tanrı dediğimiz, herşeyi yöneten bir varlık mı? yoksa, sadece başka bir boyuttaki varlık/lar mı? yani tanrı derken, başka bir boyuttaki varlıklara yöneliyor, onlara enerji veriyor olmayalım? peki bu varlıklar, bu alem üzerinde mutlak bir güce mi sahipler, yoksa sadece başka boyutlarda, kendi güçleri olan varlıklar mı?
müslümanlar sevmez bu kelimeyi. bizim türkler hiç sevmez. genelde yabancı filmlerde geçen bu kelimeyi sonradan dilimize girdigini sanarlar. gavurlar tanrı der biz allah deriz falan filan. bilmezler ki tanrı kelimesi öz ve öz türkçe dir. oysa allah arapçadır.
Bu kelimeyi öğrendiğimde Tanrıyla içli dışlı olan dayıma:
- dayı bugün Allah'ın doksan dokuz isminden birini daha öğrendim, dedim.
Çocuktum, büyük annemin evinde bir kütüphane vardı. Çok Okurdum o zamanlar. Anneanneme hikaye okumayı çok severdim. O da zevkle dinlerdi. Keşke bir daha yaşabilsem o yılları.
Dayım:
- tanrı demek günah ya sen nereden duydun onu, dedi.
- kitaptan okudum dayı, dedim.
- okuma öyle şeyler, itikadın bozulur, dedi.
Ben okumaya devam ettim, ruhum ilk bölünmesini yaşarken.
Birgün geldi, Allah Tanrı'nın belâsını versin, dedim.
yaradan'ın Öz be öz Türkçe dilindeki ismidir. Antik kültür panteonlarındaki yüce varlıklara hitaben de kullanıldığından, "tanrı" ismi zaman içinde sıfat niteliğindeki bir kelimeye indirgenmiştir. Türk milleti de algısı kıt bir millet olduğu için allah için de tanrı kelimesini sıfat olarak kullanılıyor şeklinde algıladığı için kıllanmaktadır.
rahat olun. tanrı, türkçe bir kelimedir. tanrı, yaradan'ın türkçe ismidir. huzur içinde kullanın.
ve arapça'dan önce göktürkçe öğrenin. özünüzü bilin. geçmişini bilmeyen geleceğine böyle at gözlüğü ile bakar işte.
Var olmasını ümit ediyoruz da varsa da mükemmel bir yaratıcı değil bu kesin bilgi kendine bak insanın kibirine bak sonra mükemmel kelimesinin anlamına bak. Edit: mükemmel bir yaratıcı kusursuz yaratır yaratılan şeyler kusurluysa tanri da mükemmel değildir.
insanların yüzde 80-90 kadarının varlığına inandığı ilahi ve metafiziksel varlık.
Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.
insanların varoluş evresinin ilk basamağı olarak kendilerine sığınak belledikleri varlık.
ontolojik olarak olmasa da ruhani olarak olduğu ve tüm ontolojik varlıkların üstünde olduğu söylenir.
ibn-i halduna bunu mesela aynı evrimdeki gibi
''herşey birbirinden doğup büyüdüğüne göre bunun bir başlangıç noktası olmalıdır e bu da tanrıdır'' şeklinde açıklamıştır.
günümüzde reddetmek gibi bir olgu insanı mutlu eder. din tüccarlık haline getirildiğinden soğuyan da çok olmuştur tanrı olabilmesi fikrinden.
herkes ''yok ben inanmıyorum'' demeyi seviyor.
tanrı bunu bile kontrol edemiyor.
yine de insanlar, hiçbir şeye inanmıyorum cevabını vermektense kendi içinde dogma biçimde oluşturduğu ve her özelliğiyle kendinden üstün bir tanrıya inandığı cevabını verebiliyor.
iyi güzel de tanrı, kaçımızın derdini dinledin. akıl verdin be tanrı. kaç zaman..
sahi, en önce seni kim uydurmuş.
adam king milyarlarca insan onu konuşuyor ona sövüyo veya dua ediyor tanrı olsam bende aynısını yapardım herkesin tanrısı kendine ben seni biliyom reyiz saygılar.
iç sesim. evet, düşündüğüm anlarda tanrı benim. düşünmediğim zamanlarda tanrıya ihtiyacım yok. öğlen yediğim pizzaya taptım, akşam kendi inandığı tanrıya kul olan birine. tanrı yok. biz varız. pizza var. iyi davranın. değerlerini bilin.
