Ben birkaç parça anıyla sarhoş oldum bugün
Ve mutluluğum kaldı dağlar ardında
Çünkü yoksun yanımda
Neyleyim istanbulu sonbaharda
Sen çünkü yoksun yanımda
Neyleyim istanbulu sonbaharda.
muazzam bir sisin içerisinden gelen mükkemmel bir acı. kim bilir kaç kilometre uçtuktan sonra yorulup suya düşen,
ardından karaya vuran arıların iğnesi gibi acı. yeşil masa örtüsü üstüne dökülen, tek şekerli, fakat tek içilen çay kadar acı.
düşünmek gibi biraz, yılın bittiği sonbaharda belli olur, benim yıl sonum, sonbahar. ne kadar bilirsen, o kadar düşünürsün.
ne kadar düşünürsen de o kadar üzülürsün zira. hayatın tadı, cehalette. cehaletse, yaz ayları.
resmettiğinde sonbaharı, sakin bi' göl kenarında, kırmızı, sarı yapraklar yerlerde. her bastığında çıtırdayan, sızlayan ruhlar gibi.
otobüste tutunmadan ayakta durmak gibi sonbaharda hayatta kalmaya çalışmak. sonbahar, gecenin 5inde yüksek sesle konuşan komşu, yanlış karar veren hakem, arkadaşında kalmana izin vermeyen aile bireyi. tüylerini diken diken eden.
adı bile güzel Sonbahar.. Herkes yeni yılı ocak kabul etse de benim yeni yılım sonbahardır ve bana hep; Yıldırım Gürses Sonbahar Rüzgarları şarkısını hatırlatır..
Aşkın mevsimi. Gerçi teorikte gelmiş olsa da pratikte gelmedi henüz.
Düşen turuncu yapraklar, hafiften esen bir rüzgar ve sevgiliyle el ele parkta yürümek... Ayaklarınızın altında çıtırtı sesleri, belki ufaktan bir yağmur da atıştırır. işte sonbaharın bende canlandırdıkları.
eylül ayının gelmesi ile hava değişimin oluşmasıdır. fakat bu mevsim nedense insanı diğer mevsimlerden daha da duygusal yapıyor. bir romantizm aramaya çalışmalar, ağaça sarılıp öpüşmek istemeler , buğulu havalarda dalganın hırçınlığını izlemek. duygusallığın yanı sıra hırçın vahşi bir kedi de yapabilir sizi. havanın etkisi mi psikolojik mi bilinmez ama beni bu güzel havalar mahvetti be kardeşim.
gri bulutlar sarmıştır gökyüzünü, yağmurlar kaçınılmazdır. Yapraklar turuncu-kırmızı-kahverengi tonlarına boyanır ve güçleri yetmediğinde kendilerini yere atarlar. Güneş ışınları renkleri yoğunlaştırmak için çıkar ortaya adeta. Doğanın hüzün tablosudur resmen. yaz bitmiştir insanların keyifleri düşmüştür. Kabak tavan yapmaktatır ve insanlar yavaştan evlerine çekilmeye başlar, gripler ise kapılarını çalmaktadır. Sonbahar: senenin en sıcak en aydın mevsiminden en soğuk en karanlık mevsimine geçiştir ve belki de bu yüzden literatürde bu kadar yer almaktadır. Hüzün, Yalnızlık, melankoli ve herşeyden öte depresyonlar için en uygun davetiyeyi vermektedir.