tek başına hiç bi işe yaramayan sadece acı çektiren eylem. sana ne zaman gelsem kapalı kapılara çarptım ben. kapıyı ne kadar çalsam da açmak gelmedi içinden. kime koşardı insan canı yandığında? ben kime koştuysam kapıda kaldım. bu ailemde olsa aynıydı. herkesin kendine göre bahaneleri gerekçeleri vardı. benim suçum neydi hayatta bi başına bırakılacak kadar? bi yerden sonra insan o kapıyı çalmaktan da vaz geçiyo ben vaz geçtim zaten onların kapısını çalmaktan beklemekten de vaz geçtim. istedim ki ilerde hayatıma alacağım insan farklı olsun o kapının ardında hep beni bekliyo olsun. sen beni yaramdan kanattın, daha çok hissettrdin bi başınalığımı. kime koşayım kime neyi anlatayım ki artık. hep yaptığım gibi koydum başımı dizlerime yine kendime ağladım ben. senden beklemekten de vaz geçtim bi daha çalmam dedim o kapıyı beklemenin acısı içinde bırakmamak için kendimi daha fazla. küçük bi kız çocuğuydu hep kalbim annemden babamdan o küçük kızı sevmelerini beklemeyi bırakalı çok oldu. sevdiklerine, biliyorum deyip inandım sadece ne beni düşünmelerini ne de zorda kalınca onlara koşma düşüncesini çıkardım aklımdan. beklemediğim için beni incitemiyolar da artık. ama sen farklıydın, benim hayatta tutunabileceğim tek umuttun. sen de sevmedin beni, sen de yanımda olmadın. ne yapsaydım kalıp acılar içinde mi boğsaydım kendimi. kendimden şu hayatta tutunduğum bi tek umudu da çalamazdım. belki bi gün biri de beni sever gerçekten sever...
değerinin değişmediği, değiştirildiği duygu. çok sevince, o da bizi sever mi diye kendi kendimize sorduğumuz masum hallerimizden toplumca geri kaldık bence. birini nedensizce sevmenin körü körüne bağlanmak olduğunu farklı şekilde anlatanları yanlış anladık. sebepli veya sebepsiz sevdik sevdiklerimizi. ama bin sebebi olan sevgimize, bir sebebi olan sevmemenin tadını tattırdılar, hissettirdiler bize. o yüzden sevmenin değeri hep aynı kaldı. kalacaktı. ama biz terazi dengeleriyle çok oynadık. ne yazık ki.
anlamlı ve gerekli bir eylemdir aslında. sadece sevgiyi içinizde hissetmiyorsanız onu kullanmayın ve ondan uzak durun. ne zaman ki derinlere gömdüğünüz bu hissi tekrar biri gelip ortaya çıkartırsa o zaman kendinizi ona teslim edin. sevgiyle cebelleşmek yerine her şeyi olması gerektiği gibi yaşayın. hissetmediğiniz durumlarda sevgiyi kullanmanız ona karşı bir saygısızlık, ve onu kullanarak fethettiğiniz insanlara karşı yapacağınız büyük bir kötülük olur.
Karın boşluğunda git gide büyüyen yumru, boğazdaki kuruluk, kulakların uğuldaması ve etraftaki herkesle her şeyle bağının kopması, dünyanın sadece sizin etrafınızda döndüğünü zannetmen ve aslında onun zerre kadar zikinde olmadığını anladığın o an.
Sevmekte sevilmekte en lanet uyusturucudur. Hicbir sekilde kurtulusu olmayan, caresiz tek hastalik. Bitince rahatlarsiniz fakat yalnizlik vereme cevirir bu sefer, kan kusa kusa ezberlesiniz yalnizliginizi.
Unutmadan insanin kendinden daha onemlisi yoktur, bir de kendinden ayirmadiklarindan...
Her konusu açıldığında derin sessizliğe gömüldüğüm duygu. Sevdim mi unutamam sanırdım. Unuturmuşum ama yeni bir sorun varmış: yeniden sevmek. Bazen hayal ediyorum birini sevdiğimi de yok gözümün önüne gelmiyor kim olacağı. Hayal kurmaktan bile korkar oldum. Ya da kurduğum hayallerdeki karakteri kendime yakıştırmadım. Çocukken daha mı kolaydı bu işler? Her gün biraz daha büyüdükçe masum duygulardan uzaklaşıyorum sanki. Dış görünüş hayal ediyorum, para pul, eğlence. Eskiden sadece aşk kısmı vardı. Demek ki artık ruhumun istekleri farklı. Ya da bu adi dünyanın adiliğine uydum.
hakkını vermesi zor olan duygu. ama verirseniz, zorluklarina göğüs gererseniz, zirveye yaklaştıkça daha rahat nefes alirsiniz. her yer dağı terkedip eteklerinde dolanan yarım kaplerle dolu. sevin kardeşim, korkmadan sevin.
karşı cinse karşı olanı, cinsel sevgi ve merhamet arasında olsa gerektir. çünkü; cinsel aşk ne sınırsız cinsel fantazmagoryaların at koşturduğu bir yerdir, ne de bir hayır kurumudur. ortada bir yer tutar ve karşılıklı yaşanır, vesselam.