kültür emperyalizminin başka bir ayağı. allahtan mc donalds veya burger king kadar çok müşteri çekmemektedir. kapitalist işi lan bunlar. gidin mis gibi türk kahvesi için işte.
bir ülkenin ekonomisi ile artan starbucks sayısının bağlantılı olduğu söylenilen bir yazıda, türkiye'nin durumu şu şekilde ifade ediliyor:
newsweek'in ekonomi yazarı daniel gross'un iddiasına göre bir ülkede starbucks dükkanlarının sayısı ne kadar fazlaysa, o ülkenin mali sorunları da o kadar kabarık oluyor. o ülkenin finans merkezi olan kentinde bankalar batabiliyor. şu yaşadığımız küresel mali krizde olduğu gibi.
işte new york. manhattan'da 200 starbucks dükkanı var, bankalar battı. işin ironik yanı o dükkanlar strateji gereği, hep büyük yatırım bankalarının çevresinde kümelenmiş bulunuyor. londra; 256 starbucks şubesi var, batık bankalar da var.
bu örnekleri çoğaltıyor gross. sonra karşı örneklere geçiyor. starbucks'ı olmayıp, mali sistemi de güçlü olanlara. italya'da yok, batan banka da yok. 200 milyon nüfuslu brezilya'da sadece 14 starbucks dükkanı var, bankacılık sistemi sağlam. afrika ve güney amerika ülkeleri ile avrupa'nın kuzeyindeki ülkeler de öyle. çünkü bu ülkelerdeki bankalar, starbucks ekonomisinin bankalarıyla entegre olmamışlar. danimarka'da sadece iki şube, hollanda'da üç şube var. isveç, norveç ve finlandiya'da hiç yok.
starbucks ile batık bankaların alakası şu: gross'a göre starbucks'ın bir ülkedeki yaygınlığı, tüketimdeki aşırılığın dozu açısından önemli bir gösterge oluşturuyor. starbucks'ın yaygınlığı aynı zamanda o ülkenin iş dünyasında geleneksel yöntemleri terk edip, amerikan usullerini benimseme eğiliminin de göstergesi. starbucks'ın yayıldığı bütün ülkelerin aslında kendi kahve (hane) geleneği var. ancak o ülkelerdeki tüketicinin, parasını bu pahalı kahve çeşitlerine akıtması, mali iyimserliğin de yüksek olduğunu gösteriyor. sonuçta krediler ödenemiyor vs.
peki bu teorinin tutmayan ayağı neresi? türkiye. şöyle yazıyor gross: "istanbul'dan henüz döndüm. orası, batılı fonlarla sıkı bağları bulunan, yükselen bir finans başkenti. köklü bir kahve kültürü var ama, ben en merkezi mekanları işgal eden starbucks dükkanlarını sayamadım bile. 67 tane olduğunu öğrendim. dikkat et türkiye!"
1 hafta önce bilkent üniversitesi işletme fakültesi binasının içine şube açmış Starbucks küçücük yerde işini tıkır tıkır
yürütmektedir. Hayır işin ilginç yanı çoğu üniversitede bu tarz yerler fakülte önlerinde olurken Bilkentte bu iş dozunu
abartmış işletmenin içine kadar girmiştir. Bu durumda bilkent işletme öğrencilerinin ne kadar Starbuck's bir diğer adıyla
tüketim bağımlısı olduğunu gözler önüne seriyor.
kahve kültürü ilk çıktığı zamanlarda cafe denen mekanlar açılmıştı. o zamanlar cafelerde prokratlardan yazarlar, sokaktaki adamdan ticaretcilere kadar bir çok kesim bulunmaktaydı.
ateşli siyasi tartışmalar ile cafe'lerde örgütlenen bir çok kişi kendi partilerini kurma, kendi derneklerini kurma gibi bir çok etkinliğe katılınırdı. hatta uzun bir dönem borsadaki para taşyan ya da bilgi getiren elemanlara "garson" denilirdi. çünkü eskiden bu kişiler garsondular.
gavur vilayetlerinde starbucks kaybolan bu misyonu tekrar üstlenmeye çalışmış ve bir çok ünlü yazarı ve aktör'ü kendine çekmiş. bir çok şair şiirlerini starbucks'ta yazmışlardır.
tabi günümüzde starbucks "önemli olan prestij değil para kazanmak" deyip bir çok ülkeye bayilikler vermiştir. çaycı bir ülke olan ülkemizde 40 nesildir ekspresso, Brewed içen bir insanmış taklidi yapan ve "kahve kültürü" gibi laflar eden bir çok bünye eşeyli çoğalarak büyümüşlerdir.
bir de dikkat ettiğim bir şey var. starbucks'ta insanlar içerde oturmuyor. atkıma sıkı sıkı sarıldığım kış günlerinden starbucks önünden geçerken dışarıdaki masalar dolu iken içeride boş masalar görmem beni kahretmişti. starbucks bir imaj göstergesi, hava atma aracı olduğunu o gün anlamıştım.
starbucks denen yer bildiğin kazık yeme mekanı efendim. şimdi birileri "kahve kültürü bık bık bık" demek için kıpır kıpır olmuşlardır.
senin için kahve kültürü cezvede kaynayan türk kahvesini köpürtmek için içine tükürmendir. senin için kahve budur.
