Sen hiç son kez sarılır gibi sarıldın mı? Son kez sarılırken çok sıkı sarıl diyen oldu mu? Olmadıysa iyi oku nasıl bir duygu olduğunu anlatayım sana..
Boğazın düğümlenir, gözünden 2-3 damla yaş süzülür, tutarsın sel olmasın diye, içinden hıçkıra hıçkıra ağlarsın.. Sen hiç içinden hıçkıra hıçkıra ağladın mı? Neden dışarı çıkmadı o haykırışlar biliyor musun, seni daha fazla üzmemek için. Senin yanında dökülmeyen o göz yaşları onlarca insanın olduğu başka bir yerde seni sevdiğimi son kez söylerken döküldü hem de hiç olmadığı gibi...
Seni çok sevdim kadın, beraber güldüğümüz her anda seni sevdim, beraber içtiğimiz kalori dolu kahvelerde, bana yedirdiğin tatlılarda bana yedirmediğin çiğköftelerde sevdim seni.
Bundan sonra icmeyecegim bira markasinda,gitmeyecegim pastanede sevdim seni.
Bilirsin tuttuğum takımı nasıl sevdiğimi, seni de öyle sevdim kadın. Her gördüğümde şampiyonluk maçına çıkan takımı görmüş gibi oldum, öyle heyecanlandım seni her gördüğümde, bilirsin bizim takımın şampiyonluk şansı hiç olmadı, belki o maça çıktıklarını ben göremeyeceğim.
Ama benim seni her gördüğümde umudum oldu. Seni her gördüğümde yüzüm güldü, seni her gördüğümde saçma oldum, seni her gördüğümde aşık oldum.
Dedin ya bana son günümüzde, yapmak istediğimiz herşeyi yaptık diye, biz senle hayatı yaşayamadık kadın. Doğan güneşe küfrettiğim günü hatırlarsın, ben her sabah doğan güneşe küfrediyorum artık.
Bazen radyoda bir şarkı çalar için parçalanır bazen okumak için bir dergi alırsın arka kapağında can yücel'in bir dörtlüğü olur 'seke seke ben geldim
sike sike gidiyorum' yazar darmadağın olursun. Seke seke ben gelmiştim sana kadın şimdi gidiyorum..
Sen kadere benden daha çok inanıyorsun kadın,seni tanıdıkça öğrendim farklı zamanlarda aynı şehirlerde nefes aldığımızı, aynı yerlerde yemek yiyip aynı yollarda yürüdüğümüzü. Kader o zaman karşılaştırmadı bizi, yaşamamız gereken başka günler, çekmemiz gereken başka acılar olsun diye yapmadı bunu. Şimdi ben bizi karşılaştırmayan o şehirlerin yollarına sövüyorum kadın.
Hani ismini söylediğimde bana kızmıştın, çünkü sadece sana kızdığında ismini söylerdim, bana söz verdirmiştin o gün, dünyanın en güzel o ismini söylemeyeceğim diye, şimdi isminden başka türlü hitap edemeyeceğim sana...
Seni çok sevdim kadın, bu yazıları sana yazacağım, bir gün sana kavuşana kadar sana yazacağım.
Bir hikaye anlatmıştın bana, 3 yıl sonra kavuşup ömür boyu mutlu olan bir çiftin hikayesi. Şimdi tek umudum kadının o kadına benzemesi, çünkü ben o adama benziyorum...
aah ah. ne güzel duygudur, hele ilkbaharda bir başka olur. yazın da bir başka olduğunu söyleyenler olur. onlar cezalarını allah'tan bulur. aah ah, neler çekmedi ki bu gönül, adeta bir şelale, oldu mu peki sence, böyle bir kifaye?
Karşı cinsten birini sevmek gerçekten çok zor. Belki de belli bir yaşın üzerinde olmanın getirdiği bir durum bu.
insanlar güzel şeylerin birdenbire, kendiliğinden olmasını istiyorlar. Sevmek ise öyle olmuyor maalesef.
insanlar nasıl olsa seçenek çok düşüncesiyle, karşısındaki kolayca eleyip, yeni insanlara yelken açıyor.
Sevmek ; kimi zaman rezilce korkuludur der Attila ilhan.
