muazzam bir sisin içerisinden gelen mükkemmel bir acı. kim bilir kaç kilometre uçtuktan sonra yorulup suya düşen,
ardından karaya vuran arıların iğnesi gibi acı. yeşil masa örtüsü üstüne dökülen, tek şekerli, fakat tek içilen çay kadar acı.
düşünmek gibi biraz, yılın bittiği sonbaharda belli olur, benim yıl sonum, sonbahar. ne kadar bilirsen, o kadar düşünürsün.
ne kadar düşünürsen de o kadar üzülürsün zira. hayatın tadı, cehalette. cehaletse, yaz ayları.
resmettiğinde sonbaharı, sakin bi' göl kenarında, kırmızı, sarı yapraklar yerlerde. her bastığında çıtırdayan, sızlayan ruhlar gibi.
otobüste tutunmadan ayakta durmak gibi sonbaharda hayatta kalmaya çalışmak. sonbahar, gecenin 5inde yüksek sesle konuşan komşu, yanlış karar veren hakem, arkadaşında kalmana izin vermeyen aile bireyi. tüylerini diken diken eden.