ergun plak, rıza komiser ve karakol sahneleri bir başkadır ama herkesin kabul gördüğü gibi karakterler ve oyuncular gerçekten kalitenin hakkını vermektedir.
12 eylül darbesinin sadece solculara değil tüm ülkeye yapıldığını hatırlattığı için özellikle sol cenahtan tepki alan dizi.
ne yapmışlardı hem solcu hem de sağcı işkence görmüştü. olur muydu öyle şey yıllarca sadece solcular işkence gördü diye palavra sıkmışlardı oysa.
eski heyecanını kaybeden dizi. bu durum reytinglere de yansımış dizi 24. sıraya kadar düşmüş oysa ki daha geçen yıl ilk 3'de yer alırdı bu dizi.
dizinin düşmesinde belirli sebepler var; öncelikle konu tıkanıp kaldı bir yenilik yok hep aynı hikaye nazlı-ergun aşkı ortalıkta reyting yapıyordu ergun'uda uzaklaştırdılar diziden, yok ahmetmiş güldenmiş sıktı bunlar seyirciyi...
karakoldaki polisler özellikle laz komiser ve selahattin, butik ali ve pastacı sami dışında eğlendiren adamda yok artık dizide. almancı şahinde eskisi kadar komik gelmiyor işte hepsi bu.
birol güven ve ekibinın işe acilen el atması gerekecek gibi.
halkı geri zekalı yerine koyan dizilerden biri. karakterler rol yapamıyor. hikaye inandırıcı değil. nedir bu tv'lerin dizi işkencesi. hiç bir şey de yapamıyorsan ekranda kitap oku.
özlenen yıllardır. geri dönülebilse, tekrar görülse o zamanlar diye, iç çekilen yıllardır..
kıyafet yönünden epey bir kötüdür kötü olmasına da, o dönemin de gözde giyim tarzıdır aslında; dar paça pantolonlar, taytlar, vatkalı ceketler, kot yelekler, kabarık saçlar, spor ayakkabılar, pantolonun içine sokulan kazaklar, beyaz çoraplar.. *
bırakın rock 'n roll 'u, metalin altın çağını bir yana, o zamanlar pop müzik dinleniyordu. kalitesi vardı çünkü, en azından bir şeye benziyordu. şimdi ki kusmuk halin zerresi yoktu. laura branigan vardı, self control şarkısıyla patlamıştı resmen. ne hoş kadındı. live is life vardı, opus grubu esip kavurmuştu. sandra vardı, in the heat of the night söylerdi. alphaville vardı, big in japan şarkısı yıllar yılı dinlenen. the police vardı, roxanne diye söyler dururlardı.
çizgi filmler bile bir başkaydı. calimero vardı, ama haksızlık buuuu!! derdi üzgün üzgün. monçiçiler vardı, böyle maymunumsu gibi *, minik minik yaratıklar. vikingler vardı, küreklere asılırlardı durmadan..
ghostbusters vardı, efsane gibiydi. kitlenirdik televizyon karşısında. he man vardı, she ra vardı.
heavy metal en kaliteli çağındaydı. rock n roll aklımızı başımızdan alırdı. gruplar en iyi diyebileceğimiz albümlerini çıkarıyolardı. motörhead, iron maiden, judas priest, def leppard, metallica, guns n roses, whitesnake.. ve daha neler neler...
yeni türkü nün, telli telli şarkısındaki gibi;
biz büyüdük ve kirlendi dünya.. ne yazık ki her şey nasibini aldı bu kirlenmeden.
metal baskılı bluzlar, parlak taytlar ve renkli deri ceketlerle modaya yön vermiş yıllar. özellikle dönemin popüler gruplarında misal duran duran da bu detayları fazlasıyla vardı. aslan başlı saç modelleri ile pek bir göz dolduruyorlardı. hard core denilen görüntü hayatımıza girmiş oldu. madonna da bu görünüşün önemli starlarından.
iki sezon eğlendirmiş, üçüncü sezonda ilk iki sezonun esprilerini tekrarlayarak cepten yiyen dizi... Ergun ve Nazlı'yı evlendirmeyerek kendi kendinin ayağına sıkmıştır. Reytingleri düşmüş diye duyuldu