Ey sen, dünyada mevcut her şeyi yarattığı söylenen: hakkında en ufak bir fikrim olmayan sen; ancak lafta tanıdığım ve her gün yanılan insanların bana söyledikleri kadar bildiğim sen; tanrı denen acayip ve hayal mahsulü varlık, kesinlikle, gerçekten ve herkesin önünde ilan ediyorum ki sana en ufak bir inancım yok. Ve bunun da nedeni gayet mükemmel: dünyadaki hiçbir şeyin akla yatkınlığına kanıt olmadığı saçma bir varoluşa beni ikna edecek hiçbir şey bulamıyorum.
her şeye ön yargı olmaksızın yaklaşmamızı söyleyen insanoğlunun, konu tanrı olunca anlamsız ön yargılarla çevrilmiş bir düşünceye saplanmasını anlamıyorum.
konu tanrı olunca adam öyle epistemolojik şeyler istiyor ki, inanmamak için öyle bir direniyor ki anlamakta zorluk çekiyorum.
gereksiz bir direnç, müthiş bir ön yargı.
şu hayatın oluşması, on üzeri iki yüzde bir ihtimal.
şöyle söyleyeyim, matematikte on üzeri elliden sonrası bakılmaz derler. yani insan aklının alması çok zor sayılar.
şimdi buna ihtimal diyenler, gelip bana hiçbir işi kanıtlayamazlar.
konuştukları dili bile. aslında bunlar türkçe konuşmuyor, rastgele bir şeyler yazıyorlar ve o da tutuyor derim.
var mı böyle bir ihtimal? var.
peki niye inanmayacaksınız bana? çünkü insan belli bir olasılığın üzerini kabul etmez.
ama konu tanrı olunca..
asıl ön yargılı olanlar, bu dediklerimi düşünmeyenler.
kuran inançsız olmayı kabul etmez. biz bunu ateistlerde de görüyoruz.
aslında onların inandıkları bilim ve teknoloji.
bak birader, ben yanlışlanabilir bir olguya inanmam.
bilimin savunduğun teoriyi elli yıl sonra aslında böyleymiş demeyeceğini kimse bilmiyor.
daha önce yüzlerce örnek var bununla ilgili. ve sen ona rağmen öyle bir savunuyorsun ki, ben şaşıyorum.
bak inandığın bilim, binlerce gezegen inceledi. yaşama uygun tek yer, hala dünya.
rastgele öyle mi?
rastgele mi?
rastgelsin o zaman ne diyeyim. yeryüzünde böbürlenerek gezme, ne yeri yarabilirsin, ne de dağlarla heybet yarıştırabilirsin.
kimilerinin çıkar ilişkisinden (bkz: cennet), kimisinin "inanmıyorum ama varsa da bok yoluna gitmeyelim" düşüncesinden (bkz: deist), kimilerinin ise sorgulamaya bile cesaret edememesinden (bkz: teist) inandığı ve var olduğunu düşündüğü varlık.
kendi içerisinde paradoksa sürükler; Tanrı kendini öldürebilir (yok edebilir) mi?
*cevap 'Evet' ise "Tanrı ölümsüzdür" veya "Tanrı hep vardır" tezi çürür.
*cevap 'Hayır' ise "Tanrı her istediğini yapabilir" tezi çürür.
Durum şundan ibaret;
Çoğunluğa göre iyi şeyler başlarına geldiğinde doğanın olgusudur, allah ile alakasi yoktur.
Kötü şeyler olduğunda bunu yapan allah özellikle yapmıştır.
Bahaneler bahaneler.
herkes tanrının bir parçasıdır aslında. tanrı derken illa ki bir şekil biçim, form olcak değil. ya da bir şeye tapınmak anlamı değil semboliktir biraz belki. ama o belki de onun içerisinde sen şekil kazanırsın, o belkinin içersinde ömürler yaşamlar şekillenir, kendini anlamlandırırsın. belki dedim çünkü belki sihirli değenek gibidir. istediğin olabilirsin inandığın ve ya inanmadığın olabilirsin. oyun hamuru gibidir avuçlarını ısıtan. bu yüzden herkes yaratıcıdır aslında; tanrı dediğimiz sıfatın, kendisidir. sadece uykuda uyuyan prensler, prensesler gibi horlamaya devam ediyoruz. farkındalık gerçekleştiğindeyse bu uyku hali kaybolur gider yerini açık bir bilince, algıya bırakır.