Ahlak filozofu Sokrates, 51 tane jüri önünde yargılanıyor ve idam kararı veriliyor, baldıran zehri ile öldürülüyor.
Ondan önce sevenleri,
“seni hapishaneden kaçıralım"
diyorlar. .
“Bu ahlâksızlıktır"
diyor ve kabul etmiyor.
Uydur kaydır sözlere başvur jüri seni affedebilir deselerde ahlak filozofu bunu da kabul etmiyor.
Tarihe geçen savunmasında idam kararı veren jüriye şunları diyor.
“Ölümden korkulmaz, çünkü ölümün çaresi var. Ölürsün kurtulursun.
Ama yanlış yapmanın çaresi yoktur.
Yaptığınız yanlış kıyamete kadar sizinle birlikte gelecektir."
Bugün 2500 yıl geçmesine rağmen, Sokrates'in ismini bilmeyen yok.
Peki onu mahkum eden jüri heyetinin isimlerini bilen var mı?
Yok!
“Şu hayatı öyle bir yaşa ki kapanışta kendini alkışlayabilesin..." https://galeri.uludagsozluk.com/r/2124652/+
Platon diyaloglarında gerçek bir filozofun tam da sokrates gibi olması gerektiğini söylüyor. Gerçek filozof bedensel hazlardan uzak duran, bunu yönetmeyi çok iyi bilendir. Filozof her şeye düşünce ve şüpheyle yaklaşan, düşünceyi mutlaklaştıracak temellendirmeleri açık, seçik ve sağlam seçebilen, varolanları kendi halleriyle algılamaya çalılandır. Gerçek filozof Ruhun hakikate ulaşma çabasında engel olan duyum ve algıdan uzak duran ve bunu yaparken ruhların arındırıcılığını sağlayan felsefeyi kullanmayı becerendir. Platon’da duyumların hakikatin dışında tutulmasının nedeni yanıltıcı, değişen ve farklılaşan olmasıdır. Hakiki olan değişmez, dönüşmez, farklılaşmaz ve tek olandır. Bu yüzden idealara hakikat vurgusu yapmıştır.
Bir gün sokrates hayli geç bir saatte eve sarhoş gelir.
Cazgır karısı önce büyük bir gürültü koparır, ortalığı yıkar, ardından da yüzüne tükürür, sokrates hiç karşılık vermez.
Fakat kadının hırsı geçmemiştir ve bir kova soğuk suyu sokratesin başından aşağı boşaltır.
Sokrates, sukunetini hiç bozmadan :
"Bu gök gürültüsünün ardından gelen ilk damladan sonra, ben de böyle bir sağanak bekliyordum." Der.
Güne bugün onunla başladık (bkz: #43834566). Sokrates, cezanın kesinleşmesinden sonra, haksız yere mahkûm edildiğine inandığını söyler ve konuşmasını şöyle bitirir:
“Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir."
Sokrates'in Savunması, Platon
sokrates'in öldürülmesi insanlığa iki şey öğretti: devlet gücünü ele geçirmediğin sürece haklı olmanın ve tartışma yoluyla haklılığını ispatlamanın sonucu öldürülmek olur; ne kadar akıllı olduğun yıkıcı güç elde edip devlet gücünü eline geçiremediğin sürece maddi olarak anlamlı değildir.
Gün gelecek insanlıktan sokrates'in intikamı alınacak. O gün geldiğinde tüm gezegende soykırımlara yapılıyor olacak.
antik yunan felsefesi’nin kurucusudur. yani dostoyevski edebiyatta neyse, sokrates de felsefede öyle bir dönüm noktasıdır. dolayısıyla dostoyevski psikologların psikoloğuyken, sokrates filozofların filozofudur. platon onun öğrencisiydi mesela…
çünkü sokrates’ten önceki filozoflar daha çok bilim insanı gibi takılıyormuş. dolayısıyla "dünya dönüyor mu? güneş her gün nasıl doğuyor?" ya da "suyun bileşenleri nedir?" gibi sorularla ilgileniyorlarmış. sonra sokrates çıkıp, "iyi tamam da neden hayattayız .mına koyayım? yaşamın anlamı ne?" diye sormaya başlayınca çarşı karışmış.
