Insan olmanın sınırliligi ve canli olmanin verdigi karmasada bazı büyük beyinler kendilerini insanlığa adar. Insanliga karşı büyük bir sorumluluk altında hissederler.Bu gudunun altında sınırlarini yıkmak vardır. Ve sınırlar yıkıldikca bize ogretilen sahte kaba bir baba disinda olan gerçek kozmik tanrı iç gudusune de ulasilir. En güzeli budur işte.Madde içinde mana bulmak.
kendini beğenmiş ve şımarık olmasıyla bilinir. biraz da oyuncakları ile oynamak gibi çocuksu huyları bulunur. insanların aslında ihtiyacı olmadığı bir sözde varlık. fakat yine de birçok kişiye, bir şekilde umut olması ile, varlığı kabul edilebilir.
insanın aklını aşan bir şeyse insan düşündüğünde sınırlı bir yerden bakacağı için asla tam olarak tanrıyı kavrayamayacak ve açıklayamayacak.
hal böyle olunca kişilerin geliştirdiği tüm tanımlar yanlış olacak.
mesela pozitivistlerin dinin geçiş aşamalarına getirdiği tanıma bakarsak dinin de bir evrimsel süreci olduğunu ve tanrı tanrımının da belli dönemde somuttan daha soyuta ilerlediğini görürüz. peki dün tanrıyı somut düşünen ilkel akıl dediğimiz akıl neye göre ilkel?
insan aklı ilerledikçe bugün ki düşüncelerimizi de ilkel olarak sınıflandırmayacağımız ne malum? bizden sonrakiler de bizim fikirlerimizi yetersiz, geri ve ilkel bulacak.
yani şunu demeye getiriyorum: insanlar yıllar boyunca tanrıyı o anki bilgileri ve akli gelişimi ekseninde açıklamaya çalıştı. milyonlarca da tanrı tanımı geliştirdi ve bir kaçını deneyip başarılı oldu bugünlere getirdi.
ancak insanın sınırlı beyni ve kendi içinde tanrıyı kendi tabiat kurallarıyla mantık çerçevesine oturtma çabası her daim tanrıya sınırlı bir bakış ve tanrı hakkında yanlış bilgidir.
biz tanrıyı düşündüğümüz anda kendi sınırlı seviyemize çekip bir nevi tanrı gerçeğini bozmuş oluyoruz.
bu yüzden tanrıyı düşünmek gereksiz olmuş oluyor.
apateist veya agnoist olmuş olabilriim şu an. aman jesus christ. ay ben şok.
500 yıl öncesinden insanlığa kadar, toplum büyüklerinin vs.kendi fikri doğrultusunda topluma uygulamak istediği kuralların,aşılanmasını sağlamak üzere uydurulmuş bir kavram.
ünlü sözle bitireceğim entryi.
insanlar gerçeği öğrenmek istemiyor,kandırılmak istiyor.
-prestij
insanın kendi içindeki potansiyeli toplum-aile gibi sebeplerle açığa çıkaramamasından ve bu potansiyel tamamen ölmeden önce onu başka bir hayali varlığa yansıtması sonucu oluşan hayali bir varlık. Gerçek benliğini açığa çıkartmış kişi tanrıya inanmaz.
Yokluğun oluşturduğu bir halisunasyon olabilir mi.
Matematiksel olaraksa.
1 = 1
1 - 1 = 0
( 1 ) = madde
( - 1 ) = anti madde
0 = yokluk
Denklemin kendisi = evren
Denklemin alogaritması = tanrı
Bu durumda tüm rakkmların sayısı kadar ( sanırım sonsuza vardık ) evren olnası lazım. Yanlız sonsuz reel olmayacağı için limit x sonsuza giderken diyebiliriz.
Otomatikman da alogaritma bir olduğu için de tanrı bir tanedir.
tanrı'yla aynı fikirde değilim
intihar edenlerin
cehenneme gideceği konusunda.
kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığında ruhum,
intihar edeceğim ben de
denenmemiş bir yolla.
nerdeyse bütün akıllı kalpler
intihar edip siktir çekmiş yeryüzüne.
ben ateist değilim, babasıymış gibi
tanrı'ya küsen bir çocuğum.
eğer tanrı intihar edenleri ve nietzsche'yi
cehenneme gönderirse
cehennemde yanmayı tercih ederim ben de,
tanrı dürüstlüğü sever.
tanrı'nın hayal gücünü beğenmiyorum.
ben tanrı olsam
peygamberler göndermez
direkt konuşurdum insanlarla.
ben tanrı olsam
hitler'i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım,
yahut yetenekli bir yazar yapardım onu.
içindeki kötülüğü insanlara değil
tuvallere boşaltırdı
ben tanrı olsam
devletler yok olur
gül kokulu bireyler var olurdu sadece,
atlar çılgın zamanlar koşardı.
ben tanrı olsam
düşünce gücüyle herkesin
istediği karakter olmasını sağlardım,
dünya bir şiirin
yaratılım sürecine dönüşürdü böylece.
ben tanrı olsam intihar ederdim
insanlarla birlikte
acı çekmeyi öğrenemediğim için.