hakkında söylenebilecek fazla söz yoktur.söylenmesi gereken her şeyi bizden çok önce görüp söylediği içindir belki...öldüğü gün ne halde olacağımı düşünmek bile istemiyorum,iyi ki var...
kuşing sendromu adındaki hastalığın ruhu ve iç düzenindeki etkilerini yok etmiş, adeta hastalığı yenmiş, dışa yansıyan etkilerini de yavaş yavaş silmekte olan kraliçe.
engelli çocuklar için tasarlayıp, açık arttırma ile 50 bin dolara satılan ayakkabısının altında şöyle diyor;
"Kavacık'ta bir dükkan
Bir avuç içi
Mehmet, Necati, Sezen
Üç ahbap kişi
Sade kahve, demli çay
Hoş beş arası
Güle oynaya yaptı
Bu kırmızı işi...
Sezen Aksu 16 Mart 2008'de Açık Radyo'da...
Sezen Aksu, 16 Mart 2008’de Açık Radyo’da kendi hazırlayıp sunduğu programı ile dinleyicileri ile buluşuyor.
Kendisinin dinlediği ve seçtiği şarkılardan oluşan programda Sezen Aksu, sevdiği yerli ve yabancı birçok şarkıyı sunarken, anons aralarında keyifli sohbetler de yapacak.
Sanatçılar, edebiyatçılar, müzisyenler, oyuncu ve yönetmenlerden oluşan farklı isimlerin program sundukları “Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi” kapsamında gerçekleştirilecek program, saat 18:00’de canlı olarak yayınlanacak.
geçen seneyi düşünün, öyle bir düşünün ki, radyodan bir ses size, 'yürüyorum düş bahçelerinde...' desin, 'benim dengemi bozmayınız...' desin hatta ve hatta 'sabahı zor ettim yine...' desin.
japonca şarkı söylesin. zaman zaman hatalar yapsın, acemiliğine verin. içinden nasıl geliyorsa öyle hareket etmiş olsun.
Onno tunç'un hiç bilinmeyen bir eserini çalmış olsun.
'sadece bir ömürlük misafirim ben...' desin.
En sevdiği şarkılarını 'çalmak ayıp gibi geliyor, demeyin bu kadın çıktı da kendi şarkılarını çalıyor' diyerek çalmış, yürekleri fethetmiş...
En sevdiği şarkıcılardan birinin 'amalia rodriguez' * olduğunu söylemiş olsun...
Ümmü Gülsüm'ü seviyor olsun.
Erkan Oğur'dan Levent Yüksel'e birçok ismi çalmış olsun.
Yoğun istek üzerine bir saatlik program iki saate uzamış olsun üstelik, insanı dinlerken bile sevinçten hüzne boğmuş olsun..
Doyamamışlık tadı bırakarak bitmiş olsun...
Ve o günden bugüne tadı damağınızda olsun.
Üzülmeyin...
16 Mart saat 18.00'de, Açık Radyo'da, Canlı yayınla, Sezen'cim, kraliçem, yine bizimle buluşuyor. Öldürüp, diriltmek için...
anladım sonu yok yalnızlığın,hergün çoğalacak.
her zaman böyle miydi?bilmiyorum. sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak.
alışır her insan, alışır zamanla. kırılıp, incinmeye.
çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak.
yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte,
acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette.
bekliyorum.. bekliyorum.. bekliyorum..
hadi gelin üstüme korkmuyorum!
bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze. hasret..
yokluğunla ben başbaşayız nihayet!
siyasi konulara hep eşit mesafede durmaya çalışmıştır sezen.her zaman bütün insanların aynı tanrının çocukları fikrini benimsemiştir ve de ne kadar haklı olduğu su götürmez bir gerçek.Ancak memet şiirini yazandır,insandır, şehitlerimize karşı sonsuz duyarlıdır ve annedir.
dtp'nin popülist hareketlerinden sorumlu tutulamayacak kraliçe. bülent ersoy'a da karnavallarında çıkması için teklif götürdüler...
bunun sorumlusu bülent ersoy mu?
dtp'nin abuk subuk politikalarından kesinlikle sorumlu olmayan kraliçemdir o benim.
sezen kara harekatına karşı şiir yazdı denilmiştir, fakat kara harekatından ziyade annelerin ağlamasına, tanrı'nın gözyaşlarına bir serzeniş, bir yakarış var o şiirde.
sezen, haziran ayı'nda 'MEHMET' isimli şarkısını, mehmetçikler için yazmış okumuş, bestelemişti sonrasında da. Bir ağıt gibiydi, sezen'in gözleri dolmuş, sesi titremişti okurken.
yaşayan bilir.
dehap genel başkanlık teklifi götürdü diye yazmak mı lazım bir şey ima eder gibi?
cumartesi türküsü'nü yazdı, nevruz'da diyarbakır'a gitti diye mi bu? dehap bunun için genel başkanlık teklifi götürmüş, ama sezen kabul etmemiş.
kabul etmediği aşikar olan bir şey mi tartışılıyor?
başbakan da nevruz tarihiyle diyarbakır gezisini birleştirdi... o da mı kötü niyetli? (gerçi beklenir ondan * )
şu güzelim başlığa siyaset karıştırmayın, rica ederim.
olaganustu sarkılarıyla hayatımızda önemli bir yeri olan hayran olunası insan.
ah bir de paramparcayı söylemeseydin tadından yenmezdi ya.. neyse artık..
insanların önceki hallerini bilmeden yargılayanları ortaya döken büyük sanatçı, kraliçe.
sezen'in yüzü çoktan düzelmeye başlamıştı, ama o en iyi dostlarından biri kaybetti, ben de gördüm çok üzülmüş da tanıyamadığım insanları...
yüzü şişmiş yeniden sezen'in, ama hastalığı var.
ekranlarda da gözüküyor; bakınız beyaz show, candan erçetin, halit kıvanç...
bu öyle bir hastalık ki, henüz yüzü tam olarak düzelemedi, ama düzeliyor, düzelirken, cenaze'deki sezen'le programdaki sezen'i bir karşılaştırın, sonra karar verin, o üzüntüden miymiş, yoksa hep mi öyleymiş.
geçer, geçer daha öncekiler gibi...
bu da geçer sezen...
aysel gürel hatrına katıldığı programda, sevenlerine neden ekranlarda gözükmek istemediğini sözsüz biçimde anlatmıştır. bre sezen aksu, yüzüne ne oldu? çenen niçin dudaklarını taşıyamıyor gibi görünüyor?
'ben büyüyünce sezen aksu olucam.' derdim, hala diyorum, biliyorum sezen aksu olunamayacağını ama umut etmek de hayal etmek de insanın içini sevinçle, sezen aksu şarkılarının yaptığı gibi coşkuyla dolduruyor...
yıldız tilbe gibi bir yerde olan kişi, gittikçe arabesk haller takınıp da sadece popüleritesini korumaya yönelik sağlı sollu darbeler vurmaya çalışan zat.
şarkılarıyla büyüdüğüm şarkıcı. Küçükken sadece ben severdim şimdilerle sevmeyen yok ya bu duruma bozuluyorum şu sıralar. Heeey... o sadece benim en sevdiğimdi, siz nerden çıktınız diyesim gelir de diyemem ki, sevilesi şarkıcıdır kendisi