Bir tutam var oluş sancısı, bir tutam naiflik hazzı,
Kayboluş ve karışmanın son dem kurtuluşu,
Ölümün yâren, aşkın bedene sıkışması,
Ve bir anda kaçışması kadar sayduyulu bir özgürlüktür.
etik ve estetik olmak zorunda değildir. zaten estetik güzel de değildir. bunları hep zamanla yıkacağız, alışacaksınız ulan!
ayrıca kavramsal sanatı okuyup iyi idrak etmek lazım çünküm sanatta devrim yapıp sanatın alanını sonsuza çeken postmodernist sanatın temelini atan aha da budur.
bunu anladığınız zaman abi o ne ki onu ben de yaparım demeyeceksiniz.
Bakış açısıdır. Sanatçılar sıradan şeyleri birbirine bağlayıp kendilerinden bir parça katarak bir sanat eserine dönüştürür. galerinin ortasına klozeti koyup sanat diyen kişiyi bundan ayrı tutamayacağın. Bakış açısı klozeti sanat yapabilir ama ne kadar değerli olur bilmem.
gerçek, iyi, güzel ölçülerine sahip olan her nesne sanat eseridir.
Bunu yapana sanatçı denir.
insanlar ile sanatçı ve sanat eseri arasındaki sisteme ise sanat denir.
altı delik, üstü açık, uçsuz bucaksız bir mecra. bilmeden konuşanı da rezil rüsva eder.
her konuda olduğu gibi bu konuda da doğru bilinen yanlışlar var.
sanattaki estetik kaygısı gibi. her sanat eseri göze, ruha hitap etmez. pop art aralığında bazı Ressamlar, insanların tuvaletlerine bile asmayacağı kadar çirkin tablolar yapmakta kararlıydılar. yaptılar da. ve buna sanat dendi.
sanatın işlevsel olması gibi. soyut sanat yahut modern sanat denilen akımda üretilen tablo ve heykeller, işlev şöyle dursun, yaratıcısında bile bu ne acaba duygusu uyandırmıştı. buna da sanat dendi.
sanatsal filmler gibi. adında sanat olması bir şey değiştirmez. yarım saat çay karıştırırken çıkan sesi, yahut yarım saat aynada kendine bakan kadını, yahut da bir büyükbaş hayvanın arkasını yarım saat seyretmek zorunda değiliz. yönetmen eşsiz bir dinginlik yakalamış . yakalar tabi. ne çekersen çek seyredecek entel ( ! ) bir kitle var. her neyse, buna da sanat dendi.
modern dans gibi. konulu dans. konusu ne? insanın iç dünyasındaki gerilim ve çelişkiler. vaaayy. buna da sanat dendi.
tarih boyunca yapılan her eserde dönemin izleri vardı. tüm o eserler bize bir şeyler anlattı ve biz araştırmalar yaptık, kitaplar yazdık. yüzlerce yıl evvel yapılan resimlerden, insanların fiziki ve sosyokültürel durumunu, giyiniş biçimlerini ve durduğu tarihi yer hakkında ipuçları yakaladık.
şimdi yukarda saydığım durumlardan, yüzyıllar sonra ne gibi bilgiler çıkarılacak?
insanların elleri kafasından büyükmüş.
insanların boyunları, düğüm atılacak kadar uzunmuş.
ayak bileklerinde konserve kutusu bağlıymış, sanırım bu bir gelenek.
insanlar gözünü kırpmadan 5 dakika hareketsiz kalma yetisine sahipmiş.
aynen bu şekilde yer alacağız geleceğin kültür tarih kitaplarında.
sanat estetik olmak zorunda değildir, estetik de güzeli vurgulamak veya savunmak zorunda değildir. bu yüzden sanat güzel olmak zorunda değildir de denebilir.
ayrıca estetik çok geniş bir kavramken sanat daha sınırlıdır.
mesela bir tabloya baktığınızda bu tablonun kişide bıraktığı etkiyi estetikçi, tablonun renk, biçim falan filanını ressam bilimiyle uğraşanlar, tablonun arka planını, tarihini, sınıflandırmasını sanat tarihçileri inceler.
ayrıca sanat sanılanın aksine çok geniş bir alan değildir. estetikliği ondan alınca zaten ne demek istediğimi anlarsınız.
ayrıca estetiğe çirkinlik de dahil edilmiştir. bu da estetiğin güzellik bilimi gibi tanımlanmasının ne kadar sığ olduğunu gösterir.
“Ey Sanat, nesin sen? Çok güçlüsün ve etkin; çok güzel ve canlısın. Deviniyorsak her an, senin sayende. Hücrelerimizdesin. Seni gerçekten çok seviyoruz ve senden gerçekten nefret de ediyoruz. Neden bu kadar çok sesli ve bu kadar çok yüzlüsün?
Bütün meslek dallarını sanat olarak tanımlamak estetik kaygıyı görmezden gelmek, plastik ve dramatik sanat dallarına hakaret etmek demektir. Sanatın da bir matematiği vardır ve bu matematik geregince sanat estetik hazza eşittir.
Hayatı yaşanabilir kılan yegane olgu.
Yokluğunu hissettirir. En basitinden uzun süre müzik dinleyemediğimde içimde biriken menfii duyguları, kötü izleri nasıl siler zihnimi nasıl yenileyebilirim bilemiyorum. Yürüyemeyene koltuk deyneği, görmeyene göz olabilir. Çoğu zaman en yakın arkadaşındır sen istediğinde yanındadır. Ruhu dinlendirir kişiyi olduğundan iyi olmaya iter kimi zaman. Birkaç ömre sığabilecek deneyimleri yaşatabilir.
Ordadır, ortadadır. Hele ki bu iletişim çağında ulaşması daha da kolaydır. Yeter ki sen farkına var, almasını bil ve onu koru.