ben sayısalcıyım demeye korkup eşit ağırlık yazan, sonra da aslında sözelci olduğunu keşfeden biridir. liseyi bitirince üniversite tercihlerinde 3 ay ''psikoloji mi yazsam, sosyoloji mi'' diye düşünüp sonunda iletişim fakültesine girer. orada da ''medya aslında bir manipülasyon aracıdır'' diye bitirme tezi yazıp kendini schopenhauer sanır.
schopenhauer bile sözelciydi lan. bi sik olamayınca filozof oldu. sen de aynı bokun fasulyesisin.
Hayata daha yavaş bakan kimseler. Kötü bir şey anlamında söylemiyorum ama sözelciler daha ağır kanlı, daha mızmız. Sayısalcılar daha tahammülsüz, daha kurtlu, daha hızlı. Bu da Böyle bir şey.
Sözel öğrencisidir. Öğrenci grupları arasında kafası hiçbir boka çalışmayan ve sağlam bölüm olarak hiçbir sikime gidemeyecek olan öğrenci bunlardır.
Birçoğu daha lise yıllarında mat çözemediği için sözele yönelmekte ve aynı şekilde mat yapamadığı için hiçbir yere yerleşemeyen kafasız ve aptal öğrencilerdir.
artık öyle bir şey kaldı mı ya. bizim zamanımızda sayısalcı, sözelci birde eşit ağırlık diye bir saçmalık vardı. o eşit ağırlığı hiç anlayamadım zaten.
matematiğin günlük yaşantıda ve sosyal çevrede bir biha yaramadığını bilen öğrencilerdirler. bir sayısalcıya bu ülkenin hali ne olacak diye sorduğunuzda günümüzü ele alıp ileriye dönük saçma sapan saptamalar tekrar ettirebilirsiniz fakat sözelciye sorduğunuzda tarihdeki olayları, felsefi düşünceleri, yönetim biçimlerini bir araya toplayıp örneklerden yararlanarak bir ülke bile kurdurtabilirsiniz. küçümsemeye devam edin bakalım.
Sayısal terk, eşit ağırlık çıkışlı ama ygs-lys ye sözelden hazırlanan biri olarak söylemek isterim ki, sözel bölüm kolay olarak gösterilse de öyle değildir. Emin olun hem zor hem de zevkli. Zira matematik çözmek yerine edebi şahsiyet ezberlemeyi tercih ederim.