Sevmekten korkarız kimi zaman, belki de birini sevince, ona bağlanmaktan, sevgiye sürekli muhtaç hissetmekten korkarız.
insan ; olabildiğince her şeyden bağımsız, kendi kendine yetmek isteyen bir canlıdır. Sevmek ise kendi kendine yetmemek, bir başkasına muhtaç olmaktır.
Bir başkasına ; onu sevmeye, onun tarafından sevilmeye muhtaç olmak.
Muhtaçlık veyahut ihtiyaç bir insanı zayıf gösterir. Hele ki bu ihtiyaç bir başkasını sevmek ve sevilmek ise bu durum bizi daha da aciz gösterir ve bundan kaçınmak isteriz.
Şayet birini sevmek demek, sevmek istemek bir bakıma boyun eğmek, öncelikle kendinden vazgeçmek, acizliğini kabullenmek demektir.
Acizliğini kabullenmek ise insan için zor olandır. Kimi zaman da korkuludur.
Sevmek güzeldir, hayata renk katar.
Sahip olmak gerekmez sevmek için. Sahip olarak mahvederiz işin büyüsünü.
Sevmek soyutsal olarak güzeldir.
Sorumluluklar bozar sevgiyi,Mesafeler bozar.
Sevmek altında eziliriz sanarız.
Bozanlar ezer bizi.
Her şeye rağmen sevmek güzel.
Bazıları, bir kesim insanlar farklı düşüncelere sahip olsa da ; Bir gerçek vardır ki, elinizden gelenin en iyisini yapsanızda, değişmeyecek şeyler vardır. Ne gibi mesela? Bir kişinin, karşısında bulunan insana olan hislerini belirleyen koşullar vardır. Her ne kadar, müdahale ederek değişim gerçekleştirme imkanınız dahi bulunsa. Bazı kalıplaşmış düşünceleri yıkmak, yeniden bir şeyler inşa etmek. Belki de mümkün olmayacaktır. Yine de ön yargıya kapılmayın. En azından bir umudunuz olsun. Belki karşınızda ki insanın düşüncelerini, hislerini değiştiremezsiniz ; değişmeyecektir. Buna rağmen, her ne olursa olsun ; kendinizi kısıtlamayın. Hislerinizi özgürce yaşayın. Belki bazı korkulara kapılabiliriz. Umutlarımızı, tek bir kişiye bağlamak zorunda kalabiliriz. Hayatımızın merkezine onu koymamızda gerekebilir. Zamanı gelince, kendimizden çok onu da düşünebiliriz. Fakat bu kadar mükemmel bir duygudan mahrum olmamızı gerektirir mi? Sevin, sevilmesenizde. Umutlarınızı, mutluluğunuz yerle yeksan etmeniz gerekse bile. Değecektir, o kişi için. Umarım, bu yolda mutlu sona ulaşırsınız. Kendim adıma olmasa da, sizler için umutluyum. Hayırlı Geceler Dostlar.
Erkek gerçekten severse güzel sever ve genelde tek tip sever. Kadınlar gibi komplike varlıklar değiliz biz. Ama kadınlar ?
Kadınlar da sever; biri aşkla, biri şefkatle, biri ihtirasla ve biri sadakatle.
Çok ilginçtir sevmek. Kendimden örnek vereyim sizlere. Onu görene kadar kimse yoktu hayatımda, yani aslında her şey vardı hayatımın içinde. Hiçbir eksik yok gibi gelirdi. Sonra... birden bire değişiverdi her şey. ilkin parçalar farklı geldi, böyle bir ağırlaştı anlamları. Dinlerken kalbim ağrımaya başladı. Uykularım gelmez oldu geceleri, nedendir bilinmez kendime ağır gelmeye başladım. Çokça şiir yazdım, az şarkı besteledim ona. Bana yazdığı kelimelerin harflerini ezberledim. Sonra dayanamayıp gittim söyledim duygularımı. Bana karşı bir şey hissetmiyormuş. Ama ben de bitmedi ki sevda. Bir daha söyledim gene aynı cevap. Sonra dedim ki arkadaş kalalım madem ben defteri kapattım. Ama anladım ki aklım baki oldukça defterim bir tek ona açık...
ne yardan ne serden vazgeçememektir. ayaklarınız geri geri gitse de yüzünüz ona dönük olur. o bir adım geri gitse ona beş adım koşarsınız. konuşmadığınız zaman nefesiniz daralır. nefes ondadır. ağaç gibi, orman gibi oksijen kaynağıdır.