soren kierkegaard

entry102 galeri5
    52.
  1. aydınlanma, doğa bilimlerini sıkı sıkıya örnek alan bir bilgi ve rasyonalite anlayışı benimsedi. aydınlanma rasyonalizmi sonuç olarak, birçoklarının geleneksel ahlak ve dinin hakikatleri diye gördüğü doğrulara karşı düşmanca bir tavır aldı. böyle ifade edersek eğer, hegel'in felsefesi bu hakikatleri aceleci ve önyargılı bir eleştiriden kurtarma ve onları daha sağlam temeller üstüne oturtma yönünde bir teşebbüs olarak anlaşılabilir. hegel, insan aklıyla inancını, inancı akıl için kabul edilebilir hale getirerek birbirleriyle uzlaştırmaya çalışan hümanist bir teolojiye yakındır.

    kierkegaard, bunun tam tersine, dini inancın, akılla inancı uzlaştırmaya kalkışmak bir yana, ikisi arasındaki yarığın önemine işaret eden bir savunuyu önerir. gerçekten de, o dini inancın sadece insan aklına indirgenmek suretiyle güçlendirilmek yerine zayıflatıldığını dile getiren teolojik bir "fideizm" geleneğini canlandırmıştır. felsefesinin can alıcı bir parçası da, batı felsefesi geleneğinde merkezi bir rol oynayan, rasyonalist nesnel bilgiyi reddetmektir.

    dünya ya da kosmosun çıkar gözetmeyen ve özü itibariyle pratik yönü bulunmayan gösterimi olarak teori düşüncesi, ilk kez olarak klasik yunan felsefesinde ortaya konur. aristoteles teorik bilgiyi, ezeli ebedi ve de değişmez olanla ilgili olarak tanımlar.

    bu amcamız, aydınlanmanın getirdiği ve hegel'in piyasaya modifiye ederek yaydığı nesnel bilgi idealine şiddetle karşı çıkar. çünkü bu ideal insanın öznel varoluşuna karşı duyarsız kalır. nesnel teorik bilgi, insan yaşamına yararlı hiçbir katkı yapmaz. dinin hakikatleri öznel varoluş alanına girer ve teorik bilginin soyut kategorileriyle kavranamaz. varoluş yalnızca öznel biçimde ya da içeriden bilinebilir veya anlaşılabilir.

    öznel hakikat üzerinde yoğunlaşmasının bir diğer sonucu da aydınlanmanın teorik bilgi yorumlarının merkezi öğesine, kesinlik arzusuna ilişkin gözden geçirilmiş bir değerlendirmedir. kierkegaard, şüpheciyle rasyonel olarak doğrulanabilen bir ahlak sistemi ya da din olamayacağı inancını paylaşır. belirli bir hayat tarzının lehinde olan, çürütülemez hiçbir rasyonel kanıt, ahlakta da, dinde de var değildir. her halükarda dini ya da ahlaki hakikatle ilgili kavramsal kesinlik, bizi kesinsizlikten kurtarırken, özgürlüğü ortadan kaldırmaktadır. yine rasyonel argüman, bizi doğru yaşamakta olduğumuza inandırabilse de, asla öznel olarak ikna edemez ya da bizi fiilen bu şekilde yaşama durumuna getiremez. öyleyse bu dostumuz için kesinsizlik, öznel hakikatin bir kusurundan ziyade, özüdür. kesinsizlik, insan hayatı en temel olan şeyin, yani seçme ya da karar verme özgürlüğümüzün bir sonucudur.

    kierkegaard'ın birbirleriyle ilişkili olan özgürlük, kaygı ve korku kavramları; düalist bir metafiziği yansıtmaktadır. insan varlıkları insani olanla tanrısal olanın, sonluyla sonsuzun huzursuz ya da tedirgin bir karışımıdır.

    kierkegaard için özgürlük imkanı tinsel doğamıza bağlı bulunmaktadır. ama insan varlıkları bir yandan da hayvandırlar. adam bize hayvan diyor... neyse. öyleyiz zaten biraz.

    özgürlük, çatışma ve korku olarak yaşanır: "korku, insanın içindeki iki dünya, tinin dünyasıyla doğal dünya, tanrının dünyasıyla hayvanın dünyası arasındaki kesişme noktasıdır."

    insan varlıklarının karşı karşıya kaldıkları en temel seçim, özgürlüklerini tehdit etme ya da ondan kaçınma teşebbüsü arasında yapılacak olan seçimdir. kierkegaard'ın kendisi seçmiş olduğu misyon, bireyin umutsuzluğunun farkına varması ve böylelikle de, kendisini özgür bir tin olarak tanımasını sağlamaktır.

