sonunda samsuna açılan böylece amerikada büyük boyu 3 dolara içilen kahvenin küçük boyuna 10 lira verebileceğim.
ayrıca elime alıp mağaza mağaza gezmem de cabası.
bir insan daha ne isteyebilir ki
ortamda bulunmaktan ziyade bazı kahveleri gerçekten içilesidir. mochayı ele alalım aynı aromayı, aynı yoğunluğu farklı yerlerde yakalamak zor. gerçi yine de buranın emperyal ve siktiriboktan bir pazarlama harikası olduğunu yabana atamayız.
mümkün mertebe mekanı mabed haline getirmeden sadece arada bir iki mocha içmek için uğranılası. ne bileyim hayatın her alanında bu amk markalarına fena yakalanmışız. kafam karıştı.
bildiğimiz çay ocakları gibi kendine has kültürü olan yer. ama insanlar gereksiz kasıntı yaparlar.
çay ocağında:
1:demli,açık,ve normal olarak çay istenir.
2:2. şeker i istemezsen çaycı getirmez.
3:yeni gelen arkadaşa, oturan kişi tarafından çay ısmarlanır.
4:çay, süzme içilecekse belirtilir.
5:çay kaşığı,bardağın kenarlarına vurarak değil, bardağın dibine sürterek karıştırılır.
6:çay bitince, çay kaşığı bardağın içine yada çay altlığına konur.
7:üst üste 3 bardaktan fazlası tavsiye edilmez.fazlası karın şişirir.yinede içilecekse, bir süre beklenilir.
8:çay yavaş yavaş içilir.acele edilirse dili yakar.mutlu etmez.
9: çay ince belli bardakta içilir. daha çok lezzet verir.
10:şeker az atılırsa, çayın tadı daha iyi alınır.
11:şekersiz içilecekse,önceden söylenir.zira şeker çay altlığında su alıp eribilmekte ve israf olabilmektedir.
görüldüğü gibi çay ocağı kültürü de bilmeyen için oldukça karmaşıktır.
birçok küçük işletmeden çok daha başarılı olan mekan.
izmir bostanlı'da yürüyordum, cadde üzerinde ufak bi kafe gördüm gireyim azcık oturayım dedim. hem filmlerde olur ya küçük mekanlar cadde kenarı, geleni geçeni izlerken kahve yudumlamak felan. neyse girdim içeri, tezgahın arkasında bi hatun, 15-16 yaşlarında, başka da kimse yok. oturmadan önce gittim yanına sordum, filtre kahve var mı dedim, var dedi. o halde bi filtre kahve alayım dedim oturdum. neyse 5 dk sonra bir fincan içinde yarım doldurulmuş bi kahve geldi. tadına baktım bildiğin neskafe, kalktım yanına gittim, bu filtre kahve mi dedim, evet dedi, nasıl yaptın diye sordum. bi makina var arkasında onu gösterdi. bunun filtre kahveyle hiç ilgisi yok dedim, borcum ne diyerek kahveyi masada bıraktım. neyse bu bana bi gıcık oldu, pis pis bakmaya başladı, "6lira" dedi. oha der gibi açıldı gözlerim, bi yudum birşey getiriyorsun onun da ne olduğu belli değil, bir de 6lira istiyorsun.. diyemedim tabi. keşke deseydim diyerek çıktım mekandan. bi daha da küçük esnafla işim olmaz, batarlarsa batsınlar arkadaş, üç kuruşu denkleştiren hizmet kalitesi nedir bilmeden mekan açıyor. gidiyorum starbucks'a alıyorum orta boy kahvemi, içe içe bitiremiyorum, ikide bir başıma dikilen yok ne alırdınız diye kafa ütüleyen yok, benim içtiğim kahvenin 4.75 gibi bi fiyatı var, kovayla veriyorlarmış gibi oluyor orta boy alırsanız. kalitesi de belli, hangi şubeye gidersem gideyim filtre kahveler hep aynı. üzgünüm küçük esnaf, devir rekabet devri, yok öyle oturduğun yerden 6 lira istemek.
kayseri forum'da bir grup gencin sürekli oturduğu yerdir. eminim sürekli bir şeyler almadıklarına ve şurada oturun buradan bir yere kımıldamayın dendiklerine. çünkü hep aynı yerdeler. *
ergenlerin popülarite kazanmak için
22 yaş ve üzerinin ise kahvelerindeki ve sunumlarındaki başarılarından dolayı tercih sebebi yaptığı Cafeler zinciri.
Ergenler resim çektirince Starbucks'ta kendilerinin bir halt sanıyorlar ancak aslında aptalca göründükleri aşikar.
Şu anda geziparkı olaylarında mağdur olan insanları içeriye sokmamak için kepenklerini dar bir giriş kapısı hariç kapatmış 'dünya markası.'
Bir de bunun üzerine hiç bir şey olmamış gibi twitter hesabından; "Mağazamızdaki misafirlerimizin güvenliği için kepenkler kapalı; ancak mağazamız açıktır. Tüm misafirlerimize hizmet vermeye devam ediyoruz." diye tweet atmıştır.
Bugünden itibaren starbucks'tan su dahi alan adamın gözümde biber gazı sıkan polisten, zulmü görmezden gelen adamdan farkı yoktur.