eskiden “alnının teriyle ekmek kazanıyor” denirdi, saygı duyardık. şimdi aynı cümleyi duysan “ulan her şeyi mübah görüyorsun da onun için mi” diye geçiriyorsun içinden. yalan, dolan, insan ezmek, ahlakı sıfırlamak… hepsi “ne yapayım dayı, ekmek parası”ya bağlanıyor. kavram o kadar kirletildi ki, artık gerçek onurlu mücadele verenleri bile şüpheyle bakıyoruz. eskisi gibi değil vesselam.
çalışkan ahmet tiradı.
bana mı dedin?sorulunca biraz tırsıyor, ulan fazla mı uçtuk gibi bi hal alıyor birden.
adam resmen az önce "utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürmek isterdim" diye veryansın ederken, "kiminle konuşuyorsun lan?" diye sorulunca "yok ya, genel, kimseyi kastetmedim" moduna geçiyor.
25 Aralık isa'nın doğumunun ana kutlama günüdür; 26 Aralık ise ayrı bir gelenekle (yardım ve hediyeleşme) bağlantılı tatildir ve Noel'in uzantısı gibi görülür. Bu tarihler, dini ve kültürel karışımla şekillenmiştir.
ingiliz antropolog Robin Dunbar’a göre, bir insanın istikrarlı sosyal ilişkiler kurabileceği kişi sayısı ortalama 150. Buna "Dunbar Sayısı" deniyor. Beynimizin kapasitesi, daha fazla insanla derin bağlar kurmayı zorlaştırıyor. Bu yüzden yakın arkadaş çevren genelde 5-15 kişi, geniş sosyal çevren ise 150 civarında kalıyor. Sosyal medyada binlerce takipçin olsa da, gerçek hayatta bu kural hâlâ geçerli.