Sevgili elle tutulan gözle görülen bi kavram gibi gözüksede,uğruna yeri geldimi saçma sapan olduğun yeri geldimi dünyayı bile unuttuğun kişidir. Ama sevgiliyken "sevgilim" sözünü duymak herşeye bedeldir.
yolda bi kız görürsün kız telefonla konuşuyor.aşkından ölüyor ama telefonla sevişiyor adeta seviyor çok belli sevgilisini.aşkım canım bitanem falan.
lakin telefonun ucunda,ayaklarını masaya uzatmış sağ eliyle telefonla konuşan sol eliyle burnunu karıştıran bi çocuk var.söyle aşkım.senin aşkına sıçıyım eleman.!
temmuz 2010- adını brüksel'de toprağa yazışım ve onunla erken buluşabilmek için paris'e gitmekten vazgeçişim.
...
..
.
kasım 2010- bir süre ara vermek istediği gün..
aralık 2010- benden nefret etttiğini söylediği gün..
yine aralık 2010- benden iğrendiğini söyleyerek beni terk ettiği gün.
yaaaa. hayat çok acayip. hayatımın en güzel yılının kısacık bir özetini okudunuz. ve ben bundan sadece birkaç ay önce, hayatımda kesin olan tek şeyin ''o'' olduğunu sanıyordum. çok fena yanılmışım.en kötü tarafı da ne biliyor musunuz? insanların asla değişmem deyip, bu denli değişebilmesi. yani ''her zaman yanındayım'' diyen kişinin bitkaç ay sonra size ''senden nefret ediyorum iğrençsin'' diyebilmesi. bir de ironi'ye gel, ayrılma sebebimiz, onu değiştirmek istememmiş... pehh..
1 yıl boyunca biriktirerek kurduğum hayaller, 1 günde, 1 gecede tüm anlamını yitirdi. ama onun için anlamını yitirdi.
o hayaller hale bende, benimle. hala da bu hayallerin öznesi ''o''. ama onu yavaş yavaş ait olmadığı bu senaryodan çıkartıyorum. vücutttaki bir tümör gibi şu an. oraya ait değil, ama orda. ve ben neşterimle onu yavaş yavaş çıkartıcak, ve o yaraları dikeceğim. tamam kolay olmayacak, acılı, sancılı olacak ama.. hayatta kalmanın tek yolu, o tümörü çıkaartmak olduğundan, her ne olursa olsun onu çıkartıcam. ve gün gelecek, kalbimde kalan boşluğa uyan bir ''doku'' bulucam, ve o yara, bir daha kanamamak üzere kapanıcak. ya da kanasa bile, çözümünü bildiğim için artık hiç endişe duymuycam.