çarşı harbiden karışmış, çünkü sokrates çıplak ayaklarla dolaşan, nadiren duş alan toplum dışı bir adamdı ve çarşı pazar dolanıp karşılaştığı insanlara hayatın anlamını sorardı. sebebi ise tuhaf bir şekilde, filozofun kitaplara 'karşı' olmasıydı. o, kitapları didaktik bulurdu ve oturup kitap yazmak yerine insanlarla yüz yüze konuşmayı ve bilge olmasına rağmen cevap vermektense sürekli yeni sorular sormayı tercih ederdi. öyle ki sokrates hiç kitap yazmamıştır, ancak neyse ki platon onun diyaloglarını yazarak kitaplaştırmıştır.
sürekli, “sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez.” derdi. kalıplaşmış düşünceleri sorgular ve azınlıkta kalan fikirleri önemserdi. sonra birkaç kişi, onu gençlere kötü örnek olduğu bahanesiyle şikâyet etti. bunun üzerine sokrates mahkemeye çıkartıldı ve ölüme mahkûm edildi. ona felsefeyi bırakırsa canını bağışlayacaklarını söylediler, ama o tam aksine, tarihe geçecek bir savunma yaptı —ve öldü. çıkarıldığı mahkemede yaptığı savunma, gene platon tarafından sokrates'in savunması olarak kitaplaştırıldı.
peki onu şikâyet edenlere ne oldu dersiniz? birkaç yıl sonra atina’dan sürüldüler. bazılarının intihar ettiği de söyleniyor, çünkü bu olaydan sonra kimse onlarla konuşmamış. yani atinalılar büyük bir hata yaptığını fark eder, ama artık iş işten geçmiştir. gene de bugün kimse o şikayetçi puştları hatırlamıyor ama biz 2.500 yıldır sokrates’i okumaya devam ediyoruz.
benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini düşünmeni istiyorum.
birinci filtre "gerçek filtresi."
"bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"
"hayır" dedi adam "aslında bunu sadece duydum ve.."
"tamam" dedi sokrat.
öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
şimdi ikinci filtreyi deneyelim, "iyilik filtresini"
"arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi ?"
"hayır, tam tersi.."
"öyleyse" diye devam etti sokrat. onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. fakat yinede testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı.
"işe yararlılık filtresi."
“bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?”
"hayır" gerçekten değil.
"anlaşıldı" der sokrates; " söyleyeceğin şey, ne gerçek, ne iyi ne de faydalı. o zaman neden söyleyeceksin ki?!"
"insanlar genellikle 'yanlış olduğunu biliyordum ama kendime engel olamadım' der. Sokrates cevap verir: Bu hiçbir zaman doğru değildir. O anda başkalarının senin yaptığının yanlış olduğunu düşündüğünü biliyor olabilirsin, ya da sana yaptığının kötü olduğu söylenmiş olabilir; fakat eğer kendin kötü olduğunu bilseydin, yapmazdın.
Senin hatan bir vukuf bozukluğuydu. iyiyi göremedin ve o anda iyi gibi görünen bazı hazlar tarafından yanlış yönlendirildin. Eğer iyiyi görseydin, sen de onu isterdin ve ona göre davranırdın. Hiç kimse, gerçek iradesi içten ve açık bir görüşle nesnesine, yani iyiye yönlendirildiğinde, ona aykırı davranmaz."
f.m. cornford - sokrates öncesi ve sonrası (çev. a.m. celal şengör ve senem onan, iş bankası yay.)
Mahkemesindeki savunma, meşhur apolocya’da öyle Yüksek ifadeler ve açık deliller ile kendisini savunmuştur ki hakkında idam kararı veriliyor. Derler ki, Sokrates sıradan bir savunma yapsaydı başka bir ceza ile geçiştirilecekti; fakat maskeleri öyle düşürdü ki ancak onu öldürmekle ondan kurtulacaklarını anladılar.