kapitalist sisteme domalan insanların uğrak mekanıdır.
malum yerinden uydurduğu kahve türlerini diğil asıl olarak üzerinde starbucks amblemi olan bardağını pazarlamaktadır paşazadelere.
sanki anasının karnından fırepaçinoyla, mokayla doğmuştur ya güzelim saftirik türk insanı..
temel işleyiş prensibi ederi etmeyen fiyattan pazarlamaktır.
kimi pazarlama uzmanları buna strateji başarısı, marka kalitesi falan desede bunun adı kapitalizmin bilinçsiz toplum parçalarını düdüklemesidir.
emperyalizm, kapitalizm...bunlar heryerde var zaten yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz, sıçtığınız hatta. insan iyiyi ister onu arzular, kendine onu yakıştırır; marka takıntısı da burdan gelir. üzerinde bir timsah ya da & olduğu için bir gömleğe 400 tl verme sebebi de budur. parası olan çoğu insan da verir bu paraları. eşyanın tabiatıdır normal karşılanmalıdır. neyse konuyu saptırmayalım.
daha ekonomiği, daha özenlisi, hem de yerlisi için;
(bkz: kahve dünyası)
yazılan çoğu entry'i okudum da, aslında giden insandan çok gitmeyenin gözünde büyüttüğü bir yerdir. giden insan için kahve içip arkadaş ile biraz muhabbet etmek ya da stres atmak amacından öte bir yer değildir. ama gitmeyenler öyle bir anlam yüklemiş ki buraya. sanki bir tür sosyal statü kazanma, sınıf atlama yeri. adamlar bildiğin kahve yapıyor, oturuyor içiyorsun. bu kadar. gizli bir örgütlenme, büyük bir ortak amaç için buluşmuş insanlar değil. bildiğin sıradan bir kafe işte.
fiyatları gerçekten yüksektir. yani en azından bir türk olarak türk kahvesini 1.5 bilemedin 2 liraya içebilen nefis bir toplumuz. aynı kahve orda 5 liradır. bunun haricinde diğer kahve türleri bizim pek alışık olmadığımız lezzetlere sahip.* en azından bir kere cesareti toplayıp girilmeli. sempatik bi tavırla ''bana ne önerirsiniz'' denmeli kasadaki dostumuza. verdiği cevaba göre de ''hmm hiç denemedim. bi deneyeyim bakayım.'' denebilir. arkadaşımla aramda geçen bi diyalogtan biliyorum.:
+ ya sen starbucks a gidiyor musun hiç?
-evet gidiyorum neden sordun?
+ne istiyorsun? yani bi adı var mı? (bkz: şekil:a)
şekil a da görüldüğü üzere aslında çok gitmek isteyen var ama ne alacaklarını bilmyorlar. gitmeseniz de pek bir şey kaybetmiş olmazsınız( en azından paranız cebinizde kalmış olur) ama dediğim gibi sadece bir kerecik de olsa denenmeli.
yabancı marka meraklılarının gittiği ve kahveyi beğenmese bile yabancı marka olduğu için beğenen insanların zaman öldürdüğü bir kahve mekanı. kendi ellerimle öğütüp içtiğim kahvenin yerini hiçbiri tutmaz.
türkiye'de yanlış bir izlenim vermiş, belki de istediğini yapmış markadır.
sanıldığı kadar pahalı değildir öncelikle. zaten mahalle arasında kahve içmeye oturma kültürümüz yok.
istiklal caddesi'nden örnekleyelim. istiklal'de, bir fincan nescafe/filtre kahvenin ortalama fiyatı 4-5 liradır. sturbucks'ta da 4 liraya günün kahvesi -ki o da filtre kahve olur- içilebilir. üstelik rahat bir ortamda, iyi müzikle. keyifli zaman geçirilerek.
ha, ısrarla "3'ü 1 arada"nın daha ucuz olduğunu; sturbucks gibi kötülenmesi için milyonlarca sebep veren bir yer için; argüman saymakta ısrarcı olanlardansanız, susun artık. zaten, bir starbucks mağazasının bulunduğu civarda içilebilen kahveler, starbucks'ta da aynı fiyata içilebilir. üstelik starbucks, değer görenler için, daha yüksek fiyata çeşitli farklı kahveler de sunuyor.
bir fincan kahveye 4 tl vermeye karşıysanız komple, o zaman da bu starbucks sapkınlığınızdan vazgeçin. zira, dediğim gibi, zaten starbuck olan civarda, kahve fiyatı 4 liradır her yerde. o da en az.
gitmemenin sebebi bir tat, fiyat meselesi değil de kapatalizmin çehresine tükürmek olduğu anlaşılırsa umarım o zaman "ehehe kötü gayfeye daha çok para veriyorsunuz" salaklığı da sonra erer.
-kapitalizm ne hacı abi?
+hadi canım soğutma iç gayfeni.
her ne amaçla gidilirse gidilsin
kalorilerden bi haber gidildiği kesin olan mekan.
o birbirinden leziz tatlılarında bile yaptıkları içeceklerden daha az kalori vardır.
içeceklerin en azından light sütlü istenilmesi tavsiye edilir.
zira orta boy bir mocha da günlük alınması gereken kalori miktarımızın üç de biri vardır.
çünkü kremalı soslu seviyorsunuz dayanamıyorsunuz.