    buradan sonrasında hz. ibrahim'in o meşhur evladını kurban verme örneğini inceler bu ağabeyimiz. tanrının iradesinin tam da anlaşılamayacağı kanaatindeyim ben. yani en azından kierkegaard'ın söylemlerinden kendime bunu pay biçtim. yani sonuçta bir insan oğlunu öldürmek konusunda karar verdiğinde ahlaki açıdan çok saçma bir noktaya geliyoruz. fakat bunu tanrı yapınca kocaman bir alkış kopuyor. tabi burada bilinmelidir ki tanrı ibrahim'e kurban etmesi için bir koç göndermiştir. ibrahim, varoluşuna bu tarz bir şeyle kavuşmuş oluyor. neyse. çok yazdım.

    saygılar.
    2 ...
  2. 51.
  3. kitapları insanı depresyona sokabilir..
    0 ...
  4. 50.
  5. 49.
  6. ''Regine’m

    Bu mektup tarih taşımıyor, taşıyamaz da, çünkü içeriğinin özünü bende her an var olan bir duygunun bilinci oluşturuyor. (…)
    Bu mektup tarih taşımadığına göre ve öyleyse, herhangi bir zamanda yazılmış ola­bileceğine göre ne zaman olsa okunabilir ve eğer gece herhangi bir kuşku içini kemirirse o zaman da okuyabilirsin onu, çünkü aslında sana “benimsin” diyebileceğimden bir an bile kuşku duymadım ” bu deyişin içine yerleştirdiğim her şeyi biliyorsun.”

    Eğer sen­den ayrılmak zorunda kalırsam yaşamının benimle birlikte duracağını sen kendin yaz­mıştın, bunu biliyorsun. Ah! izin ver de yaşamın birlikteliğimiz kadar uzun süre ben­de saklı kalsın, çünkü biz yalnız o zaman gerçekten birleşmiş oluruz, bir an bile kuşku­lanmadım bundan.

    Hayır, bunu ruhumun en derin inancıyla yazıyorum ve ben dünya­nın en karanlık, en gizli köşesinde bile sana ait olduğumdan kuşku duymayacağım.''

    bkz:Letter to Regine
    1 ...
  7. 48.
  8. Varoluşçuluğa dini açıdan yaklaşan filozof.
    9 ...
  9. 47.
  10. Zenginliği iyi tanımasına rağmen, fakir olduğunu hisseden ve dolayısıyla bir elin parmak sayısını geçmeyen düşünürlerden biridir. Belki de bu yüzden ironi sanatında bu denli başarılıydı.
    0 ...
  11. 46.
  12. 45.
  13. Google tarafından doodle yapılmış bugün.
    0 ...
  14. 44.
  15. herkesin tanrı'sını öldürmeye uğraştığı bir dönemin kıyıda kalmış kahramanı, bugün 200. doğum günüymüş.
    2 ...
  16. 43.
  17. "Nedir bir şair? iç çekmelerini ve çığlıklarını güzel bir müziğe dönüştüren dudaklara sahip olan, fakat ruhunda gizli acılar barındıran mutsuz bir insan."
    diyen bir çok konuda insanın ruh dünyasına seslenen büyük insan. en büyük takipçisi bir nevi öğrencisi albert camus dur.
    1 ...
  18. 42.
  19. vikipedia'da önemli fikirler kısmında ironi, umutsuzluk, kaygı yazıyor..

    bu kesinlikle doğrudur.. psikolojik olarak sağlam değilseniz bu adamı okumayın.. duygusal zekası yüksek insanları çok derin çukurlara sürükleyebilir..
    1 ...
  20. 41.
  21. ölümcül hastalık umutsuzluk kitabına 2 gün önce başladığım, 43 yaşında nefsini öldürmek için kendini dağlara vuran ve uzun süre şehre inmeyen danimarkalı filozof ve nefis terbiyecisi abimiz.

    "ölüm diye bir şey yoktur, sen kendi ölümünle zaten ölümü öldürüyorsun, bu yaşadığımız hayat sadece bir fragman, ölerek filmi başlatıp yeni bir ebedi hayata başlıyorsun."

    bu tarz bir görüşle varoluşun babası konumuna gelen filozof.
    0 ...
  22. 40.
  23. 1813 yılında kopenhag'da doğdu. tanrıya inanan melankolik babası tarafından aşırı dinsel bir eğitimle yetiştirildi. melankolik yapısı yüzünden nişanını bozdu, yakışıklı olması kendisi için hiçbir anlam ifade etmiyordu. evlilik yaşamına uygun olmadığını düşünüyordu. ancak içinde bulunduğu çevre buna pek sıcak bakmadı ve onu dışarı itti, dinsel bir düşünür olan kierkegaard'ın toplumu acımasızca eleştirmesi de bunda etkili oldu. 'topluluk yalandır' veya 'doğru her zaman azınlıktadır' diyerek bireyselliği önemseyen birisi oldu. 'varolan bir bireyin kendisi bir oluş sürecindedir... varoluşta parola her zaman ileridir'. filozof insan varoluşunun üç aşamasından söz eder: estetik, etik, dinsel. estetikte duyular önemlidir. etikte aklın ve duyguların yol gösterdiği görev aşkı, dinselde ise her ikisini de tercih etmeyip tanrı'nın ellerinde kendiyle ödeşme söz konusudur. insan tanrı'ya doğru sürekli bir çaba içinde olmalıdır.
    3 ...
  24. 39.
  25. düşünceleri sürekli bir tutarlılık içinde seyreden nadir filizoflardan. yolda karşılaşma imkanım olsa elini öperim.
    1 ...
  26. 38.
  27. ' Dünya benim olmadı, yedi oğlum üç kızım olmadı; fakat çok az şeye sahip olan da her şeyini kaybedebilir. ' diyen ellerinden öpülesi şahsiyet.

