve pkk yanlısı gazete.
ah o muhsin yazıcıoğlu'nun düşen helikopterindeki manşetteki ciddi ve politik duruşları yok mu (!) var dimi nasıl da rezil oldu kerizler. aynı aktütün saldırısındaki yalan haberciliklerindeki gibi. hani 20 km'yi 1 km diye insanlara yutturmaya çalışmışlardı. 2 olayda da ertesi gün paşa paşa özür dilemişlerdi. bak nereye bağlıyacağım konuyu. cem yılmaz bir gösterisinde çıkıkçı kültüründen bahsediyordu, işte hani kırığı/çıkığı olanlar bunlara başvurur ya . işte kalça çıkığı ile ilgili bir vakada bu adamlar için önce düzeltiyor sonra da kötü emelleriyle bozuyor örneği veriyordu. "düzeltiyor-bozuyor,düzeltiyor-bozuyor" diye seriye bağlamıştı. * işte bu gazete de kendini düzeltiyor-bozuyor.
parasızlıktan şikayet eden gazetedir. halbuse hepimiz biiliriz ki, gazete çıkarmak para isteyen bir iştir.
peki sormazlar mı adama, nereden geliyor bu değirmenin suyu hacı, demezler mi?
derler tabi ama cevabını asla alamazlar, zira ekonomiyi ilgilendiren bir soruya felsefik atraksiyonlarla cevap verirsen yemezler ve bu soruyu sormaya devam ederler.
10 kasım tarihli baskısında ulu önder mustafa kemal atatürk'ü anmayan gazetedir. bu gazete olduğunu iddia eden gazetemsi kağıt parçası kemalistlerin çok siknde midir? tabikide değildir.hatta kendilerine !ulan ibneler eğer 'O' olmasaydı şu an sizin varlığını ne haldeydi ya da böyle skmsonik bir kağıt parçası basarak bu ülke sınırları içinde ceplerinizi doldurabilecek miydiniz! diye sorulmasıda gerekmektedir. tarafına kydğmn tarafı !
yeniçağ gazetesinin çok güzel bir sloganı vardır. " yalnızca okurlarının satın aldığı gazete" diye. bu lafı taraf'a uyarlarsak sadece okurlarının satın alamadığı gazetemsi olurdu sanırım. okurları dışında herkes yazarlarıyla birlikte satın alıp istediğini yazdırıyor çünkü.
10 kasım'ı anmayan mide bulandırıcı bir gazete.
dağdan inen pkk'lı itleri alkışlarlar ama ülkenin kurucusunun yasını tutmak için bir kaç kela sarfetmeyecek kadar zavallıdırlar.
okuduğum gazete. sırf bu yüzden de çeşitli ithamlarla yüz yüze gelmek zorunda kalınıyor falan filan.
ama bununla ilgili en büyük yanılgınız, yani taraf okurlarına ithamlarda bulunurken yaptığınız en büyük yanlışlık, okuyanların aklını göz ardı etmeniz. size göre bir taraf okuru neden - sonuç ilişkisi üretemiyor ve dahası okuduğunu yargılamıyor. yani bir şekilde üstü kapalı olarak salak diyorsunuz, ama kuzum bu düşünce silsilesinin aslında bir salaklık içerdiğinin bilmem farkında mısınız?
her neyse; 10 kasım'ı manşetten anmamışlar. o zaman tüm gazeteyi gözden geçirip içinde kaç tane atatürk kelimesi geçiyor onları sayalım. oradan bir daha yüklenebiliriz bu gazeteye.
değişik bir mantığın ürünüdür.
gazetenin ismine ne olduklarını koymuş bunlar. diğer bölücüler de bir propaganda aracı çıkarsa onun da adı 'şerefsiz gazetesi' olacak heralde.
basın yayın özgürlüğü diye bir kavram olmamalı artık sözlüklerde, özgürlük kısıtlamaların olduğu yerde olur çünkü.
demek ki neymiş; memleketimde demokrasi ve özgürlük daha ziyade puştlara varmış.
Siyasi yazarlarını sevmediğim ama kültür sanat yazarlarını takdir ettiğim gazete. Diğer gazetelerde keşke onlar kadar kültür sanat olaylarına yer verseler.
Ama.. Bununla birlikte ait oldukları yön bana tamamen ters. "Görevden al", "istifa et" şeklindeki başlıklarını görünce adının "taraf" değil "fedai" olmasını daha uygun buluyorum.
Bu kadar ordu düşmanı olmalarını doğru bulmuyorum. Ordunun içinde de kötü tohumlar olabilir ama bunun için koca bir kurumu milletin manevi duygularını hiçe sayarak karalamak anlamsız geliyor. Bunların yazıları biraz kurtuluş savaşı yıllarında Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, onların kurtuluş savaşı'na karşı duranların yazılarına benziyor.
Alıyorum, okuyorum. iyi oluyor. Karşı çıkmak için bilmek gerekir.
Uğur mumcu yaşasaydı bunlara çok güzel laf sokardı. O çok rahat başederdi bu adamlarla. O düzeyde gazeteci kalmayınca ortalık bu adamlara kaldı. Koca toktamış hoca bile bugün'de yazdıktan sonra biz ne yapalım.
iyi yazarları öldürdüler, kalanlarda pısmış.
Adam sesini biraz çıkardı 4,5 milyar tl vergi borcu çıkardılar. Taraf o kadar dürüst ve samimi bir gazete olsaydı buna karşı çıkardı ilk önce. Avrupa ve dünya basınında bile kınama sesleri gelirken hükümet yanlısı gazetelerden tık çıkmadı. Hatta öyle yazılar yazdılar ki başlıklarını "Beter olun" diye atsalar daha iyi olurdu.
Tarafta bunlardan biri.
Söyler misiniz hem kurtuluş Savaşı'mızı yalanlar manzumesi şeklinde tanımlayan bir yazarı (bkz: sevan nişanyan) bünyesinde barındıran bir gazeteden ne hayır gelir. işleri güçleri ordu.
Neden?
Çünkü şu an AKP'nin, irticanın ve bölünmenin önündeki en büyük engel ordu!