    sırf bu zeki insanı anlamadığı için danimarkalılar insanın özel bir nefretini kazanabilir.
    2 ...
  28. 37.
  29. 36.
  30. Kafka nın kendine yaşam paraleli olarak seçtiği filozof ve Kafka onun için şöyle demiştir: " O beni bir arkadaş gibi doğruluyor " .
    2 ...
  31. 35.
  32. 34.
  33. şu saatte beni masa başında tuttuğu için kendisine lanet yolladığım filozoflardan biridir.
    0 ...
  34. 33.
  35. ''göründüğü kadarı ile insanlar, düşüncelerini saklamak için değil, hiçbir düşünceleri olmadığını saklamak için konuşmayı ögrenmişler. ''
    4 ...
  36. 32.
  37. "herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun? hayatın her zaman kendisiyle alay ettireceğini mi sanıyorsun? bundan kaçmak için gece yarısından biraz önce sıvışabileceğini mi zannediyorsun? yoksa ondan dehşete kapılmıyor musun? bu hayatta insanlar gördüm, öylesine uzun zamandır başkalarını kandırmışlardı ki en sonunda gerçek mizaçları ortaya çıkamaz olmuş; saklambaç oynayan insanlar gördüm, o kadar uzun zaman oynamışlardı ki en sonunda delirip o ana kadar gururla sakladıkları gizli düşüncelerini iğrenç bir şekilde başkalarının gözüne sokmuşlardı. peki, sonunda mizacının bir çokluğa dönüşmesinden, açıkçası çok sayıda olmaktan, o mutsuz şeytaniler gibi bir lejyon oluşturmaktan ve bu şekilde bir insanda bulunan en içteki, en kutsal şeyi, kişiliğin birleştirici gücünü kaybetmiş olmaktan daha korkutucu bir şey düşünebiliyor musun?"

    gerçeğini bizim yerimize dile getirmiş olan düşünür. demek ki neymiş insanlık varoluşundan yokoluşuna dek aynı kalacakmış.
    1 ...
  38. 31.
  39. müthiş zor metinlerin yazarı. umutsuzluk, ölümcül bir hastalık kitabını okurken intihar isteği doğabiliyor içinizde.
    1 ...
  40. 30.
  41. "parmağımı varoluşa batırıyorum, hiç bir şey kokmuyor. neredeyim? dünya denilen bu şey nedir? beni buraya kandıran ve burada bırakan kimdir? dünyaya nasıl geldim? niçin bana danışılmadı?"

    soren kierkegaard
    5 ...
  42. 29.
  43. yılanın başıdır diyenler de var yok alakası yok o sadece farklı bir açıdan dile getirmiştir de diyenler var ben ikinci gruptayım ancak tohumları atmasa da yeşermesinde en büyük pay bu kardeşimize aittir. *
    1 ...
  44. 28.
  45. hegelciler ile hegel karsitlari( idealizm vs materyalizm) diye ikiye bolunen 19.yy da alayiniza diyen tek adam..

    garip bir adamdir.bazen sinik ,bazen derin ve dindar ,42 yillik koca bir hayat.

    herkesin icinde; felsefe ile ilgili calismalari ,evlilikten daha onemli dedigi icin nisanlisi tarafindan terkedildi.
    o cok bilinen "yasam ancak geriye dogru anlasilabilir ama ileriye dogru yasanir" sozu, sadece afilli bir soz degil, hegel'in tez-antitez-sentez uclemesine tepkinin semboludur.kierkegaard yasayan bir felsefenin tarafindadir.hegel'in soyut idealizmine karsidir.
    hegel'in diyalektik sistemi ona gore butun gercegi yakalamak isteyen bir ag gibidir.fakat o agla yakalanmak isteyen varolus agin deliklerinden oldugu gibi dokuluyordu.

    rahmetli"felsefe bireyle baslayip bireyle biter " derdi.
    19 yuzyilda hic anlasilamadi .fakat 20 yy onun actigi yolda bir felsefe okulunun yani varolusculuk yuzyili oldu. yeniden hatirlandi ve okundu. varolusculuk ondan sonra tanriyi unuttu. o ise hayati boyunca hristiyan kaldi.kutsal ruh kutsasin..

    not: varolusculuk hakkinda 4 sene once uzun uzun yazmistim. merak eden basliktan ulasabilir.nedir ne degildir diye?
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük